meliyat bitmiş nihayet kendine gelmişti Xalo. Gözünü açtığında eşbaşkan başucunda oturmuş, kara kara düşünüyordu. Kimsecikler yoktu odada. Narkoz sarhoşluğu tam geçmemişti Xalo’nun.. Eşbaşkanına bakıp gülerek :
–Yahu hanım ne öyle düşünüyorsun, bak ameliyat bitti Allah’a şükür.. dedi.
Eşbaşkan derin bir iç çekerek :
–Seni değil, ameliyatın için borç ettiğimiz altı adet çeyrek altını nasıl ödeyeceğiz onu düşünüyorum.. dedi.
Xalo eşbaşkanı teselli etmek için umursamaz bir tavırla :
–Merak etme Allah uzun ömür verirse öderiz.. dedi.
Eşbaşkan:
–Sanki onsekizlik delikanlısın da çalışır ödersin.. Yahu senin senden haberin yok, tırrıg gitmiş, vırrık kalmış, bir ayağın öte tarafta nasıl ödeyeceksin ki? dediğinde, Xalo gülmeye başladı:
–Bak hanım, öbür dünyada yetmiş iki huri veriyorlar, her bir çeyrek altın alacaklısına birer Huri veririm ödeşiriz, bana da altmışaltı huri kalıyor neyime yetmez ki? dediğinde Eşbaşkan öfkelenmişti.
–Walla değil altmışaltı huri, biri bile sana yanaşırsa onların babalarının başını onlara soxaram!.. dedi.
Xalo elinde mal kalmış tüccar gibi çaresiz bir yüz ifadesi ile:
–O kadar gariban huri ne olacak peki? diye sordu.
Eşbaşkan :
–Bana ne? Ne yaparsan yap! diye öfkeyle bağırdı. Eşbaşkanın bu isyanı Xalo’yu iyice korkutmuştu.
–Valla ozaman mecburi elden çıkarmam lazım, düşünsene herbirini bir çeyrek altına veriyorum, tam altmışaltı çeyrek altın olur.. dedi gülerek.. Eşbaşkanın hoşuna gideceğini beklerken, adeta korkunç bir gök gürlemesi ile karşılaşmıştı Xalo..
–Karı satmak ha..!! Tühhh senin sufatına.. Onlar hediyedir hediyeeee!! Onlar armağandır! dediğinde, Xalo da öfkelenmişti :
–Madem hediyedir, armağandır, sana geçen yıl sevgililer gününde aldığım yüzüğü niye sattın? dediğinde eşbaşkan odayı terkedip kapıya gittiğinde, dönüp Xalo’ya:
–Seninle Şeytan bile başedemez.. diyerek kapıyı kapatıp gitti..
-İsmet dayı ne yapıyorsun? diye sordu -Kürdçe mektup yazıyorum ! Adam alaycı bir dokundurma yaparak: -Yaaa !! Kürdçe yazılabiliyor mu? -Tabii ne sandın ? elbette yazılıyor ! -Bilmiyordum valla !...
Yaşamla bağım gittikçe kopuyor, ben ona gittikçe o uzaklaşıyor. Kendimi ağır yaralı yoğun bakım odasında bitkisel hayatta sanıyorum. Uyanık olduğum halde kabuslar doluşuyor beynime. Uyanır gibi oluyorum kimi vakit.. bir...
Bir gün Kurumuş çamur parçası taş parçasının yanına gitmiş ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamış, Taş merakla: –Çamur kardeş neden ağlıyorsun, bir derdin mi var? diye sormuş. Çamur parçası...
Bizim Berber Ehmo’nun çok samimi arkadaşı olan kısaca Oro dedikleri Orhan, onbeş-yirmi günde bir Ehmo’nun berber dükkanına gelerek evde yatalak olan dedesi Hınnuş’u traş edeceğini söyleyerek ondan şarjlı traş makinasını...
Sakın düşme!..Düşersen eğer, merhaba vermeyi bile çok gören olur, başka mecralara yönelir tüm selamlar..Sakın düşme!..Gözbebeği iken, gözlerin sakındığı çöp olursun bir anda.. içine akıttığın göz yaşların başkasının gülen gözlerine dönüşür.....
Çok uzun yıllar önce bizim Diyarbakır’da oldukça cimri bir adam varmış. Eve ekmek almayı bile büyük bir eziyet görür, karısı ondan evin ihtiyaçlarını bile istemekten çekinirmiş. Karısı bir sabah uyandığında...
Yorum Yap