Diyarbakıra misafir gitmiş ve eski bir kaç arkadaşla oturmuş ülkedeki gündem hakkında sohbet ederken muhabbetimize qırıxlardan şaş qedo ve çütkafa Ehmo da dahil oldular. Selam verdikten sonra kürsü çekip oturunca çayları da söylendi.
Şaş qedo arada bir beni şaşı gözleri ile kötü kötü keserken, ben farkında değilmiş gibi umarsamaz bir şekilde konuşuyordum. Daha fazla dayanamadı, yanındaki arkadaşına benim duymayacağımı sandığı fısıltılı bir şekilde :
–Oxlım bu top sakalli kimdir?
–Ne bileyim abê İstanbol’dan gelmiş !
–Nerenin çocuğidır?
–Abê ben de bilmiyem diyiler buraların eskilerindendır, herhal Bağlar çocığidır..
Konuşmamızın bir yerinde kendini tutamayıp :
–Bırê mın sen nerelisen? diye sordu.
–Diyarbekirliyem qardaş ! dedim.
–Ne iş yapisan?
–Yazarım ! dedim.
–Ne yazisan?
–Mizah yazıyorum..
–O nedır ? diye sorunca, tam yanıt verecektim ki, çüt kafa Ehmo benim yerime cevabı verdi bile :
— qedo ne kaar cahilsen, mizah qeşmerlıxtır oxlım ! Şaş qedo gözlerime onaylamam için bakınca, gülerek:
–Evet ! dedim. Gülmeye başladı ve ayağa kalkarak orada bulunanlara :
–Sebehten beri bu qeşmeri dinlisız
Kewaşeler ! diyerek tesbihini sallaya sallaya gülerek :
–Ehmo kalx gidax oxlım birez daha kalsax bız de qeşmer olırıx ! diyerek yürüyüp gitti.
Emeklilere verilen bu komik zamdan sonra bu Ülkeden gitmek farz oldu, yoksa bizim qedo’nun dediği gibi biraz daha kalsak iyice qeşmer olacağız.
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap