Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Cihat TOPRAK: Diyarbakır’da gerçekten Deniz var mıydı?

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Diyarbakır’a yaklaşırken çoğumuzun aklına siyah surlar, dar sokaklar ve insan tarihinin ağır nefesi gelir. Peki ya o nefesin altında, taşların içinde, toprağın katmanlarında başka bir ses daha varsa? Burası bir zamanların denizine dair anıları saklıyor olabilir —sadece jeolojik bir olgu değil, insanların mitleriyle, ağızdan ağıza aktarılan anılarla ve kutsal metinlerin yankılarıyla iç içe geçmiş bir deniz.

Denizin İzleri: Bir Hatırlama Ritüeli

Taş konuşur, taş unutmaz — diyelim ve başladığımız yerde kalsın. İnsanlar kuşaktan kuşağa aktarılan küçük ayrıntılarla geçmişin bir parçasını diri tutar: bir tepenin eteğinde bulunmuş kabuk, yeni kazılmış bir tarlada ortaya çıkmış pürüzlü mercan parçası, yaşlı bir kadının “burası eskiden suyun dibiydi” diye anlattığı yerel deyim. Bunlar, bilimsel tarihçiliğin ölçüsünde kesin kanıt olmasa bile, kolektif belleğin haritasında denizin bir zamanlar burada olduğunun işaretleri gibidir. Hevsel’in bereketi sadece toprak veriminden değil; suyun, rutubetin ve eski akarsuların hafızasından beslenir —Evseli, Aden gibi adlandırmalar da işte o hafızanın dilidir.

Efseli-Aden ve Nuh Tufanı: Mitin Coğrafyaya Yapışması

Kutsal metinlerde ve halk efsanelerinde tufan anlatıları evrenseldir; ama her anlatı, geçtiği toprağın dilini alır. Diyarbakır’daki “Efseli-Aden” imgeleri, bereketli bir vadiyi kutsal bir bahçe olarak tasvir eder; burası hem geçim hem ahlaki düzen için bir merkezdir. Nuh’un gemisi meselesi asıl olarak büyük bir arketiptir —bir yıkım ve yeniden doğuş anlatısı— fakat yerel masallar bu arketipi Hevsel’in bereketiyle, Eğil’in kayalara oyulmuş mezarlarıyla, Karacadağ’ın volkanik sırtlarıyla, Çınar’ın gölgeli kaleleriyle harmanlar. Bir halk masalında Nuh’un gemisinin kıyıya çekildiği sabah, Hevsel’in bataklıklarında tuzlu çiçeklerin açtığı, bir başka hikâyede de gemideki son martının bir kayanın üzerinde durduğu söylenir. Bu imgeler gerçekliği değiştirmez; ama ruhun gerçekliğini kurar —ve şehir, ruhun gerçekliğiyle konuşmayı sever.

Eğil, Karacadağ, Çınar: Denizle Konuşan Yöreler

Eğil’in kıvrımlı vadileri, Dicle’nin kıyısında bir zamanlar suya daha yakın yaşamış insanların izlerini taşır. Halk hikâyelerinde Eğil, suya açılan kapıların ve yarılmış kayaların yeri olarak anlatılır; orada, yıllar önce akarsu yatağının farklı aktığını, eski köylerin su altında kaldığını söyleyen yaşlılar vardır. Karacadağ’ın verimli etekleri ve siyah lav taşlarıysa başka bir tür sessiz bağ kurar: volkanın külü, tarım topraklarını bereketlendirirken, aynı zamanda bölgenin yüzeyini deniz hatıralarıyla kaplı katmanların üstüne serer —volkanik kabuk, deniz kabuğunun üstünde yeni bir hikâye yazar. Çınar ve Zerzevan çevresi ise taşların altında saklanan ritüellerin, yeraltı odalarının, gölgeli tören alanlarının bulunduğu yer olarak anılır; buradaki halk anlatıları tufanın ardından gelen “gölge zamanları” hakkında konuşur —insanların yüksek yerleri seçip suyun çekildiği düzlükleri terk ettiği zamanların öyküleri.

Halkın Anlattığı Kırıntılar

Anlatalım: Bir köyde, yaşlı bir adam varmış; gençliğinde bir tarlayı sürerken iri bir deniz kabuğu bulmuş. Kabuk öyle büyükmüş ki komşular “bunu deniz mi getirdi?” diye fısıldamış. Adam gülüp “gemiler gemiler geçti de bizi buraya bırakmadılar” demiş; sonra da kabuğu evinin kapısına koymuş, hoş bir uğurmuş gibi. Başka bir köyde, taş bir platformun üzerinde yıllardır görülen tuz beyazı lekeleri varmış; halk “orada bir zamanlar suyun pürüzleri vardı” diye anlatırmış. Bu tür kırıntılar, bilimsel verinin yerine geçmez ama coğrafyanın insan zihnindeki yerini gösterir: Deniz, burada yalnızca fiziksel bir şey değildir; insanın belleğini, ritüellerini ve yer adlarını biçimleyen bir metafordur.

Geçmişle Hesaplaşma ve Kimlik

Bir kent tarihini sadece duvarlarıyla okumak, yarım bir okuma olmaktır. Denizin anıları, insanların kendisini nasıl tanımladığına dair ipuçları verir: kimlikler, hafızalar ve aidiyet duyguları genellikle büyük olayların mitleriyle şekillenir. Nuh Tufanı’nın bölgeyi süsleyen öyküsü, felaketle yüzleşme, yeniden inşa etme ve toprağı kutsallaştırma mekanizmalarının nasıl çalıştığını gösterir. Hevsel’in “Evseli” diye adlandırılması, sadece bir isim değil; suya olan saygının, suyu tanrılaştırmanın, suyu hem korkup hem tapmanın kültürel bir tezahürüdür.

Taşları Dinle, Hikâyeyi Yeniden Yaz

Diyarbakır’ın denizi bir anı, bir gölge, bir metafor ve bazen de bir dosya dolusu taş parçasıdır. Efsaneler yalan söylemez; onlar farklı bir hakikatin, insan ruhunun hakikatinin taşıyıcılarıdır. Hevsel’deki bir çalıyı, Eğil’in bir mağarasını, Karacadağ’ın eteklerini ve Çınar’ın gölgelerini tek tek dinle; her biri denizin farklı bir notasıdır. Okuyucu, şunu unutma: tarihin en derin biçimleri çoğu zaman suyun altında kalmış olanlardır — ama onları bulmak için kazmamıza gerek yok; bazen tek yapmamız gereken, dinlemektir.

Cihat TOPRAK

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
¨Cihat TOPRAK

PROFESÖRLÜK UNVANI KAYNAKÇAYI SUSTURAMAZ

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

¨Cihat TOPRAK

Okul Toplumun Aynasıdır: Güvenlik Kamerasıyla Ruh İnşa Edilmez

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

¨Cihat TOPRAK

KANUN MADDELERİ ORTADA: HAVUZ İHALESİNİN HESABINI VERİN!

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...

Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.