Yıl 1979, baş ağrısı nedeniyle sersem bir halde Diyarbakır SSK hastanesine gittim. Şimdiki gibi Bilgisayar, dijital kayıt falan yok tabii..
Danışma görevlisi bir form doldurup elime tutuşturdu. Baktım soyadım “Gümüş” diye yazılmış. “Ammaaann bir de iki saat düzeltme ile uğraşmayayım” diye, gönderdikleri bölümün kayıt görevlisine evrakı verdim. Bu görevli de başka bir form ekleyip elime tutuşturdu. Yeni doldurulan forma baktım bu kez soyadım, “Kümüş” olmuştu. Yine “Ammaaann boş ver, önemli olan bu baş ağrım.. ” diyerek umursamadım.
Nihayet doktor muayene etti ve idrar ve kan tahliline yönlendirdi. Önce idrar tahlili yapacak görevliye gittim. Bir form daha doldurulup evrak elime tutuşturuldu. Merak bu ya, hemen yeni soyadıma baktım inanamadım, “Kömüş” olmuştu soyadım.. Buna biraz kızmıştım. “Ne demek Kömüş? ben Manda mıyım? ” dediysem de şu lanet olası baş ağrısı itirazıma geçit vermemişti.
İdrar tahlilimin sonucunu beklemeden Kan tahlilimi de aradan çıkarmak için Kan verme odasına gittim. Evrakı görevliye uzattım, tahlilden çok Soyadım ne olacak diye merakla görevlinin evrakı doldurup bana vermesini bekliyorum. Sonunda evraka baktım, gülmeye başladım; soyadım, “Kömür” olmuştu. Allaha şükür Kömüş yani Manda olmaktan kurtulduğum için hala sevinçten gülmeye devam ediyordum ki görevli cehaleti ve kötü yazısı ile alay ettiğimi sanarak ters bir bakış fırlattı. Hiç ses çıkarmayarak evrakımı alıp, yan masada kan vererek beklemeye başladım.
Bir kaç saat sonra kan ve idrar tahlil sonuçlarımı alarak Doktor’un kapısına gittim. Üzerinde mavi bir önlük olan hademe gelen sonuç evraklarını tek tek elimizden alıp topluca Doktor’un odasına giderken bizler kapıda beklemeye başladık.
Tek tek hastaların ismi görevli hademe tarafından yüksek sesle okunarak hastalar içeri alınıyordu. Önümde epey bir sıra vardı derken, Hademe yüksek sesle :
–Aziiizzz Mühüüüürrr!!! diye bağırınca hiç kimsenin içeri girmek için yerinden kalkmadığını görünce kendi kendime, “Ulan sakın bu Aziz Mühür ben olmiyim mi? ” diye sordum. Görevli bir kaç kez daha bağırınca yerimden kalkıp ona doğru yürüdüm. Hademeden fırçanın kralını yemiştim :
–Oğlım sağır misan? iki saattir bağıriyam! dedi hınçla.. Hademeden daha fazla fırça yememek için parmağımla kulağımı işaret edip, “Sağırım” demeye getirdim. Alaycı bir ifadeyle bana bakıp dudak büktü:
–Hem sağırsan, hem topal, oğlum sen niye yaşisan ki? diye söylendi. Tabii ben sağır numarası yapmıştım ya bu yüzden gülerek, kapıyı açıp içeri girmek istedim. Hademe bağırmaya başladı:
–Oğlum sen heç medeniyet tarlasından geçmemişsen? Cahil oğli cahil..!! kapıya vur içeri gir! diyince ben gülmeye devam ettim. Hademe iyice kızmaya başladı :
—Iıııeeeyyyy!! hele tipe bax hizaya gel! diye bağırdığında bütün hastalar oturdukları yerden ayağa kalkarak arkamda tek sıra olmuşlardı.
İşte “Gülmüş” olan soyadım “Mühür” e dönüşmüşken, tipsizliğim herkesi hizaya sokmuştu..
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap