Bizim jenerasyon Teksas, Tommiks, Zagor, Tombraks, Kaptan Swing gibi çizgi romanlarla büyüdü. Bu roman kahramanlarını taklit etmeyenimiz yoktu. Bu kahramanların çok tatlı ve sempatik arkadaşları vardı.
Mesela yerlilerin Baltalı İlah dedikleri Zagor’un meksikalı arkadaşı olan Çiko, şaşırdığı veya korkup heyecana kapıldığı an, bizim, “Aman Allahım! ” repliğine karşılık gelen, “Karamba Karambita” derdi. Çiko bunu dediğinde korkup, heyecana kapıldığı veya büyük bir şaşkınlık içinde olduğunu anlardık.
Çiko, Meksikalı, kısa boylu şişman, saf biriydi. İsmini soran birine, “Cayetano Lopez Martinez Gonzales Çiko” diye yanıt verirdi.
Şimdi Diyarbakıra yapılan Karpuz Maketinin içine konulan “Çocuğu” görünce onu kesinlikle Çiko’ya benzettim. Bu maketi görenler eminim benim gibi önce çok şaşırmış, ardından öfkelenmişlerdir.
Madem karpuzun içine birini yerlerleştireceksiniz, Diyarbakırda bilinen, tanınan birine benzetseydiniz bari. Hiç kimse aklınıza gelmezse bile Pışo Mehemenin maketini yapıp koysaydınız daha iyi ve anlaşılır olurdu. Haydi diyelimki Pışo Mehemeyi şimdiki nesil pek tanımaz, bari Kırık Mehmeyi koysaydınız. Bunlar olmazsa yaşayan Efsane Hiko ne güne duruyor?
Vallahi bu ucube “Sanat Şaheserine” bayıldım (!) bu yüzden tüm hemşerilerim gibi ben de, Karamba Karambita! ” diyerek şaşkınlığımı ve öfkemi açığa vuruyorum.
Allah sizi bildiği gibi yapsın!
Amiiiiinnn!!
Aziz Gülmüş
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap