Bir ayağımızda ham çarık
Bir ayağımız uzay çağında! !
Bu ne çelişki. ….
Birileri atom parçalıyor.
Birileri marsa gidebilecek araç tasarlıyor.
Birileri aya üs kurmayı planlıyor.
Birileri su ile çalışabilecek araba tasarlıyor.
Ama bizler henüz kan abdesti bozar mı bozamaz mı onu çözemedik.
Savaş olan ülke her açıdan
en az 100 yıl geride kalır ..
Savaş yerine üretim ve istihdam yaratıp Dünyayı yönetenler listesinde var olmak varken ;
savaş çığırtkanlığı yapıp
şimdiki nesil yaşayanları savaşçı,
gelecek jenerasyonu da cahil ve dışa bağlı olarak yetiştirmek ülkenin geleceğine ne fayda sağlayacaktır?
Her savaşa evet diyen siyasetçinin bir yakınını savaş alanına gondermek lâzım ki evlat acısının ne olduğunu ve savaşın ne kadar anlamsız olduğunu yaşamaları lâzım.
Böylelikle savaşlar biter ve barış hüküm sürer yeryüzüne. ..
Petrol
Yeraltı Kaynakları vsvs sizin olsun.
Karun’dan zengin olsanız bile Ölümü tadacaksınız.
-MAKAM YÜKSEK
OTURAN İNSAN ALÇAKSA
KOLTUK İSRAFTIR.
-MAKAM KÜÇÜK
OTURAN BÜYÜKSE
OTURAN İNSAN İSRAFTIR!..

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap