İLAMSIZ İCRA YOLUYLA
KANUN BOŞLUĞUNU KÖTÜYE KULLANMA….
Bir çok kişi kanunlardaki boşlukdan dolandırılarak sigorta firmaları haksız kazanc elde ediyor.
Durum binlerce vatandaşımızı mağdur, yüce adaletide gereksiz haksız yere aylarca süren davalarla meşgul etmektedir..
Konu:
İlamsız icra yolu ile vatandaşı mağdur etmek.
Bloklardan oluşan apartmanda eviniz var.. daire veya dükkanlardan birine su kaçıyor.
Mağdur olan sigortadan zararını alıyor sigorta firması hiç bir bilir kişi kimden kaynaklı olduğuna bakmaksızın tüm daire sahiplerini anlamsız Osmanlıca (müteselsilen) hukuk kelimesi ile ilamsız adı altında tüm zararı tüm daire sahiplerine tüm borç miktarını yazarak icraya vermektedir.
Yani sigorta 40 000 tl alacağı varsa
60 daire* 40 000= 2 400 000 tl
gibi istemiş oluyor.
Bir başka deyimle devletide dolandırıyor. bunun harcını yatırmıyor.
Yazı eline giden daire sahiplerinden 7 gün içerisinde itiraz eden kurtarıyor ; benimle alakası yok ayrı bloktayım gibi veya daire sahibinden birisi unutabiliyor, tüm borçu bu kişi ödemek zorunda kalıyor.
Adalet sonunda gerçekleşiyor (itiraz edilirse ) ancak çok uzun zaman alıyor.
Sigorta firması kurumsal bir avukat tutuyor.
Neresinden bakarsanız haksızlık.
Daire sahiplerinden birinin itirazı neden müteselsilen tümü için geçerli olmaz… Madem müteselsilen komşuya düşenide ben ödüyorum.
Avukata neden bu adaletsizliği yapıyorsun diye sorduğumda Mahkeme uzun sürüyor. Böyle olunca 60 daire varsa içlerinden birisi ya unutuyor yada benimle ilgisi yok diyor.
O zaman Önce bu parayı ödemek zorunda ;
sonra o bizi mahkemeye verecek.
Çoğu kişi kim uğraşacak mahkeme dava avukat. Allah belanızı versin haram olsun deyip bırakıyor. Bu da bizim kazancımız oluyor dedi.
BU KANUN BOŞLUĞU ACİLEN GİDERİLMELİDİR…
En azından tapuda ki pay nisbetinde olmalıdır..
Ya da ücretsiz ve insanlara yol gösteren mahkemeler olmalıdır. (mct)

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap