İran’da 22 yaşındaki genç bir kadın İslami usullere uygun giyinmediği gerekçesiyle (boynu ve saçı göründüğü için) ahlak(!) polisleri tarafından gözaltında işkence edilerek katledildi. İşlenen bu işkence ve cinayet, İslam’ın şiddetle yasakladığı en ağır suçlardan biriydi. Öyle ki bu suçu işleyenlerin ahiretteki cezası ebedi cehennemdir. Yani rejim ne İslam’ı, ne hukuku, ne de ahlakı dikkate almıştı. İnsanların ortak adalet duygusu çok büyük tepkiler doğurdu ve yapılan protestolar 83 ile yayıldı. Elbette bu zulüm bütün dünya halkları tarafından da büyük tepkiyle karşılandı. Rejim zor günler geçiriyor.
Bu etkin katılımın sırrı protestocuların kadının kimliğine, cinsiyetine ve coğrafyasına bakmamasıydı. Dünyanın neresinde olursa olsun bu evrensel anlayış dünyaya büyük bir adalet ve fayda sağlayabilir. En azından ortak adalet duygusunun dışındaki saiklerle verilen şartlı ve lokal tepkilerin hiçbir faydasının olamayacağı anlaşılabilir. Eğer İran halkı, öldürülen kadın için; “ama o zaten Fars bile değildi, ayrıca din ve devletin kurallarına da uymamıştı, yani bizden biri değildi, giyimiyle rejime, İran’a, ve İslam’a ihanet etmişti” diyerek sahip çıkmasaydı, kadına yapılan bu zulmü dile getirenler yanlı olmak ve ayrımcılık yapmakla suçlansaydı, bizden olmayan bir kadın için, üstelik ihanetin bedelini ödeyen bir kadın için bu kadar tepki verilir mi” demiş olsaydı bu başarı sağlanamaz ve seslerini dünyaya duyuramazlardı. Yapılacak olan başka bir zulme karşı da ortak ve etkin bir tepki verilemeyecek ve bir araya gelinemeyecekti.
Gerçekten iman etmiş olanlar Yüce Allah’ı bütün sistemlerin, rejimlerin, coğrafyaların ve ırkların üstünde tutar. Madem Yüce Allah bu kadının katledilmesini yasaklamış o halde her ne amaçla olursa olsun, hangi ulvi değerler adına yapılırsa yapılsın bu cinayet hiçbir koşulda ve hiçbir zaman meşrulaşamaz ve hafifletici sebep kapsamına alınamaz. Bunu yapanlar kendi rejimlerini, devletlerini, coğrafyalarını, ırklarını, veya cinsiyetlerini Yüce Allah’a tercih etmiş olurlar. Bu tercih ise kişinin İslam ile bağını keser. Hatta şirk, Yüce Allah’ın affetmeyeceğini belirttiği tek günahtır. Diğer günahları affedip etmemek ise kendi takdirindedir. İslam’dan çıkıp İslam’ı savunmak paradoksal bir yaklaşımdır. Müslüman İslam demek değildir ve Yüce Allah’a tercih edilemez.
Adalet, insanlığın ortak serveti ve canlı cansız bütün yaratılmışların ortak güvencesidir. Adaleti çiğneyenlerin bir kısmını hoş görüp bir kısmına lanet okumak büyük bir adaletsizlik ve evrensel bir kural ihlalidir. Başka bir ifade ile Yüce Allah’a ve evrensel isleyişe ihanettir. Bundan daha agır bir ihanet türü de yoktur.
Kimi insanlar zalimlerden çekindiği için, yahut güç yetiremediği için yahut pes ettiği için zalimi hedefinden çıkarıp dini hedefine koyar. Rahatlamak için Allah’a, peygambere ve Kitaba saldırmaya, alay, eğlence, hiciv ve...
Kimi insanlar zalimlerden çekindiği için, yahut güç yetiremediği için yahut pes ettiği için zalimi hedefinden çıkarıp dini hedefine koyar. Rahatlamak için Allah’a, peygambere ve Kitaba saldırmaya, alay, eğlence, hiciv ve...
Bir bireyin bencil davranması, içinde bulunduğu kümenin etini parça parça koparmasıdır. Kümenin bencilliği toplumun, toplumsal bencillik ise dünyanın etini parça parça koparmaktır. Bencilliğin kerpeten gibi bir işlevi vardır. Her bencil...
Toprağa buğday tanelerini ekersiniz, sonra bu taneler filizlenir, yapraklanır, uzar yemyeşil olur ve başak verir. Daha sonra sararır ve kurur. Bir sonraki süreçte biçilir, makinelerin içinde sap ve samandan ayıklanır,...
Medeniyet; farklılık ve çeşitliliği barış içinde yaşayabilme kültür ve kabiliyetine verilen isimdir. Medine şehir, Medeni şehirli ve medeniyet şehirlilik demektir. Yerleşim birimleri içinde en fazla çeşitlilik barındıran yerleşkeler şehirlerdir. Bir...
Bir gün padişah yeni atadığı kadının evine gider. Hem onu ziyaret edecek hem de test edecektir. Kadının beyni zehir gibi çalışıyor fakat bacakları tutmuyordu. Padişah beraberindeki heyet ile birlikte kadının...
Yorum Yap