Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Algoritmanın Reçetesi: Gördüğüme İnanırım

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Algoritmanın Reçetesi: “Gördüğüme İnanırım” Yanılsaması ve Dijital Hipokondri
Geçenlerde ekranı kaydırırken denk geldiğim bir video ömrümden ömür, ruhumdan da birkaç megabayt huzur aldı. 15 saniyelik bir reels: Beyaz önlüklü arkasında bulanıklaştırılmış bir laboratuvar rafı olan “uzmanımız” kameraya dik dik bakıyor.

Cümle efsane: “Parmak uçlarınızda karıncalanma varsa, vaktiniz kalmamış olabilir! Bu üç otu hemen karıştırıp için!”
Durduk yere adamın parmak ucunda karıncalanma yoktu tabii; ama video bittiğinde ben kendi parmak uçlarımı sıkmaya, nabzımı yoklamaya, hatta içten içe “Acaba o üç otu nereden bulurum?” diye Google’da arama yapmaya çoktan başlamıştım.


İşte tam o an, modern zamanın en büyük illüzyonuna bir kez daha boyun eğdiğimizi fark ettim: “Gördüğüme inanırım” devri kapandı; artık “Görmem sağlandığına göre, kesin doğrudur” çağındayız.
Eski dervişler “Gözün gördüğüne inanma, kalbin gördüğüne inan” derdi.

Şimdikiler ise “Gözün gördüğüne inanalım da, gördüğümüzü bize kim gösteriyor?” sorusunu sormayı unuttu. Sosyal medya sağlık akışları , insanın en mahrem korkularını, ölüm kaygısını ve “mükemmel sağlık” takıntısını beslemek için tasarlanmış dev bir manipülasyon laboratuvarıdır.


Algoritma kurnazdır. Sağlıklı, sakin ve “bugün de gayet iyiyim” diyen bir bireyin ekranda üç saniyeden fazla tutulamayacağını çok iyi bilir. Sistemin tık alması, reklam göstermesi ve veri havuzunu beslemesi için gereken yegane şey paniktir.


Bir videoda “Sabahları uyanamıyorsanız karaciğeriniz iflas ediyor” denir, diğerinde “Şu rengi görüyorsanız acile koşun” uyarısı yapılır. İnsan, akıllı telefon ekranının camından yansıyan kendi solgun yüzüne bakıp “Lan yoksa?” der. Birey, kendi bedeninin sesini dinlemeyi bırakmış; sosyal medyadaki viral sağlık trendlerinden tıp eğitimi almaya başlamıştır.


Bu kriz sadece bir cehalet meselesi değil; köklü bir epistemolojik iflas halidir. Yüzyıllardır insanlık bilgiye ulaşmanın yollarını aramış; akademi kurmuş, laboratuvarlar açmış ve hakemli dergiler çıkarmıştır. Ancak bugün en geçerli “bilgi” formatı, üç saniyede bir kurgu hilesiyle geçiş yapılan, arkaya gerilim müziği döşenmiş 15 saniyelik videolardır.


“Gördüğüme inanırım” ilkesi bu dijital ekosistemde duvara çarpar. Çünkü artık gözümüzün gördüğü şey gerçeğin kendisi değil, algoritmik bir aklın önyargılarımıza ve korkularımıza göre ürettiği dijital bir simülasyondur. Bilgi demokratikleşmemiş; hallaç pamuğu gibi atılarak ortalığa saçılmıştır. Uzmanlık alanı ile “etkileşim alanı yer değiştirmiştir.


Artık hakikat laboratuvarda tüpte pişen değil; keşfette viral olandır. Bir içerik çok izleniyorsa, çok paylaşılıyorsa veya çok beğeniliyorsa otomatik olarak “doğru” kabul edilir.

Bilimsel doğruluk, yerini “beğeni sayısına dayalı hakikate” bırakmıştır.
Peki, bu düzenin sonunda ne oluyor? Bireyin doğru bilgiye ulaşma, onu süzme ve ayırt etme yetisi tamamen iptal mi oldu?
Maalesef toptan olmasa da büyük oranda askıya alındı. Kendi bedenine yabancılaşan, her sızıntıyı bir felaket ve her yorgunluğu bir ölüm habercisi sanan “yeni nesil evham insanı” türedi.

Hekimlere ve uzmanlara olan güven sarsılırken, ekrandaki dijital şarlatanlara kefaret ödeniyor. İnsanlar, zihinlerindeki boşluğu ve anlam arayışını sosyal medyanın sunduğu ucuz, hızlı ve zehirli “sağlık reçeteleriyle” doldurmaya çalışıyor.
Sonuçta ortaya ne çıkıyor? Sürekli tetikte, sürekli korku içinde, eli akıllı saatinde nabız sayan ama hayattan zevk almayı unutmuş bir dijital kalabalık.


Hani yazının başında parmak uçlarınız karıncalanıyordu ya? Aslında karıncalanan parmaklarımız değil; dijital dünyanın ellerinde uyuşan, hissizleşen aklımız ve sağduyumuzdur.

Ekranı kapatıp kendi nefesimize odaklanmadığımız sürece, bu algoritmik hipokondri tünelinin sonundaki ışık, ne yazık ki bir şifa lambası değil, üzerimize son hızla gelen trenin farı olacaktır.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.