Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir dost, biraz sohbet iyi gelse de, biraz sonra korkunç bir karanlıkta yine cebelleşiyoruz. Beynime balyozlar iniyor, dilim damağım kuruyor. Daracık bir sokağa giriyor, ardından çıkmaz sokağın sonundan geri dönerken yolu şaşırıyorum. Bu labirentte kayboluyorum.
Biraz nefes almaya çalışırken, ciğerlerime havanın gitmediğini görüyorum. Sanki boğazımı bir iple sıkıyorlar gibi.. Göğsüm daralıyor, yutkunamıyorum.
El yordamı ile çareler arıyorum. Elim boşlukta, yüreğim pusuda Ahmed Arif misali..
Çareler arıyorum bazen, bulduğum her ilaç sonuçsuz kalıyor. Sağa koşuyorum, sola koşuyorum durmadan.. Bir ışık bile yok karanlık mağaramda.. dolap beygiri misali aynı yerde dolanıp duruyorum. Herkese haykırmak istiyorum, sesim uçurumlardan yuvarlanıyor..
Ve en yakınımdakiler odun taşıyorlar Cehennemime.. yandıkça yanıyorum. Bir hayra yoranım olmuyor. Bütün bakışlar alay ediyor benimle, ben yandıkça kahkahalar yükseliyor yanıbaşımda..
İnsan isteyince de bazen ölmüyor.. Beceremedim yaşamayı be usta! kendimi bakımsız, tarumar edilmiş bir bahçenin baçıvanı olarak görüyorum nedense.. Ne çiçek yetiştirbildim, ne de bir yemiş..
Kuru dala kaldım, o da Cehennemime odun oluyor zaten..
Siz siz olun bahçenize özen gösterin.. Ben ihmal ettim, siz etmeyin! Tam mutluluğa ihtiyaç olacak ahir ömrünüzde yaşamak kabusunuz olmasın..
Yorum Yap