Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Elma kokusunu sever misiniz?

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!


Ya da şöyle sorayım.
Hiç elma yerken aslında boğazınızda bir yanma hissettiniz mi?
Hayır mı?
O halde size bir olay anlatayım..

Bundan 30 yıl önce,
16 Mart 1988 sabahı,
elma kokusuyla uyandı Halepçeliler.
Sevinçle mutfağa yöneldiler önce.
Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar.

Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor, hemen dışarı akın ettiler merak ve heyecanla.
Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış.
Hızlı hızlı yürümeye başladılar; kokunun kaynağını aramaya başladılar.
Gittikçe şiddetlendi elma kokusu. Ama bir yandan da derilerinde bir yanma hissettiler sanki.
Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler.
Bu sefer daha hızlı koşmaya başladı bir çoğu.
Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi.
Koşuyorlardı; ama yanıyorlardı da. Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar. Yanma iyice artıyordu.
Zamanla derilerinin morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla. Bir an önce suya ulaşmalılardı.
Kendilerini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer, asit dolu bir havuza girmişler gibi.
Artık ölmüşlerdi, ölümün nereden geldiğini anlayamadan.
Yanarak ölmüşlerdi, üstelik ateşsiz ve dumansızdı buyanma çığlıklarla bağırışlarla çağırışlarla.
Bir avuç kül oluvermişlerdi aniden, ne olduğunu anlayamadan…

“Saçlarım tutuştu önce
Gözlerim yandı, kavruldu
Bir avuç kül oluverdim
Külüm havaya savruldu.”

Kimyasal zehir öyle bir şeydir ki; vücudunuza temas ettiği anda yakar sizi, nefes almak için çırpınırsınız; alamazsınız.
Deriniz büzülüp çürür.
Yavaş yavaş, acı çeke çeke ölürsünüz.
Öyle ki başınıza silah vurularak öldürülmeyi buna tercih edebilirsiniz.
Bu zehir de elma kokuluydu.
Güzel kokulu zehir, Zekice planlanmış bir katliamdı. Hedeflerinde çocuklar vardı, geleceği hedeflemişlerdi..

En çok da çocuklar öldü Halepçe’de.
Tıpkı diğer katliamlardaki gibi.
yıllar sonra ülkelerine demokrasi getirecek olan o uzak memleketteki adamlar, kendi memleketlerindeki o diktatöre hediye etmişlerdi bu elma kokulu zehri.
Ölmeden önce,
ölürken,
yanarken Halepçelilerin attıkları çığlıkları duyamadılar o özgürlükçü ve demokrat adamlar.
Çünkü o sırada başka ülkelerde başka hayatları mahvetmekle meşgullerdi.
Başka soykırım planları vardı.
Onlardı zaten,
Hiroşima’da küçük gözlü onlarca küçük çocukları yakan.
Onlardı Vietnam’da yüzlercesini, binlercesini katleden.
Onlardı Ruanda’da 100 gün içinde 800 bin kişinin katledilmesini sessizce destekleyen.

Duyamadılar o çığlıkları…
Şimdi Halepçeli çocuklar el ele tutuşmuş
Hiroşimalı,
Ruandalı,
Vietnamlı kardeşleriyle dünyaya barış mesajı veriyorlar,
insanlığa sesleniyorlar:
Halepçe’de 16 mart 1988’de insanlık nefessiz bırakıldı,
yakıldı.
Hatırlamak,
anmak,
insan olmak onurumuzdur.

İnsanlık için onurdur.mct

Halepçeyi asla unutmayacağız.
16 Mart 1988 her yıl önce Halepçede 5000 Kürt kadın çocuk Saddam Hüseyin tarafından elma kokulu-hardal tadı bombalarla öldürüldü, sonra bizlerde yaşayarak öldük…

Elma kokusunu o gün önemini anladım. ..
Halepçe katliamını kınıyorum….

Cihat Toprak

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
¨Cihat TOPRAK

PROFESÖRLÜK UNVANI KAYNAKÇAYI SUSTURAMAZ

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

¨Cihat TOPRAK

Okul Toplumun Aynasıdır: Güvenlik Kamerasıyla Ruh İnşa Edilmez

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

¨Cihat TOPRAK

KANUN MADDELERİ ORTADA: HAVUZ İHALESİNİN HESABINI VERİN!

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...

Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.