Karısı Erzurumlu olan Zeki abinin telefonu çalıyor. Bakıyor ki arayan karısı..
–Hayırdır hanım, ne istiyon ?
–Ula Zeçi eve Celirçen bir çilo çivi al !
Zeki abi, en yakın nalbura uğrayarak bir kilo çivi alıp evin yolunu tutar. Eve vardığında çiviyi gören karısı kıyameti koparır:
–Ula cözün çör ola ben Çivi istemiştim..!
Meğer karısı Kivi istemiş.
Zeki abinin aptallığı işte.. yıllardır kendisine Zeçi diyen biri Kivi’ye nasıl çivi demesinki ?
Bizimki de o hesap.. Düzen partileri ile yıllardır haşır-neşiriz hala konuştuklarından birşey anlamıyoruz. Sanki öteki geldiğinde herşey güllük gülistanlık olacak umudundayız..
İnanın biz Kivi isteyeceğiz, onlar Çivi getirecekler.. Hiç lamı cimi yok.
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap