Son Dakika !
--:--:--
Muhittin Çaçan

E DOĞRU… DEYİŞ DE TARİH DE HERKESE NASİP OLMAZ!

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Bir kraliçedir Sabahat Akkiraz… Tahtı yoktur; halkın gönlünde yeri vardır. Tacı yoktur; yarım asrı aşan emeği, sesi ve deyişleri vardır. Sarayı yoktur; Anadolu’nun köylerinden Hacıbektaş’a, gurbet sahnelerinden büyük konser salonlarına uzanan koskoca bir kültür hafızası vardır. Onun sanat tarihindeki yerini herhangi bir makam, siyasî çevre yahut bugünün gürültülü kalabalıkları tayin etmedi; sazıyla, sözüyle ve yıllara yayılan emeğiyle Anadolu tayin etti. Bu yüzden Sabahat Akkiraz’ın “Benim deyişlerim herkese nasip olmaz” sözüne öfkelenenler önce kelimenin ağırlığını anlamalıdır. Evet, nasip olmaz. Çünkü deyiş herhangi bir sahne repertuvarı değil, asil Türkün yüzyıllardan süzülmüş hafızasıdır. Hatayi’den Pir Sultan’a, Kul Himmet’ten Âşık Veysel’e uzanan bu büyük söz geleneğini bugünün siyasî sloganlarına indirgeyenlerin önce biraz tarih okuması gerekir. Sazın sesini duymak için kulak yeter; taşıdığı manayı anlamak için tarih şuuru, kültür ve biraz da izan gerekir.

Hele bütün bunların Hacıbektaş’ta yaşanması ayrıca ibretliktir. Hacıbektaş yalnızca bir tören meydanı değildir; Anadolu Alevi-Bektaşi hafızasının, Türk halk irfanının ve Millî Mücadele tarihinin önemli merkezlerinden biridir. Mustafa Kemal Paşa’nın Aralık 1919’da Hacıbektaş’a gelişi de bu tarihsel ağırlığın göstergesidir. Bir asır sonra aynı yerde Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü savunan bir sanatçının sözlerinden rahatsız olup ardından Hacıbektaş’ın mirası adına hüküm dağıtmak, üzerinde durulan toprağın tarihini okuyamamaktır.

Alevi-Bektaşi geleneğini bugünün dar etnik ve siyasî kalıplarına hapsetmeye de kimsenin hakkı yoktur. Bu geleneğin çoğul yapısını kabul etmek başka, Anadolu Türkmen kültürüyle, Türkçeyle, sazla ve deyişle kurduğu asırlık bağı inkâr etmek başkadır. Hatayi’yi sahiplenip Türkçesini, Pir Sultan’ı anıp tarihsel zeminini, Hacı Bektaş adını kullanıp Anadolu’nun Türkmen ve Millî Mücadele hafızasını görmezden gelemezsiniz. Tarih siyasetin sipariş verdiği bir terzi dükkânı değildir; işinize gelen parçayı kesip geri kalanını çöpe atamazsınız.

Sabahat Akkiraz’ın sanat tarihindeki yerini bugün ona saldıranlar vermedi ki yarın geri alabilsinler. Yarım asrı aşan sanat hayatı birkaç makamın, derneğin veya siyasî çevrenin lütfuyla kurulmadı. O ismi Anadolu’nun köyleri, ustaları, konser salonları, plakları ve kuşaklar boyunca onu dinleyen insanlar meydana getirdi. Bir sanatçıya “Sana konser yaptırmayacağız, seni bitireceğiz” diye tehdit savurmak fikir mücadelesi değildir. Fikir sahibi olan fikre fikirle cevap verir; sanatçının ekmeğini hedef alan ise tartışmayı kaybettiğini daha baştan ilan eder. Bir sanatçıyı eleştirmek hakkınızdır; onun yarım asırlık emeği üzerinde tasarruf sahibi olduğunuzu sanmak değildir.

Bu memleket sanatçısının kıymetini çoğu zaman öldükten sonra anlamak gibi kötü bir alışkanlığa sahiptir. Yaşarken kırarız, sustururuz, yalnız bırakırız; öldükten sonra adına salon açar, heykel diker, yıldönümünde nutuk çekeriz. Âşık Veysel’i, Neşet Ertaş’ı, Pir Sultan’ı bugün büyük bir hürmetle anmak kolaydır; asıl medeniyet, yaşayan sanatçının hoşumuza gitmeyen sözünü söyleme hakkına da sahip çıkabilmektir. Ölü ozanın heykeline çelenk bırakmak kolaydır; çünkü ölüler size cevap vermez. Yaşayan sanatçıya tahammül etmek ise gerçek kültür terbiyesi ister.

Tarih ayrıca şunu öğretir: Makamların ömrü kısa, türkülerin ömrü uzundur. Nice kudret sahibi geldi geçti; bugün adları dipnotlarda bile zor bulunuyor. Fakat Karacaoğlan hâlâ söyleniyor, Dadaloğlu hâlâ meydan okuyor, Pir Sultan hâlâ dilden dile dolaşıyor, Veysel’in sazı hâlâ çalıyor. Çünkü siyasî kudret zamanın kiracısıdır; kültür hafızanın mülküdür. Bugünün protokol koltuğundan yarının kültür tarihine hükmedebileceğini sananlar bu basit hakikati iyi öğrenmelidir.

Sabahat Akkiraz’ın her düşüncesine katılmak zorunda değilsiniz. Zaten mesele de bu değildir. Cumhuriyet diyorsanız farklı söze tahammül edeceksiniz. Demokrasi diyorsanız sanatçının sahnesini tehdit etmeyeceksiniz. Hacıbektaş diyorsanız Hacıbektaş’ın tarihini bileceksiniz. Pir Sultan diyorsanız deyişin hangi yüzyıllardan geçerek bugüne ulaştığını öğreneceksiniz. Tarih diyorsanız sloganla değil belgeyle konuşacaksınız.

Ve evet: Deyiş herkese nasip olmaz. Çünkü nasip yalnızca dinlemek değil, anlayabilmektir. Anlamak ise slogan değil müktesebat, öfke değil izan, tehdit değil edep ister. Yarım asırlık bir sanatçıyı birkaç günlük gürültüyle silebileceğini sananlara söylenecek söz de fazla değildir: Haddinizi bilin, tarihi öğrenin. Sizden önce nice gürültü gelip geçti; makamlar boşaldı, kalabalıklar dağıldı. Saz kaldı, söz kaldı, türkü kaldı.

Ben sizin asıl derdinizi biliyorum: Çaldıran’dan bugüne taşımaya çalıştığınız o tarih okumasını; Yavuz Sultan Selim üzerinden kurmaya çalıştığınız hesaplaşmayı, melun-u melain İdris-i Bitlisî üzerinden ürettiğiniz ittifak anlatısını, Hamidiye Alayları ve dönemin paşaları üzerinden bugüne devşirdiğiniz siyasî husumeti… Tarihin birbirinden farklı dönemlerini aynı torbaya doldurup beş asırlık hadiselerden bugünün kavgasına malzeme çıkarmaya çalıştığınızın da farkındayım. Da neyse…

Eskiler “YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER” derlerdi ya; o vakitler Bağdat çok mamur idi! Kitabın ortasından konuşurum konuşmasına da sonra zorunuza gider; durduk yere tarih yazısı adliye hatıratına dönüşmesin. Korktuğumdan değil; ikindiyi geçen ömrümün bu saatinden sonra hakikati anlatmaktan çok, hakikati söylediğimi izah etmekle vakit kaybetmek istemediğimden. Üstelik ne sarı zarf almak isterim ne de şu sıra avukata verecek param var!

Onun için şimdilik tarih konuşsun, arşiv hafifçe tebessüm etsin, biz de anlayana “nasip” deyip geçelim. Zira anlamayana Hacıbektaş’ın tarihini baştan sona okutmak yetmez; Bağdat’ı yeniden mamur etsek yine hesap tutmaz.

Muhittin Çaçan

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan DEVLETİN KAPISINDAN İKİ SADAKATLE GİRİLMEZ!
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan BELGELER BÖYLE SÖYLÜYORSA, SORMAK GEREKMEZ Mİ?
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan TARİHİN “DOKUNULMAZLAR” MEZARLIĞI
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan KİTAP KAPANDI, DOSYA KAPANMADI
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan KAHRAMANLIK CEPHEDE YAZILDI, VEFA GÜVENPARK’TA SINANIYOR
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan KARLOFÇA’DA KAYBIN MÜKÂFATI: SAMUR KÜRK, GİZLİ NİŞAN,YA BUGÜN?
Yazarlarımız
Ajans News