Gazetecilerin,
61 yıl önce gerçekleştirdikleri mücadelenin sonucunda elde edilen kazanımlar doğrultusunda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ilan edilmiştir.
Gelinen süreçte basın çalışanlarının hak ve haklılık mücadelesinin bir sonucu olarak kamuoyuna haber ve bilgi akışı sağlayan gazeteciler, halkın gözü, kulağı ve sesi olma sorumluluğunu yürütmektedir.
Bu sorumluluk bilinciyle salgın sürecinde dahi en ön safta yer alan ve halkın haber alma özgürlüğü için hayatını tehlikeye atan basın mensupları, yasalar tarafından da korunmalı ve gözetilmelidir.
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek olan aşı sürecinde de basın mensuplarının riskli grupta yer alması elzemdir.
Basın mensupları, demokrasi ve toplumsal bilinç ekseninde kamuoyuna çok önemli katkılar sunuyor. Halkın doğru ve tarafsız haber alması için fedakârca görev yapan basın mensupları, kendine göre zorluklar ve kurallar içeren mesleklerinde toplumun menfaatlerini gözetiyor.
Bir gazetecinin en temel görevi; her olayı, ilkeli ve objektif yayıncılık ilkeleri çerçevesinde doğru ve zamanında aktarmaktır.
Böylece gazeteciler toplumun doğru bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi yolunda önemli bir görevi ifa etmiş olurlar.
Çalışan gazeteciler, koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde, son 1 yıl içinde çok riskli bir görev üstlendi.
Sağlık çalışanları gibi onlar da hep sahada görev aldı. Ulusal medyada çalışan basın mensupları ile birlikte yerel medya mensupları da içinde bulundukları kısıtlı şartlar çerçevesinde salgın riskine rağmen görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorlar.
Bu vesile ile gazetecilik mesleğini demokrasi, etik ve ahlaki kurallar, toplumsal sorumluluk ve tarafsızlık ilkesi ile ifa eden bütün gazeteci meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlarım.”
CİHAT TOPRAK

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap