Bu kasvetli, acı ve kaskatı taş gibi günler elbet geçecektir. Lakin böyle günlerden geçtiğimizi bahane ederek, insan olmanın en büyük kriteri olan gülümsemeyi elimizin tersi ile itmemeli ve kahkahalarımızı ertelememeliyiz.
O halde yüzünüze tebessümlerden oluşan bir çiçek resmetmek istiyorum.
Ben çok küçük iken, babam Diyarbakır dışına çalışmak için gidermiş. Bu iş bazen bir köprü inşaatı, bazen bir yol yapımı olurmuş ve haftalarca eve gelemezmiş. Gelemediği için de ekonomik olarak ailece çok kötü günler geçirmişiz.
Bir çoğunuz bilir; Diyarbakır sur içinde daracık sokaklarda sabahın ilk ışıkları ile, “Daaattiiii waaaarrrr, bal lokmasiiii datiiiiii !!!” diye bağıran satıcıların bu çağırması biz çocukları korkunç derecede tahrik ederdi. Benim gibi mız mız çocuklar başlardı annelerinin başının etini yemeye, “Datliiii !!” diye ağlayarak gözyaşımız ve sümüğümüz birbirine karışırdı. Hele bir de para yoksa her, “Datliiii !” diye mızmızlanmamız annelerimizin yoksul yüreğine hançer gibi inerdi.
Sabahları avlulara serilen kahvaltı sofralarında herkese yiyecekleri peynirleri dağıtılır ve anneler özellikle tembihlerdi bizleri, “qıni qıni yiyin !” yani peyniri azar azar ve ekmekle, çayla kahvaltı sonunu getirin ! uyarıları ile daha küçük olanlarımıza ise çaya ekmek doğranıp kaşıkla yedirilir ve “Eppo ye !” denilirdi. Şimdi yeni yeni anlıyoruz ki “Mama ye !” demekmiş bu eppo dedikleri..
Tam bu sırada :
–Daaattiiiiii vaaaaaa !! diyen satıcının yarattığı tahrikle Eppo’yu ve qıni qıni peyniri unutup tatlı için mızmızlanırdık..
Ama bizimkiler kolayını bulmuşlardı, satıcıların bağırması ile benim ağlayıp tatlı istemeye başlamamla beraber annemin, “Bavo bavo bê, pere bıde Eziz, Eziz datli hem hem !!” dediklerinde ben anında sevinip gülüyormuşum, anlamı şuydu; “Baba gelecek Aziz’e para verecek, Aziz de tatlıyı ham ham yiyecek !”
Evet olmayan para ile hayali tatlı yemek.. ne kadar büyük bir sevinç ve umut kaynağı..
İşte bugün belki de bu durumu yaşıyoruz. Geçim sıkıntısı ile barut fıçısına dönüşmüş bir topluma Millet İttifakı, “Biz iktidara, geldiğimizde sizlere tatlı yedireceğiz” diye telkinlerde bulunurken, “Bavo bavo bê, pere bıde Eziz, Eziz datli hem hem” tesellisi ve umudu ile oyalanıyoruz.. İyisi mi, siz bulduğunuz Eppo’ya şükredin, korkarım ki Eppo da uçup gitmez elimizden..
Aziz Gülmüş
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap