Görüşmecim Kuru Soğan Göndermiş
Eşi, toplumsal meselelerden bi haber bir aydının, bir devrimcinin işi oldukça zordur.. Hele bu bir erkek ise, kadına anlatacağı pek bir şeyi yoktur.
Diyelim ki erkek eş yazdıklarından veya eylemlerinden dolayı tutuklandı. Eeee aydın olmanın, devrimci olmanın kefareti hapistir. Hapise girdiniz diyelim, size hapis içinde zindanı yaşatır. Nasıl mı? görüşme gününde görüşünüze gelir sitem üstüne sitem.. “Bizi mahfettin! Ülkenin sorunları sana mı kalmıştı? sen mı kurtaracaksın bu toplumu? Millet evinde, keyfinde, rahatında bizse acı çekiyoruz..! hani uğrunda mücadele ettiklerin nerede? gelip kurtarsınlar seni? “
Mahfolursunuz, arkanızdaki en güçlü kale yıkılmıştır.. beyniniz allak bullak olur.. sistemin replikleri size kabuslar yaşatır dört duvar arasında..
Sonra arkadaşlarınızın bilinçli, okumuş eşleri ile görüşme yerindeki diyaloğlarına tanık olursunuz, “Aslanım, seninle gurur duyuyoruz..! arkandayız, bizleri hiç merak etme.. herkes çok iyi.. çocuklara hem analık, hem babalık yaparım.. sen bizim onurumuzsun..! Avukatınla ve arkadaşlarınla görüşüyorum, davayı takip ediyoruz.. çıkman için herşeyi yaparım, yeterki moralini iyi tut..! sen yüreğimizdesin..! “
Kendi eşinin sitem ve bıdı bıdısı ile bu konuşmaları karşılaştırır bir kez daha yıkılır.. Bu saatten sonra yanlış evlilik tercihi onu bir kez daha zindanın kör karanlığında boğar..
Ey bekar, aydın ve devrimci idealleri olan şovalye ruhlu dostlarım!
Ya cahil (yakışıklı/güzel) eş, ya idealleriniz.. yoksa Kıble ile Hortum ikileminde kalırsınız, şansınız yaver giderse kıble, gitmezse hortuma katlanmak zorunda yaşarsınız.. Yeşil soğan beklerken, Kuru soğanla karşılaşırsınız.
De benden söylemesi..
Aziz Gülmüş
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap