O kadar güzel şeyler anlatılıyordu ki, insanın engelli olası geliyordu. Adamlar resmen, “Engelliler Demokratik Cumhuriyeti’nden” söz ediyorlardı. Konuşmacıların her söylediğine yanımda oturan genç Kürdçe, “Ez diya derewina n.m” (Yalancının anasını ….” dediğinde gülmemek için kendimi zor tutuyorum.. Sonunda kendimi tutamamış katıla katıla gülmüştüm. Yanımdaki genç güldüğümü görünce, “Abi Kürd müsün? ” diye sorunca, gülmekten zorla, “Evet” diyebildim.
Konuşmacılar konuşurken, bizde bu genç ile kendi aramızda sohbet etmeye başladık. Kendi sorularımı ve kafamdan geçen Tilkilikleri ona anlatınca bu kez o gülmeye başladı.
Toplantı bitmiş, soru ve önerilere geçilmişti. Birkaç kişi bilindik aşina soru ve önerilerde bulunduktan sonra, yanımdaki genç el kaldırarak söz istedi. Koltuk değneğine yaslanarak ayağa kalktı. Konuşmacı masasında oturan genç ve güzel kıza :
–Allahaşkına, doğruyu söyleyin, engelli bir gencin aşkına karşılık verir misin? ben söyleyeyim, “Hayır” diliniz ayrı, yüreğiniz ayrı maalesef..
Kadının yüzü allak-bullak oldu. Konuşmacıların suratı bir bir düştü. Genç adam, konuşmacı heyetinde bulunan orta yaşlı bir adama doğru :
–Sizi tanıyorum, Şirketiniz var. Şirketinizde Yüksek lisans yapmış engelli bir arkadaşım var, zehir gibi çocuk.. Yönetici seçiminde onu pas geçtiniz, çünkü engelliydi, siz boya, posa bakıp, misyon-vizyon diyerek resmen engelini yöneticiliğe engel gördünüz..
Herkes şaşırmış ve salon adeta buz kesmişti. Genç engelli devam etti:
–Herkes sahtekar, herkes gerçek düşüncelerini bilinçaltına itiyor. Burada iş olsun, torba dolsun hesabı ile bulunuyor herkes.. Herkes, sistemin öğrettikleri ile şekillenmiş.. dil başka, yürek başka maalesef..
Tam otururken birden gülerek karşı masada oturanlara doğru:
–Hakkınızı helal edin size küfür ettim.. dedi. Bayan şaşkın bir şekilde:
–Nasıl? diye sordu.
Genç gülerek :
–Merak etmeyin Kürdçe ettim. Zaten siz Kürdçeyi tıpkı biz engelliler gibi yok sayıyorsunuz, bu yüzden Küfürlerim sizin için yok hükmünde olmalıdır.. dediğinde bütün salon kahkahaya boğulurken, masadaki konuşmacılar öfkeden deliye dönmüşlerdi..
Aziz Gülmüş
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap