Mirabal Kardeşler, kadın mücadelesinin evrensel simgelerinden biri olarak tarihteki yerlerini almışlardır. 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Rafael Trujillo’nun baskıcı rejimine karşı direnişlerinden dolayı katledilen Patria, Minerva ve María Teresa Mirabal, sadece kadın haklarının değil, aynı zamanda insan haklarının da savunucularıydı. Bu trajik olay, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir.
Mirabal Kardeşlerin hikâyesi, kadınların yalnızca bireysel değil, toplumsal mücadelelerde de nasıl öncü roller üstlendiğinin güçlü bir kanıtıdır. Onların izinden giden pek çok kadın, farklı coğrafyalarda despotizme, ayrımcılığa ve şiddete karşı durmaya devam ediyor. Cezayir’den Djamila Bouhired, Beyrut’tan Soha Bechara, Filipinler’den Marta Gomez, Kürdistan’dan Leyla Kasım ve Viyan Peyman gibi cesur kadınlar, bu mücadeleyi küresel bir direnişe dönüştürmüştür.
Bugün, “Jin, Jiyan, Azadî” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sloganı, bu mücadelenin evrensel bir sesi olmuştur. Kadınlar, sadece kendi haklarını savunmakla kalmayıp, erkeklerin de desteğiyle tüm dünyada şiddet ve baskıya karşı seslerini yükseltmeye devam ediyor. Bu mücadele, tarih boyunca olduğu gibi bugün de dayanışma ile güçleniyor ve miras alınan bu bayrak yere düşmeyecek.
Kadına yönelik şiddetin olmadığı, eşit ve özgür bir dünya için mücadele eden herkesin sesinin daha da gür çıkmasının umuduyla “JİN JİYAN AZADİ” demeye devam etmekten başka çare yok…
Savunma olarak kendime kullansammi
11 Şubat 2026
“Vurulmuşum Dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazında Yatarım Kanlı, upuzun…” — A. Arif 10 Ekim 2015 sabahı Ankara Garı önünde insanlar barışın, kardeşliğin ve güzel bir geleceğin umuduyla...

Sus, Kimseler Duymasın… “Sus, kimseler duymasın,Duymasin, ölürüm ha…”Bazı okuyucular için Leyla’ya duyduğukarşılıiksız aşka rağmen hiç bitmeyensevgisiyle tanınır. Bazıları için ise bitmeyenumudun ve mazlumdan yana duruşunsimgesidir. Kimden bahsettiğimiz elbettemalum: 35 yıl...

”Ölüm bu!.. Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü. Ya da seher, mahmurlukta. Bakarsın, olmuş olacak…” diye yazmış üstat Ahmed Arif. Ölümün kol gezdiği bir coğrafyada yaşamak… Ölümün...

Diyarbakır Kitap Fuarı, yalnızca bir kitap etkinliği olmanın ötesinde, toplumsal ve kültürel bir canlanma platformu olarak büyük bir önem taşıyor. Şehrin kitaba olan ilgisi, fuar boyunca gözlemlenen yoğun katılım ve...

Son günlerde siyasetin gündemi hayli hararetli. Uzun süredir dile getirilmeyen toplumsal barış, Kürt sorunu çözümü, imralidaki tecrit politikası sorunları görmezlikten gelinen yokmuş gibi tutunulan tavır birden gündemin ana konusu olacak...

Modern çağın zebanileri dediğimizde, aslında kastettiğim, gelişen bilim ve teknolojinin ışığında ilerleyen dünyada, akılcılık ve bilgiye dayalı bir hayat sürdürmek yerine, geri kalmış zihniyetlerin peşinde koşan insan görünümlü varlıkları kast...
Yorum Yap