Son Dakika !
--:--:--
Yemlihan Erik

Sabır Yönetimi ve Bekleme Sanatları Polikliniği

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Hastanelerde yeni bir bölüm açılmalı.

Bence şart.

Adı da hazır:

Sabır Yönetimi ve Bekleme Sanatları Polikliniği.

Çünkü artık insanların sadece tansiyonunu, şekerini, ateşini değil; sabır seviyesini de ölçmek gerekiyor.

Hatta girişte şöyle bir cihaz olabilir:

“Lütfen elinizi sensöre koyun.”

Cihaz:

“Sabır seviyeniz düşük çıktı. Doktordan önce kendinizi muayene ettirmeniz önerilir.”

Çünkü modern insanın en büyük hastalıklarından biri belli:

Bekleyememek.

Eskiden insanlar mektup beklerdi.

Aylarca.

Postacı görünce heyecanlanırlardı.

Şimdi internet üç saniye yavaşlasa modemi suçlayıp aile toplantısı yapıyoruz.

Eskiden insanlar bayramı beklerdi.

Şimdi telefon şarjının yüzde 5 olmasını hayat memat meselesi sanıyoruz.

Hastaneler ise bekleme kültürünün üniversitesi.

Burada herkes doktora yapıyor.

Bölümler de belli:

Sıra Bulma Mühendisliği.

Danışmadan Bilgi Alma Stratejileri.

“Ben Sadece Bir Şey Soracaktım” Uzmanlığı.

En zor bölüm ise:

Beş Dakika Deyip Yirmi Dakika Konuşma Sanatı.

Hastaneye giren herkesin görünmez bir kartı var.

Adı:

Acil Kartı.

Kimse cebinde taşımıyor ama herkes kullanıyor.

“Benim işim acil.”

“Benim yakınım acil.”

“Ben sadece iki dakika duracağım.”

O iki dakika var ya…

Hastane tarihinde bazı olayların başlangıç cümlesidir.

Bir gün hastane girişine büyük bir ekran konsa şaşırmam:

“Hoş geldiniz. Bugün kendinizi kaçıncı derecede acil hissediyorsunuz?”

Seçenekler:

1- Çok acilim.
2- Benden acili yok.
3- Aslında herkes acil ama benimki biraz daha acil.

Ama işin garip tarafı şu:

Herkes kendisini en acil kişi sanırken, gerçekten acil olan bazı insanlar sessizce bekler.

Çünkü bazen en büyük acılar en yüksek sesle konuşmaz.

Ve bu karmaşanın ortasında sağlık çalışanları vardır.

Doktorlar…

Hemşireler…

Teknisyenler…

Sekreterler…

Onlar bazen hastalık tedavi etmekten çok daha fazlasını yaparlar.

Bir gün içinde yüz farklı insan hikâyesi dinlerler.

Korkmuş bir baba.

Endişeli bir anne.

Uykusuz bir hasta yakını.

İnternetten üç saat araştırma yapıp kendi kendine teşhis koymuş vatandaş.

“Hocam bende kesin şu hastalık var.”

Doktor:

“Neye göre düşündünüz?”

Hasta:

“İnternete göre.”

Doktorun iç sesi:

“Ben altı yıl tıp okudum, internet beş dakikada profesör oldu.”

Ama bütün bunlara rağmen sağlık çalışanı karşısındaki insana yardım etmeye devam eder.

Çünkü onun işi sadece nabız ölçmek değildir.

Bazen öfke ölçer.

Bazen korku dinler.

Bazen çaresizlik sakinleştirir.

Ama unutulan bir şey vardır:

Sağlık çalışanı da insandır.

Robot değildir.

Fişini çekip yeniden başlatamazsınız.

Gece şarja koyup sabah yüzde yüz sabırla işe gönderemezsiniz.

Onun da yorulduğu günler vardır.

Onun da canının sıkıldığı anlar vardır.

Ve bazen maalesef biriken stres, öfkeye dönüşür.

Bir tartışma büyür.

Bir kelime hakarete dönüşür.

Bir el kalkar.

İşte orada sadece bir sağlık çalışanı değil, insanlık biraz yara alır.

Düşünsenize…

Bir insan sizin kalbinizi dinliyor ama kendi kalp atışını korkuyla dinlemek zorunda kalıyor.

Bir insan sizin ağrınızı azaltmaya çalışıyor ama kendi güvenliği için endişeleniyor.

Bu, normalleşmemesi gereken bir durum.

Belki gerçekten o polikliniği açmalıyız.

Sabır Yönetimi ve Bekleme Sanatları Polikliniği.

İlk hasta gelir.

Doktor sorar:

“Şikâyetiniz nedir?”

Hasta:

“Sabırsızım.”

Doktor:

“Ne zamandır?”

Hasta:

“Üç dakikadır bekliyorum.”

Doktor:

“Teşhis konuldu. Modern çağ hastalığı.”

Tedavi:

Sabah bir doz anlayış.

Öğlen bir miktar empati.

Akşam yatmadan önce:

“Karşımdaki insan da benim gibi zorlanıyor olabilir” düşüncesi.

Çünkü geleceğin hastaneleri sadece yapay zekâlarla, robotlarla ve akıllı cihazlarla kurulmayacak.

Teknoloji bize hız verecek.

Ama insanlık bize yön verecek.

Dünyanın en gelişmiş hastanesini yapabilirsiniz.

İçinde bin tane cihaz olabilir.

Ama içinde biraz anlayış yoksa…

Sadece büyük bir bina olur.

Belki de sağlık sisteminin en çok ihtiyaç duyduğu yeni teknoloji şudur:

Bir insanın diğer insana insan gibi davranabilmesi.

Çünkü bazı hastalıkların ilacı eczanede bulunur.

Ama bazı sorunların ilacı hâlâ kalbin içinde saklıdır.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Yazarlarımız
Ajans News