Günümüz akıllı telefon pazarında yabancı markaların hakimiyeti sürerken, Türkiye’nin bir zamanlar kendi cep telefonunu ürettiğini biliyor muydunuz? Takvimler 1997 yılını gösterdiğinde, savunma sanayinin devi ASELSAN, Türkiye’nin ilk yerli ve milli cep telefonu olan “Aselsan 1919″u piyasaya sürerek teknoloji dünyasında tarihi bir adım attı.
İSMİYLE TARİHE BİR İMZA
ASELSAN mühendisleri tarafından büyük bir heyecanla geliştirilen cihaza, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş mücadelesinde bir milat olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkış tarihine atfen “1919” adı verildi. Bu isimlendirme, projenin sadece teknolojik bir atılım değil, aynı zamanda milli bir gurur vesilesi olduğunu da simgeliyordu.
DÖNEMİNİN ÖTESİNDE BİR TEKNOLOJİ
Aselsan 1919, piyasaya çıktığı dönemdeki rakiplerine kıyasla oldukça iddialı özelliklere sahipti. O yıllarda “tuğla” olarak tabir edilen ağır ve kaba telefonların aksine, 1919 modeli hafif ve ergonomik tasarımıyla dikkat çekiyordu. Ancak onu gerçekten farklı kılan en önemli özelliklerinden biri, zil sesleriydi. Yabancı melodiler yerine, içerisinde “Dağ Başını Duman Almış” gibi milli marş ve ezgilerin yüklü olduğu Aselsan 1919, bu yönüyle de yerli kimliğini ön plana çıkarıyordu.
SADECE 500 ADET ÜRETİLDİ VE DEVLET ZİRVESİ KULLANDI
İlk etapta sınırlı sayıda, yalnızca 500 adet üretilen Aselsan 1919, öncelikli olarak devlet yetkililerinin kullanımına sunuldu. Telefonu ilk kullananlardan biri de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel oldu. Türkiye’deki başarısının ardından Aselsan 1919, kardeş ülkeler Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de ihraç edildi.
PİYASADAN NEDEN ÇEKİLDİ?
Bu umut verici başlangıca rağmen Aselsan’ın cep telefonu macerası uzun sürmedi. Aselsan 1919 modelini, 1920 modeli takip etse de proje devamlılık sağlayamadı. Yeterli yatırımın alınamaması, o dönemde yaşanan patent ve lisans anlaşmazlıkları ve Nokia gibi dev markaların pazarda giderek daha agresif bir strateji izlemesi, Türkiye’nin ilk yerli cep telefonunun üretiminin durmasına neden oldu.
BİR NOSTALJİ VE UKDE: ASELSAN 1919’UN MİRASI
Bugün Aselsan 1919, teknoloji meraklıları ve koleksiyonerler için paha biçilmez bir parça olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin teknoloji üretimindeki potansiyelini yıllar öncesinden göstermiş bir öncü olarak, hem bir başarı öyküsü hem de yarım kalmış bir hayalin sembolü olarak teknoloji tarihindeki yerini koruyor.
Cihat TOPRAK

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap