Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Cihat TOPRAK: Diyarbakır’ın Gerçek “Yerlisi” Kimdir?

4 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Diyarbakır; bazalt taşların siyahlığı ile güneşin sarısının, acı ile neşenin, kadim ile modernin iç içe geçtiği, dünyanın en eski yerleşimlerinden biridir. Şehrin sokaklarında dolaşan hemen herkesin aklında o kaçınılmaz soru belirir: “Bu şehrin gerçek sahibi, gerçek yerlisi kimdir?”

Bu soruya verilecek cevap, basit bir nüfus kaydı incelemesi değildir. Bu, 33 medeniyetin izini sürmek, surların fısıldadığı hikayeleri duymak demektir. Gelin, Diyarbakır’ın “yerlilik” kimliğini tarihsel katmanları, seyyahların tanıklıkları ve sosyolojik gerçekleriyle, hiç olmadığı kadar derinlemesine inceleyelim.

Kadim Kökler: İsimlerin ve Taşların Hafızası

Diyarbakır’ın yerlisini anlamak için önce şehrin ismine bakmak gerekir. Şehir, Amida iken yerliler Hurriler ve Mittanilerdi. Diyar-ı Bekr (Bekr’in Yurdu) olduğunda, Hz. Ömer döneminde bölgeye yerleşen Beni Bekr kabilesi şehrin yeni yerlileri oldu. Osmanlı’da Diyarbekir eyalet merkeziyken, şehir tam bir imparatorluk mozaiğiydi.

Şehrin “yerli” kavramı, ırka dayalı bir kavramdan ziyade, **”Suriçi Kültürü”**ne dayalı bir üst kimliktir.

Seyyahların Gözünden “Diyarbakır Aristokrasisi”

Diyarbakır yerlisi, tarih boyunca çevresindeki kırsal nüfustan keskin çizgilerle ayrılan bir “şehirli” (Hajari / Bajari) sınıfı oluşturmuştur. Bu sınıf, sadece zenginlikle değil, görgü, edeb ve yaşam tarzıyla tanımlanmıştır.

  • Nasır-ı Hüsrev (1046): Şehri ziyaret eden İranlı seyyah, sadece surların ihtişamından değil, şehirdeki düzen ve nizamdan da etkilenmiştir. Onun notları, Diyarbakır yerlisinin yüzyıllar önce bile kaostan uzak, estetik kaygısı olan bir toplum olduğunu gösterir.
  • Evliya Çelebi (17. Yüzyıl): Çelebi, Diyarbakır halkını anlatırken “Halkı garip dostudur, zeki ve anlayışlıdır” der ve ekler: “Konuşmaları fesahat ve belagat üzeredir.” Yani Diyarbakır yerlisi, ağzı laf yapan, nerede nasıl konuşacağını bilen, diplomatik bir zekaya sahiptir. Çelebi ayrıca halkın giyim kuşamına dikkat çeker; samur kürkler, değerli kumaşlar Diyarbakır çarşılarında sıradan bir manzaradır. Bu da “yerli” ailenin ticari zekasını ve zenginliğini kanıtlar.
  • Polonyalı Simeon (1608): Simeon’un notları, şehrin Hıristiyan yerlileri (Ermeni ve Süryaniler) üzerinedir. Şehirdeki taş ustalığının, kuyumculuğun ve ipekçiliğin bu kadim halkların elinde nasıl bir sanata dönüştüğünü hayranlıkla anlatır.

Çok Sesli Bir Koro: Müslüman ve Gayrimüslim Yerliler

  1. yüzyılın başına kadar Diyarbakır’da “yerli” demek, cami ile kilisenin, ezan ile çan sesinin birbirine karıştığı bir mahalle hayatı demekti.
  • Gâvur Mahallesi Gerçeği: Mıgırdiç Margosyan’ın “Gâvur Mahallesi” adlı eserinde anlattığı gibi; demirciler, kalaycılar, dokumacılar şehrin Ermeni ve Süryani yerlileriydi. Bugün Diyarbakır’ın o meşhur **”küçe kapıları”**nın, **”havuş”**lu evlerinin mimarları onlardı. Onlar gidince şehrin hafızasının bir yarısı, zanaatın ise büyük bir kısmı eksildi.
  • Müslüman Eşraf: Şehrin Müslüman yerlileri ise genellikle toprak sahibi, bürokrat veya büyük tüccarlardı. Köklü aileler (Zazalar, Kürtler, Türkmenler ve Araplar), birbirlerinden kız alıp vererek akrabalık bağlarıyla “Diyarbakırlılık” potasında erimişlerdi.

Dilin Kimliği: Diyarbakır Ağzı

Diyarbakır yerlisini en net ele veren unsur dilidir. Bu dil, standart bir Türkçe veya Kürtçe değildir. Bu, yüzyılların birikimiyle oluşmuş **”Esperanto”**vari bir karışımdır.

Bir Diyarbakır yerlisi “Küçe” derken Farsça’dan, “Hene” (işte/öyle) derken Arapça’dan, “Pışik” (kedi) derken Kürtçe’den, “Pencere” derken Ermenice’den miras kalan kelimeleri kullanır. “Sahan” (tabak), “Peşkir” (havlu), “Mabeyn” (ara oda) gibi kelimeler, o eski konak yaşamının sözlü kalıntılarıdır. Gerçek bir Diyarbakır yerlisi, bu kelimeleri yapay bir çabayla değil, ana dili gibi doğal bir akışla kullanır.

Büyük Kırılmalar: Yerlilik Nasıl Dönüştü?

Bugün “Eski Diyarbakırlı kalmadı” serzenişinin altında yatan tarihsel travmalar ve göç dalgaları vardır:

  1. 1915 Olayları: Şehrin gayrimüslim hafızasının silinmesi. Zanaatın, sanatın ve komşuluk kültürünün ilk büyük darbesi.
  2. 1950-1980 Arası Göçler: Sanayileşme ve eğitim amacıyla köklü ailelerin İstanbul ve Ankara’ya göçü. “Paşa Konağı” sahiplerinin şehri terk edişi.
  3. 1990’lar ve Zorunlu Göç: Köylerin boşaltılmasıyla şehre gelen devasa nüfus. Bu dönemde surların dışına taşan şehir, kendi içinde “Şehirli” ve “Köylü” ayrımını daha sert bir şekilde yaşamaya başladı. Yeni gelenler şehre uyum sağlamaya çalışırken, şehir de yeni gelenlere göre şekillendi.

Kimdir Bu Yerli?

Tüm bu tarihsel süzgeçten sonra, Diyarbakır’ın yerlisi kimdir?

Diyarbakır’ın yerlisi; Cahit Sıtkı Tarancı‘nın şiirindeki hüzündür. Ahmed Arif‘in mısralarındaki isyandır. Celal Güzelses‘in hoyratındaki yanıktır.

Yerli olmak, kütükteki bir kayıttan ibaret değildir.

  • Eğer bir “meyan şerbeti” (biya) içtiğinde çocukluğunu hatırlıyorsan,
  • Suriçi’nin dar sokaklarında kaybolmadan yolunu bulabiliyorsan,
  • Bir “karpuz” kesildiğinde sadece meyve değil, bir kültür görüyorsan,
  • Ve en önemlisi, Diyarbakır’ın o ağırbaşlı, misafirperver ama yeri geldiğinde sert duruşunu karakterinde taşıyorsan;

Sen, kökenin ne olursa olsun, o kara taşların ruhunu taşıyan bir Diyarbakır yerlisisin demektir.

Diyarbakır, gidenlerin özlemi, gelenlerin umudu, kalanların ise sevdasıdır. Yerli, işte bu sevdayı göğsünde bir madalya gibi değil, bir yara ve bir onur gibi taşıyan kimsedir.

Cihat TOPRAK

Yorumlar

  • m
    mhmtddk2158@gmail.com

    Kalemine ve yüreğine sağlık değerli insan.

    11 Ocak 2026
  • Ş
    Şeyhmus ŞENYİGİT

    "Seni sevmek Diyarbekir, Adamda yara bırakır." Yüreğinize sağlık Hocam👌👏

    11 Ocak 2026
  • İ
    İbrahim Açıkgöz

    Yüreğine kalemine sağlık kardeşim sağolasın 🙏👏👏👏

    11 Ocak 2026
  • A
    Abdullah atli

    Güzel bir yazı. Elinize sağlık

    11 Ocak 2026

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
¨Cihat TOPRAK

PROFESÖRLÜK UNVANI KAYNAKÇAYI SUSTURAMAZ

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

¨Cihat TOPRAK

Okul Toplumun Aynasıdır: Güvenlik Kamerasıyla Ruh İnşa Edilmez

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

¨Cihat TOPRAK

KANUN MADDELERİ ORTADA: HAVUZ İHALESİNİN HESABINI VERİN!

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...

Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.