TOROS ÇOCUĞU, SOROS ÇOCUĞU
KİM BULACAK MAVİ BONCUĞU
Diyarbekir çocuğunun dediği gibi, “Çırrıg olan hayatın telafisi
yoktur” diye. Çırrig, tel tel olmuş eğrilmiş yüne denir bizim
oralarda..
Ümit abi, çok sinirliydi. Kasabanın şerifini düelloya davet
etmişti. Kalabalık bir kitle ile posta arabasından inmiş Şerif’in
bulunduğu binaya kovboy efektleri eşliğinde ağır ağır yürürken
Şerif’in Kızılderili dostları ellerinde mızrak onu karşılamış ve
Şerif’e gitmesi engellenmişti.
Şerif, bulunduğu yerden çıkmamıştı. Ümit abi rakibinin düelloya
icabet etmemesi üzerine çılgına dönmüş ve ağzına geleni
söylemişti. “Çık dışarı Sülo! çık da kimin Soros, kimin
operasyon çocuğu olduğu çıksın ortaya! ” diye esip gürlemişti.
Posta arabasına binerken de, “Estin gidiyorsun babaaa!! “
naraları ve tezahüratlar eşliğinde rövanşı almanın gururu ile
oradan ayrılmıştı.
Kemal Sunal’ın, “Ebabil Kuştur, gelmeyen puşttur” repliği, gerçek
hayatta karşımıza çıkacağını hayal bile edememenin şaşkınlığı
ile dilim tutulmuştu.
Ne Sorosmuş be! kimine az gelirken, kimine de lalezar olmuş.
Karışıklığın, komplo ile entrikaların üçüncü dünya Ülkelerindeki
Şeytanı misali. Bazen de iktidarların kaldıracı ve mihrabı..
Ne diyelim; kimi Torosçu, kimi Sorosçu olmuş bu Ülkede. Biz
de Horozcu olalım en iyisi.. En azından Horoz bizim adımıza, “Ki
kır kiii? ” diye öterek sonucu bildirir vesselam..
Aziz Gülmüş
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap