KURBANLIK DÜŞLER
Dedesinin vefatı nedeniyle taziyede bulunmak için evlerine gittik eşimle. Alevi bir aile ve oldukça sevgi dolu insanlar.. Annesi bizi kapıda hürmetkar ve büyük bir ilgiyle karşıladı. Hatta eğilip elimi öpmek istedi müsaade etmedim, el sıkışıp içeri girdik.
Alt kattaydı evleri böylece merdiven çıkma derdinden kurtulmuştum.. Daire girişinde kapıda bekleyen Tülay, bizi gördüğünde gözlerine yüklemişti tüm sevincini.. Özlemle sarıldı bana ve eşime..
Hal hatır sorduk, fatiha okuduk ölen dedesinin ruhuna.. Ardından, “Okul nasıl gidiyor? ” diye sordum Tülay’a. Dünyanın bütün hüznü çöktü yüzüne.. Önce bir yutkundu, sonra umursamaz sahte bir gülümseme ile, “Kayıt dondurdum hocam” diyebildi. “Neden? ” dedim. “Hocam, Yurt çıkmadı, hergün İstanbul’dan Kocaeli’ne otobüsle yolculuk olmuyordu be hocam! ” Anlamıştım, bir kargoda üç kuruş maaşla çalışan ve dört çocuk okutan bir babanın kaldıracağı bir yük değildi. Yüreğime yumruk büyüklüğünde bir ağırlık çökmüştü. Hiç konuşamadım, konuşmaya başlasam ağlayacaktım, yutkundum, yutkundum öyle sessizce gözlerine bakabildim Tülay’ın umut dolu, sönmeyen, ışıklar saçan gülümseyen gözlerine..
Üzüldüğümü görünce beni teselli etmeye başladı; boş ver be hocam, hayalleri ertelenen bir ben miyim? Bu yıl dershaneye giderim, seneye İstanbul’dan bir Üniversite kazanırım belki.. ” dedi ama ben içimden, “Hangi parayla dershaneye gideceksin be güzel kızım.. ” diyebildim umutsuzca..
Eşimle eve döndüğümüzde iki gün önce kestiğimiz kurban için eşim, “Keşke kurban kesmeyip parasını bu çocuğa verseydik.. ” diye hayıflanınca, “Bu çocukların düşlerini kendi hayallerinin gerçekleşmesi için kurban edenler günyüzü görmesinler” diye beddua etmekten başka hiç birşey diyemedim..
Aziz Gülmüş
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap