16.yüzyılda yaşamış filozof Thomas Hobbes, insanın en büyük düşmanının kendisi olabileceğini ifade ederek yüzyıllar sonra bile yankı bulan çarpıcı bir tespitte bulunmuştur. Ne yazık ki, günümüzde bu tespitin acı bir şekilde doğrulanmasına şahit oluyoruz.
Özellikle de son günlerde yaşanan çoçuklara yönelik şiddet olayları, insanlığın karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Henüz sekiz yaşında olan bir masum çoçuğun, ‘Narin’in, acımasızca öldürülmesi ve çevresindeki insanların bu olaya duyarsız kalması, insanlığın vicdanını sorgulamamıza neden oluyor.
Nasıl olurda bir insan, hele ki bir çoçuk bu kadar acımasızca hayatından edilebilir? Üstelik kendi çekirdek ailesi ve yakın akraba komşularının gözleri önünde. Anne, abe, amca, kuzen, komşu neredeyse tüm köy halkı bu vahşete sessiz kalıp Narin’in katl edilmesini hayatın normal akışıymış gibi katil(leri) koruma tarzında tavır içersinde olmaları oldukça vicdan ve insanlıktan ne kadar uzak olduklarının gösteriyor. Çocuklar yeryüzünün melekleri diye anılır toplum içinde.
O kadar mahsun ve temizdirler ki insani duyguları onlarda his ederiz, Özlemdirler yarınlarımıza umutturlar, neşedirler, mutlulukturlar. Bu acımasızlığa dur demek için sesimizi yükseltmeliyiz.
Vicdanlarımız uyandığında, bu tür olayların bir daha yaşanmayacağını bilmekte en büyük tesellimiz olacağından haydi herkes vicdanlarını uyandırsın ki sabiler sokaklarda korkusuzca oynayabilsin.
Sicarettin ATAK

Bîr, yani kuyu; kader kuyusu,Ölüm kuyusu Bîr, yani bellek… kuyuyaDüşmüş bellek… Kuyu, ömür ve hayat kaynağı,İlk ve son mekân… Kader kuyusuMehmed Uzun Bir dil yazıldıkça yaşar; hatırlandıkça, anlatıldıkça ve yeni...

“Vurulmuşum Dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazında Yatarım Kanlı, upuzun…” — A. Arif 10 Ekim 2015 sabahı Ankara Garı önünde insanlar barışın, kardeşliğin ve güzel bir geleceğin umuduyla...

Sus, Kimseler Duymasın… “Sus, kimseler duymasın,Duymasin, ölürüm ha…”Bazı okuyucular için Leyla’ya duyduğukarşılıiksız aşka rağmen hiç bitmeyensevgisiyle tanınır. Bazıları için ise bitmeyenumudun ve mazlumdan yana duruşunsimgesidir. Kimden bahsettiğimiz elbettemalum: 35 yıl...

”Ölüm bu!.. Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü. Ya da seher, mahmurlukta. Bakarsın, olmuş olacak…” diye yazmış üstat Ahmed Arif. Ölümün kol gezdiği bir coğrafyada yaşamak… Ölümün...

Diyarbakır Kitap Fuarı, yalnızca bir kitap etkinliği olmanın ötesinde, toplumsal ve kültürel bir canlanma platformu olarak büyük bir önem taşıyor. Şehrin kitaba olan ilgisi, fuar boyunca gözlemlenen yoğun katılım ve...

Mirabal Kardeşler, kadın mücadelesinin evrensel simgelerinden biri olarak tarihteki yerlerini almışlardır. 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Rafael Trujillo’nun baskıcı rejimine karşı direnişlerinden dolayı katledilen Patria, Minerva ve María Teresa...
Yorum Yap