15 Temmuz 2025… Bugün, tam dokuz yıl önce, 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye’nin en karanlık sınavlarından birini yaşadığı gece olarak kayıtlara geçti. O gece; tankların sokakları kapladığı, bombaların köprüleri yıktığı, uçakların alçaktan alçaktan İstanbul semalarına korku saldığı; ancak aynı gökyüzünde insanların yüreklerindeki cesaretin de parladığı geceydi.
O üstün direniş, demokrasinin an be an ayakta tutulduğu mucizevi bir destana dönüştü. Millet, vatansever askerini, polisini, öğretmenini, memurunu, öğrencisini sokaklara taşıdı. Darbenin gölgesinde sarsılan bu topraklar; hürriyetine, iradesine, ortak geleceğine sahip çıkan milyonların omuzlarında yeniden aydınlandı. Şehitlerimiz, demokrasi kahramanlarımız oldu; köprülerin ayaklarına, meydanların ortasına bıraktığımız onurlu hatıralarımız…
Darbe zihniyetine lanet
Demokrasiyi bağrımıza bastığımız o gecede, tankların gölgesinde can veren her bir insan, bize bir gerçeği daha haykırdı: Zulüm ancak zulümle son bulur sananlar; tarihin çöplüğünde yerini koruyan zihniyettir. 15 Temmuz’un yıldönümünde, hâlâ darbeleri; halk iradesini gasp etmeye yeltenen karanlık odakları lanetlemek boynumuzun borcudur. Paramiliter silahlarla, tanksavarlarla, hatta F-16’larla bile toplumu esir almaya çalışan bu güçler; demokrasiyi imha edip yerine korku rejimi kurmayı hedeflemiş, fakat yüreklerimizdeki inançla hezimete uğramıştır.
Direnişin ışıltısı ve demokrasi emanetimiz
O gece sokağa dökülenlerin çoğu, siyasi görüşü ne olursa olsun “darbeye karşı durmak” farkıyla birleşti. Köprüde, havalimanında, meydanlarda hepsi aynı reflekse sahipti: “Ya hürriyet, ya ölüm!” Bu ortak irade, Türkiye’yi Türkiye yapan en temel değerleri hatırlattı bize: egemenlik milletindir ve hiçbir güç bu iradeyi aşındıramaz.
Şehitlerimizi anarken, aynı zamanda demokrasiye sahip çıkmanın sorumluluğunu da omuzlarımızda hissediyoruz. O gece kahramanlaşan halk, bize “önce hukuk, önce adalet, önce insan” diyen bir demokrasi mirası bıraktı. Bu mirası korumak; yarınlarımızı güvenceye almak demektir.
Yeni sistemde huzur ve demokrasi sözü
15 Temmuz’un yıl dönümünde, aklımızda şu soru var: Bu vahşi kalkışmadan ders alarak, Türkiye’yi nasıl daha güçlü kılacağız? Tarih, sadece lanetlemekle değil; yapısal reformlarla, kurumsal dönüşümlerle de okunur. Güçlü parlamenter sistem veya daha katılımcı bir demokratik meclis… Her ne ad altında olursa olsun; yeni düzenin temeli, “halkın hak ve özgürlüklerini güçlendirmek” olmalıdır.
Bu bağlamda:
“Terörsüz Türkiye” hedefine
15 Temmuz’un asıl galibiyeti, sadece darbeyi püskürtmek değil; ülkeyi terör odaklarından arındırıp huzur iklimine kavuşturmaktır. Suriye’de, Irak’ta, içimizdeki bölücülük ve irtica kaynaklı her tehdidin kökünü kazımak; ancak vatandaşın refahını, adalet duygusunu, kardeşlik iklimini güçlendirerek mümkündür. “Terörsüz Türkiye” ideali; yalnızca operasyon hatlarında kazanılan bir zafer değil, aynı zamanda toplumsal barış ve hoşgörü zemininin inşası demektir.
Bugün bir kez daha andığımız, şehitlerimizin kanlarıyla yazılan 15 Temmuz destanı, bize demokrasiye dair umudu öğretti. Lanetlediğimiz karanlık günler, halkın azmiyle aydınlandı. Şimdi, bu aydınlık mirası gelecek nesillere emanet etmek; demokrasiyi kökleştirmek ve terörü bitirerek “güvenin, adaletin, özgürlüğün hüküm sürdüğü bir Türkiye” inşa etmek boynumuzun borcudur.
Yaşadığımız her gün, o gecede feda edilen değerler uğruna bir fırsattır. Demokrasiyle yoğrulan bu millete, bir dahaki yıldönümünde daha refah, daha adil, daha özgür bir ülke bırakmak için geceyi gündüze çevirdiğimiz o zafer ruhunu canlı tutalım. Ruhları şad, mekânları cennet olsun; demokrasi kahramanlarımızı saygıyla, rahmetle anıyorum. Terörsüz bir Türkiye için mücadelemiz devam edecek!
Cihat TOPRAK
Yorum Yap