Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Cihat TOPRAK: “Terörsüz Türkiye”ye Giden Yol

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Türkiye’nin kırk yılı aşkın süredir en büyük iç güvenlik sorunlarından biri olan PKK (Kürdistan İşçi Partisi), sadece bir silahlı örgüt değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri, toplumsal barışı ve siyasal gelişmeleri doğrudan etkileyen bir fenomen haline gelmiştir. 1978 yılında Abdullah Öcalan öncülüğünde kurulan PKK, Marksist-Leninist ideolojiyi esas alarak “bağımsız Kürdistan” hedefiyle yola çıkmış; Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki Kürt nüfus üzerinde siyasi etkisini artırmayı amaçlamıştır. 1984 yılında ilk silahlı saldırısını gerçekleştiren örgüt, o tarihten bu yana on binlerce insanın yaşamına mal olan bir çatışma ortamının parçası olmuştur.

PKK’nın Evrimi: 12. Kongre ve Silah Bırakma Kararı

Özellikle 2000’li yılların başından itibaren hem uluslararası konjonktürün hem de Türkiye iç politikasının etkisiyle PKK, silahlı mücadelenin yerine siyasi ve demokratik yolları önceleyen bir yönelim içine girmiştir. 2013-2015 yılları arasında yürütülen çözüm süreci bu anlamda önemli bir dönüm noktası olmuş; ancak süreç, çeşitli sebeplerle sona ermiş, ardından gelen dönemde çatışmalar yeniden başlamıştır.

PKK’nın 12. Kongresi, bu bağlamda dikkat çekici bir gelişmedir. Bu kongrede, örgütün silahlı mücadeleyi sonlandırma ve siyasal çözüm arayışlarını önceleme kararı aldığı açıklanmıştır. Her ne kadar bu karar tam anlamıyla hayata geçirilmemiş olsa da, bu söylem örgütün klasik çizgisinden bir sapma ve pragmatik bir dönüşüm arayışına işaret etmektedir.

Bahçeli’nin Söylemi ve Devlet Politikası Olarak “Terörsüz Türkiye”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yıllardır dile getirdiği “terörsüz Türkiye” söylemi, sadece bir siyasi partinin retoriği değil, giderek devlet politikası haline gelen bir hedefin yansımasıdır. Bu hedef, sadece PKK’yı değil, tüm silahlı yapılanmaları ve terör örgütlerini tasfiye etmeyi, devletin meşru otoritesini tüm ülke sathında tesis etmeyi amaçlamaktadır. Devletin bu konudaki kararlılığı, sınır ötesi operasyonlar, iç güvenlik yasaları ve güvenlikçi politikalar üzerinden somutlaşmaktadır.

Ancak bu noktada çelişkili bir durum ortaya çıkmaktadır: PKK’nın silah bırakması, “terörsüz Türkiye” hedefinin gerçekleşmesi açısından olumlu bir adım olmasına rağmen, bazı kesimler bu silah bırakma olasılığına karşı çıkmakta ya da bunu değersizleştirmeye çalışmaktadır.

Silah Bırakmaya Karşı Çıkanlar: Neyi ve Kimi Savunuyorlar?

PKK’nın silah bırakma ihtimali karşısında en çok rahatsızlık duyan çevreler iki ana grupta toplanabilir:

  1. Savaş Siyasetinden Beslenen Ulusalcı-Militarist Çevreler:
    Bu kesimler, PKK’nın silah bırakmasının örgütün zaafı ya da teslimiyeti olarak değil, devlete karşı bir “tuzak” ya da “oyun” olarak yorumlar. Silahların susmasıyla birlikte siyasal taleplerin güçleneceğini, Kürt meselesinin meşru zemine taşınacağını öngören bu çevreler, çözüm süreci gibi girişimleri de hep “ihanet” olarak etiketlemişlerdir. Oysa devlet aklı, silahlı mücadeleyle siyasal çözüm arasında bir denge kurma kapasitesine sahiptir. Bu çevrelerin çözüm karşıtlığı, gerçek güvenlikten ziyade ideolojik pozisyonlarını koruma çabasıdır.
  2. PKK’nın Savaş Varoluşundan Beslenen Radikal Çevreleri:
    Örgüt içinde ya da çevresinde yer alan bazı gruplar için silahlı mücadele sadece bir araç değil, bir varlık gerekçesidir. Silah bırakmak, hem ideolojik hem de örgütsel çözülme anlamına gelir. Bu kesimler için çatışma hali, mobilizasyon aracıdır; barış, kontrol edilemeyen bir dağılmayı ve pasifleşmeyi beraberinde getirir. Örgütün legal siyasete entegre olması, bu kesimlerin etkisini zayıflatacak, dolayısıyla mevcut pozisyonlarını tehdit edecektir.

Barışa Karşı Barikat Olanları Sorgulamak

PKK’nın silah bırakmasına karşı çıkan bu kesimlerin tutumları, aslında “terörsüz Türkiye” idealinin içinin nasıl doldurulacağı konusunda kritik bir soruya işaret eder: Biz sadece terörü mü bitirmek istiyoruz, yoksa onunla birlikte toplumsal gerilimleri, kimlik çatışmalarını, eşitsizlikleri de mi ortadan kaldırmak istiyoruz?

PKK’nın silah bırakması, devletin güvenlik politikalarının başarısı olarak görülebilir. Ancak bu adım aynı zamanda demokratik açılımın ve toplumsal barışın önünü açacaksa, bunu engelleyenler aslında sadece barışı değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini de sabote etmiş olur.

Bu noktada hem ulusalcı hem de radikal çevrelerin ortaklaştığı yer, çatışmanın sürmesinden nemalanmalarıdır. Oysa Türkiye’nin geleceği, ne sürekli savaş söylemiyle beslenen bir milliyetçilikte ne de silahlı mücadeleye kutsallık atfeden bir devrimcilikte yatmaktadır. Gerçek barış, cesur adımlar ve ortak akıl gerektirir.

Barış Cesaret İster

PKK’nın silah bırakması, bu ülkenin her bir vatandaşının daha güvenli, daha huzurlu bir ortamda yaşaması adına hayati öneme sahiptir. “Terörsüz Türkiye” söylemini sahiplenen herkes, bu silahsızlanma ihtimalini desteklemelidir. Eğer barışı savunmak gerçekten bir ilke meselesiyse, o zaman barışa karşı çıkanları da sorgulamak, teşhir etmek gerekir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, silahların susması kadar, o silahların susmasını istemeyen zihinlerin de dönüşmesidir.

Cihat TOPRAK

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
¨Cihat TOPRAK

PROFESÖRLÜK UNVANI KAYNAKÇAYI SUSTURAMAZ

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

¨Cihat TOPRAK

Okul Toplumun Aynasıdır: Güvenlik Kamerasıyla Ruh İnşa Edilmez

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

¨Cihat TOPRAK

KANUN MADDELERİ ORTADA: HAVUZ İHALESİNİN HESABINI VERİN!

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...

Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.