Karl Marx 1843 yılında; “din halkın afyonudur” dediğinde bu söz büyük ilgi toplamış ve çok büyük kitleler tarafından doğru kabul edilmişti. Marx, insanların dinlerine olan bağlılık ve vazgeçmezliğini bağımlılık (uyutma) olarak yorumlamıştı. Halbuki bir şeyden vazgeçememenin tek nedeni bağımlılık değildir. Bir şeyin bağımlılık yapması için hoşa gitmesi ve ortamı toz pembe göstermesi gerekiyor. Din ise aksine nefsin hoşuna gitmeyen, kişiye sorumluluk yükleyen, özveri ve fedakarlık isteyen, ödev veren, hoşa gidecek bir çok şeyden alıkoyan, bir çok yasak ve disiplinleri olan unsurlarla doludur. Bunların bağımlılık yapması ise imkansızdır. İnsanların dininden vazgeçmemesinin asıl nedeni Allah korkusudur. Çünkü bütün semavi dinlerde ceza olarak cehennem, ödül olarak cennet vadedilmiştir. Hiç kimse cennet yerine cehennemi tercih etmek istemediği için dinden vazgeçmiyor ve dinine bağlı kalmaya çalışıyor. Bu da bağımlılık ve afyon değildir. Dine inananlar uyumuyor, herkes gibi her şeye tanıklık ediyor ve bilip görerek bunu tercih ediyor.
Elbette bağımlılık yapan duygular da vardır, ırkçılık, cinsiyetçilik, coğrafyacılık, kin, nefret vb. gibi duygular hoşa giden bir içeriğe sahip duygulardır. Bunlar bağımlılık yapan, kişiyi uyutan, akıl ve iradesini engelleyen, bilim ve mantığı tanımayan duygulardır. Keyif vermekten başka hiçbir zahmeti, yükümlülüğü ve özeverisi olmayan içgüdüsel eğilimlerdir. Toplumu içten içe çürütse de ve çok yüksek ve trajik bir maliyeti olsa da kişiye yoğun bir haz verdiğinden vazgeçilmesi son derece zordur. Eğer bir insanda din bağımlılık ve afyon etkisini oluşturuyorsa o kişi dinini hobiye, zevk ve eğlenceye dönüştürmüş demektir. Çünkü dinde sürekli bir mücadele ve muvakavemet söz konusudur. Sürekli olarak şeytanla mücadele, nefisle mücadele ve kötülüklerle mücadele etmek zorundadır. Bunlar da asla bağımlılık yapan ve kişiyi uyutan hususları barındırmaz. Çünkü mücadele her zaman uyanık olmayı gerektiriyor. Bir çok insan dini kendi zevkine, eğilimlerine, ırkına, cinsiyetine, coğrafyasına ve nefsine indirgediği için bunlarda din, şiddetli bir bağımlılık ve afyon etkisini oluşturuyor ama artık bu da dinin din olmaktan çıkarılması ve kişinin kendi keyif verici egilimlerini yaşaması demektir. Yani bağımlılık yapan din değil, din adına benimsenmiş olan kişinin kendi zevk, heves, hobi, nefis, içgüdü ve benzeri duygularıdır.
Z. Abidin Toprak
Kimi insanlar zalimlerden çekindiği için, yahut güç yetiremediği için yahut pes ettiği için zalimi hedefinden çıkarıp dini hedefine koyar. Rahatlamak için Allah’a, peygambere ve Kitaba saldırmaya, alay, eğlence, hiciv ve...
Kimi insanlar zalimlerden çekindiği için, yahut güç yetiremediği için yahut pes ettiği için zalimi hedefinden çıkarıp dini hedefine koyar. Rahatlamak için Allah’a, peygambere ve Kitaba saldırmaya, alay, eğlence, hiciv ve...
Bir bireyin bencil davranması, içinde bulunduğu kümenin etini parça parça koparmasıdır. Kümenin bencilliği toplumun, toplumsal bencillik ise dünyanın etini parça parça koparmaktır. Bencilliğin kerpeten gibi bir işlevi vardır. Her bencil...
Toprağa buğday tanelerini ekersiniz, sonra bu taneler filizlenir, yapraklanır, uzar yemyeşil olur ve başak verir. Daha sonra sararır ve kurur. Bir sonraki süreçte biçilir, makinelerin içinde sap ve samandan ayıklanır,...
Medeniyet; farklılık ve çeşitliliği barış içinde yaşayabilme kültür ve kabiliyetine verilen isimdir. Medine şehir, Medeni şehirli ve medeniyet şehirlilik demektir. Yerleşim birimleri içinde en fazla çeşitlilik barındıran yerleşkeler şehirlerdir. Bir...
Bir gün padişah yeni atadığı kadının evine gider. Hem onu ziyaret edecek hem de test edecektir. Kadının beyni zehir gibi çalışıyor fakat bacakları tutmuyordu. Padişah beraberindeki heyet ile birlikte kadının...
Yorum Yap