Memur ve emeklilerimize yönelik enflasyon farkı düzenlemeleri elbette önemlidir. Devletin vatandaşını enflasyon karşısında koruma çabası takdire şayandır. Ancak bugün milyonlarca özel sektör çalışanının zihninde haklı bir soru dolaşmaktadır:
“Ben bu memleketin evladı değil miyim?”
Market raflarındaki fiyatlar memura farklı, işçiye farklı uygulanmıyor. Elektrik faturası, kira bedeli, eğitim giderleri veya temel ihtiyaçlar özel sektör çalışanlarına daha düşük fiyatla sunulmuyor. Enflasyon herkesi aynı şekilde etkiliyor; fakat koruma mekanizmaları aynı ölçüde işlemiyor.
Bugün toplumda giderek büyüyen bir algı oluşmaktadır. Gençler artık okumayı, kendilerini geliştirmeyi, bilgi ve beceri sahibi olmayı öncelikli hedef olarak görmüyor. Birçok gencin temel hedefi, doğrudan memur olmak haline gelmiş durumda.
Çünkü insanlar üretimden, girişimcilikten veya özel sektörde kariyer yapmaktan çok; devlet güvencesine, sosyal haklara ve düzenli gelire ulaşmanın peşine düşüyor.
Bu durum yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda ülkemizin üretim kültürünü, girişimcilik ruhunu ve çalışma hayatının dengesini etkileyen sosyal bir meseledir.
Elbette kamu görevlilerimizin haklarının korunmasına kimsenin itirazı olamaz. Ancak devletin şefkati ve koruyucu gücü sadece bir kesim üzerinde hissedilmemelidir.
Devlet, gücünü yalnızca maaş ödeyen bir kurum olarak değil; toplumun bütün kesimlerini adaletle gözeten bir mekanizma olarak göstermelidir.
Özel sektörde çalışan milyonlarca insanın emeğiyle fabrikalar dönüyor, üretim yapılıyor, ihracat gerçekleşiyor, ekonominin çarkları dönüyor. Bu insanların alım gücünün her geçen gün erimesi sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda milli ekonominin de sorunudur.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey memur ile işçiyi karşı karşıya getirmek değildir. İhtiyaç duyduğumuz şey; çalışanlar arasında oluşan sosyal ve ekonomik uçurumun büyümesini engelleyecek adil çözümlerdir.
Özel sektör çalışanlarının ücretlerinin enflasyon karşısında korunmasına yönelik yeni mekanizmalar oluşturulmalı, işçi ve işveren temsilcileriyle ortak çalışmalar yapılmalı, çalışanların alım gücü sürdürülebilir şekilde güvence altına alınmalıdır.
Çünkü adalet, yalnızca belirli bir kesimin haklarını korumak değildir.
Adalet; memuru da işçiyi de, emekliyi de esnafı da aynı vicdan terazisinde tartabilmektir.
Devlet güçlüdür. Güçlü devlet, gücünü toplumun her kesimine eşit şekilde hissettirebilen devlettir.
Hüseyin Kamil Kadıoğlu
Yorum Yap