Diyarbakır’ın tozlu yollarından Çınar’a doğru uzandığınızda, sağ tarafta yükselen o kadim karaltı artık sadece bir Roma garnizonu değil. Zerzevan Kalesi, son yıllarda arkeolojik bir kazı alanı olmaktan çok, küresel bir satranç tahtasına dönüştü. Bir gazeteci olarak masanın üzerine evrakları yaydığınızda, karşınıza çıkan manzara sadece taş ve toprak değil; finans devlerinin, ezoterik tarikatların ve cevapsız soruların…
Diyarbakır’ın tozlu yollarından Çınar’a doğru uzandığınızda, sağ tarafta yükselen o kadim karaltı artık sadece bir Roma garnizonu değil. Zerzevan Kalesi, son yıllarda arkeolojik bir kazı alanı olmaktan çok, küresel bir satranç tahtasına dönüştü. Bir gazeteci olarak masanın üzerine evrakları yaydığınızda, karşınıza çıkan manzara sadece taş ve toprak değil; finans devlerinin, ezoterik tarikatların ve cevapsız soruların iç içe geçtiği karanlık bir dehliz.
Gelelim asıl meseleye: Dünyanın tapusunu elinde tuttuğu iddia edilen Rothschild ve Rockefeller aileleri neden buraya bu kadar takıntılı?
Zerzevan’ın altında yatan Mithras Tapınağı, sıradan bir ibadethane değil. Mithraizm; gizlilik, hiyerarşi ve yedi aşamalı bir yükseliş öğretisidir. Bugün “dünya düzenini biz kuruyoruz” diyen ailelerin, bu pagan inancının modern mirasçıları olduğu iddiası sadece bir komplo teorisi mi? Hiç sanmıyorum. Bu ailelerin temsilcileri, dünyanın öbür ucundan kalkıp Diyarbakır’ın bir köyüne “kültür turizmi” için gelmiyorlar.
Pagan inancında mekanın ruhu (Genius Loci) esastır. Teoriler şunu söylüyor: Zerzevan, bir enerji kapısı. Rothschild ve Rockefeller gibi yapılar, gücü sadece paradan değil, bu tür kadim “kaynaklardan” alıyor. Peki, o gece yarısı ziyaretlerinde, kapalı kapılar ardında ne tür ayinler yapıldı? Hangi mühürler açıldı, hangi sözler verildi? Halkın ve basının alınmadığı o “özel” saatlerde Zerzevan, bir arkeoloji sitesi miydi yoksa küresel efendilerin pagan tapınağı mı?
Burada okları biraz da o alanın idaresine çevirmek lazım. Kazı başkanlığı makamı, sadece fırçayla toprak süpürme yeri değildir; orası aynı zamanda halkın mirasının bekçiliğidir. Ancak Zerzevan özelinde gördüğümüz tablo, bilimsel şeffaflıktan ziyade bir “VIP turizm acentesi” işleyişini andırıyor.
Şimdi bir gazeteci olarak, isimlerden azade, o makamı ve o iradeyi sorguluyorum:
Bir kazı başkanının görevi, o alanı küresel sermayeye bir “spiritüel oyun alanı” olarak pazarlamak değildir. Eğer Zerzevan, bugün arkeolojik makalelerden çok Rockefeller’ın gizli ziyaretleriyle anılıyorsa, orada bir “başarı” değil, bir “teslimiyet” vardır.
Toplum olarak sorma vaktimiz geldi: Zerzevan’ın dehlizlerinde sakladığınız nedir? O kapalı kapıların anahtarı kimin cebinde? Bizim topraklarımızda, bizim tarihimiz üzerinden kimler hangi pagan ritüelleriyle güç tazeliyor?
Gerçeklerin, yerin altındaki o karanlık tapınaklarda sonsuza dek gizli kalmayacağını hepimiz biliyoruz. Günün sonunda, o “dokunulmaz” sanılan isimler gidecek, geriye sadece toprak ve o toprağa ihanet edip etmediğimizin hesabı kalacaktır.
Sessizlik Duvarı ve Nevzat Bahtiyar Bilmecesi: Narin Dosyası Gerçekten Kapandı mı?
KÖY ENSTİTÜLERİNDEN TEKİNSİZ OKULLARA: DEVRİN KİNYAS KARTALLARI KİMLERDİR?
AİLEYE YÖNELİK SALDIRILAR
Amida’dan Diyarbakır’a: Bir Şehrin Taşa Yazılmış Hikâyesi
Memleketin Kalbinden Ufka Bakış: Devletin Vakarı ve Hakikat Terazisi
Yorum Yap