Hayırlı günler dilerim arkadaşlar.
Hristiyanların Yahudilerle din ve inanç konusunda aynı Peygambere ve kitaba inanmadıkları halde neden Yahudileri yani İsrail’i destekleyip yaptıkları katliamlara ses çıkarmıyorlar acaba bunu hiç düşündünüz mü?
Yahudiler kendi dinlerine hiç kimseyi davet etmezler ama Hristiyan ve Müslümanların içine öyle hurafeler sokmuşlardır ki onları istedikleri gibi yönetmeyi başarmışlardır.
Önce Hristiyanları sonrada Müslümanları değişik mezheplere ayırarak uydurma hadis ve sözleri içimize sokarak kendi menfaatlerine kullanmayı başarmışlardır.
Öncelikle Batı Avrupa da yaşayan Katoliklerin içine girerek Avanjelist bir düşünceyi yerleştirmişlerdir.
Bu düşüncenin ve fikrin asıl amacı Yahudilerin vatansızlığına bir çözüm bulmak terör ve kargaşa yaratarak bundan faydalanıp yeni bir düzen kurmaktı.
Ve böylece Yahudilerin müthiş planı da ortaya çıkıyordu.
Peki neydi bu plan????
Yahudiler Allah’ın vaad ettiği kutsal topraklara yerleşmediği sürece İsa Mesih gelmeyecekti.
Şu komediye bakar mısınız lütfen İsa Peygamber sadece orta doğuya gelebiliyormuş.
Yani Afrika Asya Amerika Avustralya gibi yerlere gelemiyormuş.
Bence haklı gelipte ne yapacak her taraf kurak toprak ama orta doğu petrol kaynıyor.
Neyse arkadaşlar.
İşte böyle ;
Hristiyanların Yahudilerin çoluk çocuk öldürmesine bile ses çıkarmamasının asıl nedeni bu. Böylece Hristiyanları parmaklarında oynatabiliyorlar.
Bahsettiğimiz Avanjelistler tüm dünyadaki Yahudileri İsrail’e toplamaya çalışıyorlar tabi ki başta Amerika.
Şimdi herhalde neden İsrail’in kurulduğu çok güçlü bir devlet yapıldığı ve ne yaparsa yapsın ses çıkarılmadığı daha iyi anlamışsınızdır.
Şunu da ekliyeyim olur da bu yazıyı bir Hristiyan okursa İsa Peygamberi beklemeyin.
Çünkü Allah Kur-an’ı Kerim’de hz.Muhammed (s.a.v)’ın son peygamber olduğunu söylüyor.
Yani Nebilerinin sonuncusudur diyor.
Peki İsa Peygamber hangi sıfatla gelecek…?

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap