Ajans News Haber

Elma kokusunu sever misiniz?

Elma kokusunu sever misiniz?
¨Cihat TOPRAKTÜM YAZILARI
155 Okundu Okundu
15 Mart 2021 - 9:01


Ya da şöyle sorayım.
Hiç elma yerken aslında boğazınızda bir yanma hissettiniz mi?
Hayır mı?
O halde size bir olay anlatayım..

Bundan 30 yıl önce,
16 Mart 1988 sabahı,
elma kokusuyla uyandı Halepçeliler.
Sevinçle mutfağa yöneldiler önce.
Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar.

Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor, hemen dışarı akın ettiler merak heyecanla.
Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak heyecanla dışarı çıkmış.
Hızlı hızlı yürümeye başladılar; kokunun kaynağını aramaya başladılar.
Gittikçe şiddetlendi elma kokusu. Ama bir yandan da derilerinde bir yanma hissettiler sanki.
Aldırmadılar yürümeye devam ettiler.
Bu sefer daha hızlı koşmaya başladı bir çoğu.
Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi.
Koşuyorlardı; ama yanıyorlardı da. Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar. Yanma iyice artıyordu.
Zamanla derilerinin morarmaya büzülmeye başladığını gördüler korkuyla. Bir an önce suya ulaşmalılardı.
Kendilerini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer, asit dolu bir havuza girmişler gibi.
Artık ölmüşlerdi, ölümün nereden geldiğini anlayamadan.
Yanarak ölmüşlerdi, üstelik ateşsiz dumansızdı buyanma çığlıklarla bağırışlarla çağırışlarla.
Bir avuç kül oluvermişlerdi aniden, ne olduğunu anlayamadan…

“Saçlarım tutuştu önce
Gözlerim yandı, kavruldu
Bir avuç kül oluverdim
Külüm havaya savruldu.”

Kimyasal zehir öyle bir şeydir ki; vücudunuza temas ettiği anda yakar sizi, nefes almak çırpınırsınız; alamazsınız.
Deriniz büzülüp çürür.
Yavaş yavaş, çeke çeke ölürsünüz.
Öyle ki başınıza silah vurularak öldürülmeyi buna tercih edebilirsiniz.
Bu zehir de elma kokuluydu.
Güzel kokulu zehir, Zekice planlanmış bir katliamdı. Hedeflerinde çocuklar vardı, geleceği hedeflemişlerdi..

En çok da çocuklar öldü Halepçe’de.
Tıpkı diğer katliamlardaki gibi.
yıllar sonra ülkelerine demokrasi getirecek olan o uzak memleketteki adamlar, kendi memleketlerindeki o diktatöre hediye etmişlerdi bu elma kokulu zehri.
Ölmeden önce,
ölürken,
yanarken Halepçelilerin attıkları çığlıkları duyamadılar o özgürlükçü demokrat adamlar.
Çünkü o sırada başka ülkelerde başka hayatları mahvetmekle meşgullerdi.
Başka planları vardı.
Onlardı zaten,
Hiroşima’da küçük gözlü onlarca küçük çocukları yakan.
Onlardı Vietnam’da yüzlercesini, binlercesini katleden.
Onlardı Ruanda’da 100 gün içinde 800 bin kişinin katledilmesini sessizce destekleyen.

Duyamadılar o çığlıkları…
Şimdi Halepçeli çocuklar el ele tutuşmuş
Hiroşimalı,
Ruandalı,
Vietnamlı kardeşleriyle dünyaya barış mesajı veriyorlar,
insanlığa sesleniyorlar:
Halepçe’de 16 mart 1988’de insanlık nefessiz bırakıldı,
yakıldı.
Hatırlamak,
anmak,
insan olmak onurumuzdur.

İnsanlık onurdur.mct

Halepçeyi asla unutmayacağız.
16 Mart 1988 her yıl önce Halepçede 5000 Kürt kadın çocuk Saddam Hüseyin tarafından elma kokulu-hardal tadı bombalarla öldürüldü, sonra bizlerde yaşayarak öldük…

Elma kokusunu o gün önemini anladım. ..
Halepçe katliamını kınıyorum….

Cihat Toprak

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: