Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Cihat Toprak: 5 DAKİKANIZI AYIRIN

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

5 DAKİKANIZI AYIRIN

Kullandığınız her sözcükle bir anlaşma imzalarsınız.
Hem kendinizle hem karşınızdaki ile. Hemde tüm âlemle.

Bir insan gelecekte ne yaşayacağını merak ediyorsa;
bugün ne konuştuğuna baksın.

Mümkündür ki bugün en çok konuştuğunuz şey yarının deneyimi olacak.
Peygamber efendimizin bir hadisi vardır buyurur ki;
“Bela insanın diline bağlıdır!”
Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz hasta olan birisini ziyarete gittiğinde hangi duaları ettiğini sormuş ,o da; “Allahtan sabır”dilediğini söylemiştir.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz
“Musibetimde bana sabır ver” yerine
“Rabbenâ âtina fiddünyâ haseneten… “
(Ya Rabbi bana dünyada da Ahirette de iyilik ver)
duasını neden okumuyorsun?” demiş..

*Ayrıca Peygamberimizin yanından geçerken,
*”Ey Rabbim Sen’den sabır istiyorum”* diye dua eden bir kişiye,

“Sen Allahtan bela istemiş oldun.
Bunun yerine O’ndan sağlık ve afiyet dile.” buyurmuş.

Olmasını istemediğiniz şeyleri dualarınızda dileklerinizde de anmayın.

İstemediğiniz şeyleri sıralamayın.
Sadece OLMASINI İSTEDİĞİNİZ şeyleri söyleyin.

“Ben hasta olmak istemiyorum “yerine,

“Elhamdulillah ben sağlıklıyım.”

“Yaşlanmak istemiyorum” yerine “Ben her daim genç kalıyorum..”

Yaşlanmak istemiyorum diyen insanların oradaki odağı yaşlanmaktır mesela..

Ve sonucunda yaşlanmak kaçınılmazdır.
Öyle ki beyin negatifi algılamaz
söylenen her sözü gerçek kabul eder.

Mesela siz “Unutma” dediğinizde onu “unut” olarak alır.
Onun yerine “Aklında tut” demek daha doğrudur.

Birisine “Panik yapma” dediğinizde daha fazla panik olacaktır.
Bunun yerine “sakin ol” demek daha uygundur.

Bu yüzden ne yapmak istemediğimizi değil,
ne istiyorsak onu söylemeliyiz!
Birisi size eğer sizi gördüğünde
“hasta gibi görünüyorsun” dediğinde,
eğer siz buna inanır
ve onaylarsanız
bu anlaşmayı imzalamış olursunuz
ve çok fazla sürmeden hasta olacağınıza dair sizi temin ederim!

Hastalık demişken bazı insanlar var hastalıklarına sıkı sıkı sahip çıkan…
“Benim şekerim var!”
“Benim tansiyonum var!”
BENİM..!!!
“Benim” diyerek siz bu kadar sahip çıkarsanız
o hastalık da sizi hayatta bırakmaz!

Çünkü”Ben” diye başlayan her cümleyi bilinçaltı sahiplenir ve emir kabul eder.
Bazen de kişi burada kurbanı oynamayı seçer.
Hatta bazen bundan hoşlanır bile..

Çünkü o hastadır
ve çevresinden daha önce görmediği ilgiyi görüyordur.

Farkındalığı olan kişi ise o noktada bedeninin kendine verdiği mesaja bakar.

Ve şu soruyu sorar “Bilmem gereken şey ne?
Hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor?”
“Neden ben?” değil..
“Nerede hata yaptım
ve bu hastalıkla bedenim beni uyarıyor?” demeliyiz.

Büyüklerin çok söylediği bir söz vardır.
“Bir şeyi kırk kere söylersen olur.”

Hiç düşündünüz mü neden acaba?
Çünkü dil neyi çok söylerse;
bilinçaltı onu gerçek kabul eder,
beyin onu gerçekleştirmek için harekete geçer.
OLUMLU KONUŞMAK ve DÜŞÜNMEK işte bu yüzden çok önemlidir.

Dr. şöyle der:
“Olumlu kelimelere odaklanarak ve bunları yansıtarak genel sağlığınızı iyileştirebilir ve beynimizin işlevselliğini artırabiliriz.

Enerjinizi hangi kelimeler üzerine odaklıyorsunuz? Eğer hayatınızın istediğiniz kadar güzel olmadığını fark ettiyseniz,
olumsuz kelimeleri ne sıklıkta kullandığınızı not etmek için bir defter tutun.

Gerçekten daha iyi bir hayatın ne kadar kolay ulaşılabileceğini gördüğünüzde şaşıracaksınız.

Kelimelerinizi değiştirin, hayatınız değişsin..

Sözlerinizle birlikte davranışlarınızda değiştiğinde siz değişmeye başlarsınız.

Siz değiştikçe yaşamınızda değişir.
Bir bakarsınız ki yaşamınız söyledikleriniz, düşündükleriniz, davranışlarınız olmuş..

Bu yüzden olmasını istediğiniz şey neyse ona odaklanın olmamasını istediğinize değil..!

Şimdi şu iki cümleye bakın. Ve iki cümlenin de ayrı ayrı size ne hissettirdiğini düşünün..

  • Bugün hava çok güzel ama yarın yağmur yağacak.
  • Yarın yağmur yağacak olsa bile bugün hava çok güzel!

Sadece iki kelime AMA ve OLSA BİLE kelimeleri cümledeki ifadeyi ne kadar değiştiriyor değil mi?

İlkinde olumsuz bir duygu durumu ikincide ise her şeye rağmen mutlu olma durumu.

“İslam’ın Güler Yüzü”
isimli kitabında Profesör Hanımın çok ilginç bir tespiti var.
“Bir kimse,” diyor,
“Çayını içerken, kaşığını bardağın içinde dolaştırırken çıkan ses, uzaydaki bütün zerrelerden duyulur.”

Aman Yâ Rabbi…
Bu sözü okurken tüylerim ürperdi, kendimden geçtim.
Her şey ne kadar birbiriyle ilgili.

Bazı kimseler der ki, evimde kapım kilitli, perdelerim örtülüyken ben yapayalnızım. Kimseler yok.
İstediğimi yapabilirim.
Kimin ne haberi olacak.

Bugünkü modern bilime ne kadar aykırı bir düşünce.
Mesele hiç de o kimsenin sandığı gibi değil.

Hepimiz, her an,
aklın alamayacağı bir gözetim, denetim içindeyiz.
Biz sâde düşüncelerimizden değil,
duygularımızdan da, bütün evrene karşı sorumluyuz.
İçimizdeki kinden, nefretten, intikam duygusundan yükselen eksi elektrik, dünyadaki bütün zerreleri ürpertiyor,
haberimiz var mı?
Veya içimizden yükselen ve içine yeryüzündeki
bütün insanları,
bütün hayvanları,
bütün nebadâtı,
bütün eşyayı içine alan
bir hayır dua,
bir güzel dilek,
dalga dalga bütün zerrelere,
iyinin, güzelin,
temiz, asil ve yüce olanın ışınlarını yayıyor.

Ne olur kalbimizi, kafamızı
hep sevgiyle, saygı ile,
edep ile, incelikle,
güzel duygularla doldursak.”

Hz. ŞEMS der ki …
«Eğer hala KIZIYORSAN,
kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.

Eğer hala KIRILIYORSAN,
gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.

Eğer hala KINIYORSAN,
af makamına ulaşmamışsın (öfke ve kin seni cayır cayır yakıyor) demektir.

Eğer hala Allah için sevmiyor ve sevginde ayırım yapıyorsan,
hala vesveseye kapılıyor, içindeki sevginin yoğunlaşmasına engel oluyorsun demektir.

Eğer hala ”BEN” demekten vazgeçmiyorsan,
dizginlerin hala nefsinin elinde
ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.

Eğer hala musibetlere yana yana üzülüyorsan, gerçeği bilmiyorsun demektir.

Eğer hala şikayet ediyorsan, HAKİKATİ göremiyorsun demektir.
Hakikat der ki,
“Ne sen varsın, nede ben , var olan yalnızca HAK’TIR

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
¨Cihat TOPRAK

PROFESÖRLÜK UNVANI KAYNAKÇAYI SUSTURAMAZ

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Bir Hafıza Kırımı Portresi: Kültür Yolu’nda Kaybolan Diyarbakır

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

¨Cihat TOPRAK

Okul Toplumun Aynasıdır: Güvenlik Kamerasıyla Ruh İnşa Edilmez

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

¨Cihat TOPRAK

KANUN MADDELERİ ORTADA: HAVUZ İHALESİNİN HESABINI VERİN!

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Çulli’nin Kayıp Saati: Diyarbakır’ın Taşrasında Bir Matematikçinin İzinde

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...

Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.