Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Kandan Beslenenlerin Konforuna İnat: Bize Düşen Sağduyu

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Türkiye siyasetinde bazen öyle anlar yaşanır ki, yıllardır ezberlediğimiz bütün denklemler bir anda altüst olur. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin; Öcalan’a yönelik “Gelsin Meclis’te konuşsun, PKK’nın lağvedildiğini haykırsın” çıkışı tam da böyle bir andı. Kimsenin beklemediği, siyasetin bütün kartlarının yeniden dağıtıldığı, riskli ama bir o kadar da tarihi bir hamle…

​Tam “Acaba bu sefer kan duracak mı?”, “Silahlar gerçekten gömülecek mi?” diye umutlanırken, o bildik, o karanlık senaryo yeniden devreye girdi.

​Biz bu filmi daha önce de izledik. Ne zaman barış ihtimali ufukta belirse, ne zaman anaların gözyaşı dinecek dense, sahneye hemen o “görünmez eller” çıkıyor. Bahsettiğim şey sadece siyasi rakipler değil; sürecin bozulması için pusuya yatmış, irili ufaklı o meçhul “X elemanlar”.

​Provokasyonun Matematiği ve Bayrak Oyunu

​Bahçeli’nin tarihi çağrısının hemen ardından yaşananlara bir bakın. PKK’nın kendini feshetme ihtimali konuşulurken, bir anda sahada tansiyonu yükseltecek en hassas sinir uçlarına dokunulmaya başlandı. Bayrak indirme girişimleri gibi, Türk insanının en kutsalına, damarına basan eylemler tesadüf olabilir mi? Asla.

​Bu provokasyonların tek bir amacı var: Süreci zehirlemek.

​Bu zehri akıtanlar iki koldan çalışıyor:

  1. ​Örgüt İçindeki Direnç: PKK’nın içinde silahı bırakmak istemeyen, varlığını çatışmaya borçlu olan kanat.
  2. ​Dış Etkenler: Türkiye’nin iç barışını sağlamış, enerjisini çatışmaya değil kalkınmaya harcayan bir güç olmasını istemeyen küresel odaklar.

​Bunlar, süreci zora sokmak için ellerindeki her türlü “aparatı” sahaya sürdüler. Bir bakıyorsunuz bir yerde bir mayın patlıyor, bir yerde bayrağa el uzatılıyor, bir yerde milliyetçi hassasiyetler kaşınıyor. Amaç belli: Toplumu tekrar kutuplaştırıp, masayı devirmek.

​Bedeli Kim Ödüyor?

​İşin en acı tarafı da burası. Bu tezgâhı kuranlar, o provokasyon emrini verenler veya süreci baltalamak isteyen dış güçler; sıcak koltuklarında, konforlu ofislerinde oturmaya devam ediyorlar. Onların çocukları ölmüyor. Onların evlerine ateş düşmüyor.

​Olan kime oluyor? Yine Türkiye’de yaşayanlara oluyor.

​Doğusuyla batısıyla, ölen biziz. Bedel ödeyen, ekonomik sıkıntı çeken, huzursuz olan biziz. Ama bir kesim var ki; onlar kandan, kaostan ve çatışmadan besleniyorlar. Barış gelirse “işsiz” kalacaklarını, rantlarının kesileceğini, o konforlu alanlarının bozulacağını çok iyi biliyorlar. İşte bu yüzden, PKK’nın kendini feshetme ihtimali, Türkiye’deki barışsever insanlardan çok, bu “kandan beslenen baronları” korkutuyor.

​Sağduyu Zamanı

​Tam da bu noktada, Türkiye’nin sağduyulu vatandaşlarına, yani “bunalmış ama umudunu kaybetmemiş” o sessiz çoğunluğa büyük bir iş düşüyor.

​Bu oyuna gelmemeliyiz. Bahçeli’nin açtığı o kapı, siyasi bir manevranın ötesinde, bu topraklarda silahların susması için atılmış cesur bir adımdır. Provokatörlerin, bayrak düşmanlarının veya savaş baronlarının attığı yemleri yutmamalıyız.

​Kandan beslenenlerin rahatını bozmak istiyorsak, onların kurduğu tuzaklara düşmeyip, inatla kardeşliği ve çözümü savunmalıyız. Çünkü bu topraklarda yaşayanlar olarak birbirimizden başka gidecek yerimiz, barıştan başka sığınacak limanımız yok.

​Artık yeter demenin, provokasyonlara “dur” demenin vakti geldi de geçiyor.

Cihat TOPRAK

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
¨Cihat TOPRAK

PROFESÖRLÜK UNVANI KAYNAKÇAYI SUSTURAMAZ

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

¨Cihat TOPRAK

Okul Toplumun Aynasıdır: Güvenlik Kamerasıyla Ruh İnşa Edilmez

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

¨Cihat TOPRAK

KANUN MADDELERİ ORTADA: HAVUZ İHALESİNİN HESABINI VERİN!

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...

Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.