Tekdüze yani monoton bir yaşamın girdabında boğuluyor gibi olur bazen insan.. sabah uyandığınızda ilk akla gelen çözemediğiniz sıkıntılar olur.. karamsar ve umudun tükendiği bir sabaha kim içten merhaba der ki?
Bazen “herşey üst üste gelir” dersiniz, Oysa bitmeyen bir kabusun fragmanlarıdır bunlar.. sizinle, adına yaşam dediğiniz, kendinizi içinde değil, hep dışında gördüğünüz bu döngünün arasına duvarlar örülmüştür. Bu işkenceye dönüşen döngü ile herşey anlamını yitirir kimi zaman. Bir an önce her yanınıza batan bu iğneli giysilerden kurtulmak istersiniz.. bu duruma bilim, “Tükenmişlik Sendromu” diyor..
Evet tükenen umutlar, tükenen güven, tükenen sevgi ve ulaşmak isteyip de sizden uzaklaşan düşler..
Hele bir de üzerine titrediğiniz, gözünüzden sakındığınız, onlar için hiç bir fedakarlıktan kacınmadığınız en yakınlarınızın bile boş, değersiz bakışları ve içinizdeki yangını ısrarla görmemeleri sizi çoktan gömmüştür.. geriye dostlar kalıyor, onlar da çaresiz.. herkes kendini yaşıyor, senin yaşamın onların önceliği değil zaten..
Herşeye rağmen kırk yıllık muhabbet bir bardak şarabın zulmünde..
Gözün kör olsun hayat..
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap