Türkiye’de neden erkek ve kadınlar aşırı yemek yemeyi seviyorlar?
Hep çeşit istiyorlar.
Dışardan eve geldikler gibi hemen yemek soruyorlar.
Sonra hasta olmayı ve hastalığını anlatmayı çok seviyorlar.
Her konuda Şikayet ediyorlar.
Kadınlar kendine zaman ayırmak nedir bilmiyor.
Hasta olmayı bekliyor, doktora gittikten sonra doktorun ;
“dinlenmen lazım , çok yoruldun “demesini bekleyip
bunu bahane ederek hep hastalık konuşarak istirahatli zamanı geçiriyorlar.
Çocuklar hep televizyon başında.
Çocuklar annesi ve babasından çok
Televizyonu görüyor.
Zihninde ebeveyn az onlar çok daha fazla yer kaplıyor.
Neredeyse Tüm çocuklar ölmesin ekranda Reklamları ezberlemiş.
Öyle ezberlemişler ki anne reddedince ağlıyor.
sonra yine istiyor yine ağlıyor 3 gün 4 gün sonra anneyle çocuk arasında çatışma oluyor,
Şimdi saygı nasıl olsun!
Çocuğun zihninde anne az televizyondakiler daha çok yer kaplıyor .
Kapatın televizyonları çocuk sizleri seyretsin, annesini anlasın
Annesinin güzelliğini onun beyninde yer etsin.
Kimse anlamıyor çocukların beyni kimlerle – nelerle süblüminal mesajlarla doluyor.
Sen çocuğu Doğurdun
Sen hatırlıyorsun ,
onu kundakladın, onu büyüttün ama o bunları görmeyecek sadece
Sen hatırlıyorsun.
Dijital anneler çocuğu doyurmak için bile televizyon başında doyuruyor.
Çocuk annenin yüzüne bakmıyor o sadece adapte olduğu çizgi filme bakıyor.
Sonra diyor ki çocuk yüzümüze bakmıyor galiba hiperaktif.
Çünkü çocuğun beynini televizyon veya internet tabletler artık yeniden tasarladı.
Sonra çocuk o çizgi kahramanlarının kostümünü Vitrinlerde görüyor istiyor ve ağlıyor çünkü çocuk aslında artık dijital dünyaya ait oldu
Kardeşi ile oynarken bile oradaki karakterler gibi davranıyor ve o karakterler gibi konuşuyor.
Ve çocukları dikkatli izleyince diyorum ki;
bak çocuk babası gibi değil annesi gibide değil konuşması ve hareketleri ekranda izledikleri karakterler gibi olmuş.
Maalesef kinDüşünmeden konuşmak Türkiye’de had safhada.
Boşluğu doldurmak İÇİN konuşanları
dinlerken beyin doluyor ve ısınıyor o zaman.
Çünkü kalp te yoruluyor.
Zaten adı resmiyette konmamak İÇİN dünya sağlık örgütü tarafından uyarı ⚠️ verilmiş bir mutasyona uğramış covid ve influenza salgını sarmışken ve hastanelerin yetersizliğinden patır patır bebek ve çocuk ölümleri gerçekleşirken bizler en azından elimizdeki çocuklarmızı yani geleceğimizi koruyalım, bilinçli gelecek nesiller yetiştirmek için bilinçli ebeveyn olalım.
Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğu güzel şeyler konuşmayı bilmiyor
her konuda Herdaim şikayet ediyorlar.
Kocasından şikayet ediyor,
ailesinden şikayet ediyor ,
çocuğundan şikayet ediyor,
Havadan şikayet ediyor,
Su’dan şikayet ediyor,
Kendinden bile şikayet ediyor.
Misafiri ile 1 saat çay içiyor,
çay içerken gönül demlenir
fakat öyle olmuyor.
herkesin sinirleri kabarıyor sonra herkes evine gidiyor bu sefer ne oluyor ? Tabiki hastalıklar oluyor.
Bu yazı gerçekten ders alınması gereken bir konuyu ortaya koyuyor. Sadece okumayın .
Paylaşın ve belki bir yaraya parmak basmış olurdunuz.
Cihat TOPRAK

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap