Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Teşkilat mensuplarımız milletimizin derdiyle dertlenmeli, belediye başkanlarımız gönül belediyeciliği ile vatandaşlarımızın gönlünü kazanmalı” diyerek bir kez daha belediye başkanları için halka dokunmanın rotasını çizdi. Cevap, 27 aydır halkın içinde olması ve ihtiyaç sahiplerine destek olmasıyla öne çıkan Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’ndan geldi. Beyoğlu, “Gönül, sosyal ve hizmet belediyeciliğinin mimari olan Cumhurbaşkanımızın sözlerinin gereğini 27 aydır yerine getirmeye gayret ediyoruz. Pandemi dönemi dahil mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı geziyoruz. Gönüllere dokunup milletimizin derdiyle dertleniyoruz ” dedi.

“Klasik belediyecilik yapmıyoruz “
Her gün onlarca aileyi ziyaret etmesi, ihtiyaç sahiplerine destek olması ve toplumun farklı kesimleriyle kurduğu sıcak temaslarla isminden söz ettiren Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu, 16 Nisan 2019 tarihinde resmi olarak başladığı görevde 27 aydır halkın derdiyle dertlenerek bu anlamda bugüne kadar eşine rastlanmayan farklı bir belediyecilik ortaya koyduklarını söyledi.

Başkan Beyoğlu, “Ülkemizin geleceği için gecesini gündüzüne katarak milletimize hizmet eden cumhurbaşkanımızın sözleri bizim için emir ve talimattır. Bağlar’da vatandaşı seçimden seçime hatırlama düşüncesi hamdolsun tarihe karıştı. 27 aydır her gün, her saat milletimizin emrindeyiz. Bizden önce 20 yılda ihmal ve istismar edinen güzel ilçemizin hizmet noksanlığı giderdik. Bugün Karacadağ’dan eski Bağlar bölgesine kadar her karışta hizmetin izleri var. Vatandaşımız ile aramıza hiç bir mani koymadık. Milletin kaynaklarını millet için hizmete dönüştürüyoruz. Randevu vermek yerine herkesin dilediği zaman bize ulaşmasına imkan tanıdık. Sokak ve caddelerimizi her gün geziyoruz, vatandaşlarımızın evlerine misafir oluyoruz. Bütün bunlar yeter mi. Elbette ki yeterli görmüyoruz. Görevimizin son anına kadar tüm enerjimizi vererek daha çok hizmetkar olacağız inşallah ” diye konuştu.

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap