Bedenlerimizin tar-u mar edildiği, çığlıklarımızın uçurumlardan atıldığı, 12 Eylül Cehenneminin karanlık günleriydi..
İnanır mısınız? üç yaşındaki çok sevdiğim yeğenimin adını unutmuştum hücrede.. Annem görüşe geldiğinde adını sordum. Annem hafızamı yitirdiğimi sanmıştı… ağlayarak, “Yasemin” dedi. Görüşme esnasında yanımda duran asker “Yasemin”i şifre olarak anladı ve günlerce hücrede bir çiçek ismini telafuz ettiğim için işkence gördüm. Dünyada çiçeği andığı için işkence gören var mıydı acaba ? onu çok merak ediyorum.
Hayal kurmak bile yasaktı..Ama biz inadına hayallerin en romantiğini, en estetiğini ve en insani olanını hep kurduk.. hem de yalnızca Yasemin’i değil, bütün çiçeklerin omuz omuza verip renklendirdiği bahçelerde kahkaha atarak…
Evet.. o çiçek soldu, toprakla buluştu, onlarca Yasemin’e bedeniyle, gülümseyen yüzü ve yürek güzelliği ile tohum oldu.. bahçemizden bir renk eksildi.. toprak yeni Yaseminlere gebe şimdi.. 🙁
Aziz Gülmüş
(12 Eylül Diyarbakır Cezaevi Anıları CEHENNEM KAHKAHALARI kitabından)
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap