Diclenin sakin ve serin sularında yıkanmış bu şehrin saçları buram buram her yanıyla tarih kokar.
Kime sorsan ne hayatlar dökülür o dillerden;
Hikaye mi olur yoksa roman mı o bilinmez bilinen odur ki bu topraklarda insanlar hayata erkenden atılır.
Bizim neslin pek bilmediği ancak 40’lı yaşların bizzat tanık olup yaşadığı yamalı giysiler, su kaçıran ayakkabıların, tatlı, simit ve su satmakla geçen ömürler sekizli dokuzlu yaşlarında birileri bugün hayata dair hiçbir anlam katamazken o dönemin çocukları en acı anlarına bir gülücükle adeta meydan okurdu.
Bugünün robot nesline karşın o neslin bir albesini oldu bana göre kim bilir bu yazılanlara birileri şu an benim güldüğüm gibi gülüyordur. Çünkü zaman ayırıp okuyamıyoruz. Herşey sosyal medyada yer alan otuz ve altmış saniyelik videolarda saklı kalmış.
Üzülüyorum artık birşeyler üretmeyip hayallerden vazgeçen yeni nesli gördükçe her geçen biraz daha geriliyoruz hem anlamda;
Halbuki buna elbirliğiyle dur diyebiliriz; Bu hayatın sosyal düzenin yapı taşı olan aile birliğini sağlayıp eğitimle bunu aşılayabiliriz. Şimdi birileri haklı olarak ekonomik olarak refaha sahip olmayıp bu bilinci kendimizde nasıl yer edineceğiz diye sorabilirler;
Yutkunur ve bir susarım ancak sonrasında başlarım konuşmaya eğitim olmadan korunacak bir bütçe olmaz derim ve en başta bunu kazanabilmek bir mücadele başlatıp daima ileriyi görerek hareket etmeyi tavsiye etmekle kalacağım şimdilik…
Hani derler ya adım hıdır elimden gelen budur diye bir umudun olduğunu hiç bir şey için geç olmadığını burdan tekrar tekrar dile getirmek isterim bu yazdığım yazının bizlere bir ışık olması niyetiyle başlangıç olan maraton koşumuzun işaret fişeğini ateşliyor muyuz diye sormak istiyorum(:
Değerli okuyucularımız ilk yazımı burada tamamlarken sizlere bu vakti ayırdığınız için canı gönülden şükranlarımı sunarım…

Savaşın en acı anları kadın ve çocuklara ulaşan zararlardır diyerek başlarken yeni oyunlara kapı aralanmış ve yeni acı çığlıklar dünya siyasetine yön veren para kasalarının iki dudağı arasında kalmıştır. İstediklerini...

Değerlerimiz Sende Mi ? Veya Değerimiz Sen Olabilir misin Herşeyi özledik ya şerefi hassasiyeti toplum bilincini huzuru kıymeti değeri özledik bugün herkeste var olup gibi görünen ama aslında kayıp olmaya...

İnce ,narin ve güzel yüz kadının tanımlamalarında bulunan en hassas duygular arasındadır. Kadını anlatmak kelimelere, hikayelere, romanlara ve hatta ülkelere çoğu zaman sığamamıştır. Uğruna hayatlar bitmiş, hayaller sonlanmış ve kırık...

Ben yolları aşa aşa geliyorum benimle beraber iyi olan da kötü olan da var ben ne olduğumu bilmiyorum bileni arıyorum ülkemde bileni göremediğim için aç olduğum için kaçıyorum ben bir...

BAĞIMLILIKTAN YENİ BİR BAĞIMLILIĞA Olayın özüne baktığımızda küresel çapta büyük sermayelerin insanların hayatında son yüz yıl içerisinde etki alanları çok büyük oranda arttı. İstedikleri insan tiplerini hiçbir ahlaki değer gözetmeksizin...

Milletimizin Yeni İşi Gücü Zam Zevk tünellerin de zevkine bir zarar gelmesin diye hiçbir değer yargısı bırakmadan önüne gelen herşeye zam yapmak oldu bazılarının işi arkadaşlar şu pandeminin bir girişi...
Yorum Yap