Son Dakika
--:--:--
YAZARLAR

Yapay Zeka’ya Anadolu’yu Kim Anlatacak?

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!


Amerika’da doğdu.
İngilizce öğrendi.
Amerikan sağlık verileriyle beslendi.
Avrupa’nın klinik rehberlerini okudu.
Sonra Türkiye’ye geldi.
Biz de kendisini başköşeye oturttuk.
Adına yapay zekâ dedik.
Peki, bu arkadaş Anadolu’yu tanıyor mu?
Diyarbakır’ı biliyor mu?
Rize’nin yağmurunu, Karadeniz insanının dilini, Ege’nin alışkanlıklarını, İç Anadolu’nun suskunluğunu biliyor mu?
Bir Gaziantepli amcanın “Göğsümde bir yanma var” derken neyi kastettiğini anlayabiliyor mu?
Bilmiyor.
Ama biliyormuş gibi cevap verebiliyor.
Zaten çağımızın en büyük mahareti de bu değil mi?
Bir düşünün…
Hastaneye bir vatandaş geliyor.
Türkçesi sınırlı.
Kürtçe konuşuyor.
Derdini anlatmaya çalışıyor.
Karşısındaki ekran İngilizce hata veriyor.
Doktor ekrana bakıyor.
Hasta doktora bakıyor
Doktor sistemi anlamaya çalışıyor.
Hasta doktoru anlamaya çalışıyor.
Arada bir tek şey eksik:
İnsanın kendisi!
Silikon vadisi de milyonlarca dolar harcanarak geliştirilen sistem, Anadolu’daki hastanın bir cümlesini anlayamıyorsa burada yalnızca teknolojik bir eksiklik yoktur.
Bir bakış açısı eksikliği vardır.
Çünkü teknoloji dediğimiz şey, yalnızca işlemci gücü değildir.
Veridir.
Dildir.
Kültürdür.
Hafızadır.
Ve en önemlisi, insanı tanımaktır.
Amerika’da yaşayan bir hastayla Anadolu’da yaşayan bir hastanın sağlık hikâyesi aynı mı?
Amerika’da yaşlı bir insanın bakım düzeniyle, Anadolu’da çocuklarının yolunu gözleyen yaşlı bir kadının hayatı aynı mı?
İngiltere’de doktora gidip şikâyetini anlatan bir hastayla, Türkiye’de üç vasıta değiştirerek hastaneye ulaşan hastanın sağlık deneyimi aynı mı?
Değil.
Bizde hasta bazen hastalığını saklar.
Bazen doktora derdini anlatamaz.
Bazen okuma yazması yoktur.
Bazen kullandığı ilacın adını bilmez.
Bazen de “Bir şeyim yok” der ama yüzünden bin şey okunur.
Şimdi bütün bu gerçeklikleri düşünün.
Bir algoritma, hangi verilerle beslendiyse dünyayı biraz da o verilerin penceresinden görür.
Amerikan toplumunun verileriyle geliştirilen bir sistem, Türkiye’de kullanılabilir. Elbette kullanılmalıdır da.
Ama kullanılabilir olmakla, toplumu gerçekten anlamak aynı şey değildir.
İşte bizim tartışmamız gereken mesele budur.
Bir de işin başka tarafı var.
Yapay zekâya veri veriyoruz
Peki, hangi veriyi?
Anadolu’nun yaşlısı var mı?
Kürtçesi var mı?
Zazacası var mı?
Lazcası var mı?
Arapçası var mı?
Köyde yaşayanı var mı?
Okuma yazma bilmeyeni var mı?
Sağlık hizmetine ulaşmakta zorlananı var mı?
Yoksa yine büyük şehirlerde yaşayan, akıllı telefonu olan, dijital sistemleri kullanabilen insanların verileriyle mi geleceği tasarlıyoruz?
Eğer öyleyse geçmişteki eşitsizlikleri geleceğe taşıyoruz demektir.
Üstelik bu kez eşitsizliğin adı dijitalleşme olacak.
Bir algoritma, kendisine öğretilmeyen bir hayatı kendiliğinden keşfedemez.
Temsil edilmeyen insanın ihtiyaçlarını da kolayca göremez.
Bana kalırsa Türkiye’nin önünde çok önemli bir fırsat var.
Kendi sağlık verilerini doğru yöneten, farklı dilleri ve toplumsal gerçeklikleri dikkate alan, yerel sağlık ihtiyaçlarına göre geliştirilen yapay zekâ sistemleri…
Bunlar artık lüks değil, stratejik bir ihtiyaç.
Dünyanın teknolojisini alacağız.
Geliştireceğiz.
Kullanacağız.
Ama kendi insanımızı başkasının verisine sığdırmaya çalışmayacağız.
Çünkü teknoloji ithal edilebilir.
İşlemci satın alınabilir.
Yazılım geliştirilebilir.
Ama bir toplumun hafızasını, kültürünü ve yaşam biçimini anlamak için o toplumu tanımak gerekir.
Geleceğin hastanelerinde robotlar ameliyat yapacak.
Yapay zekâ filmleri okuyacak.
Algoritmalar hastalık risklerini hesaplayacak.
Belki bir gün doktorların masasındaki bilgisayar, hastanın bütün sağlık geçmişini saniyeler içinde önlerine koyacak.
Harika!
Ama o bilgisayar, hastanın dilini anlamıyorsa?
Yaşadığı coğrafyayı hesaba katmıyorsa?
Kültürünü, alışkanlıklarını, sağlık hizmetine erişim koşullarını bilmiyorsa?
O zaman elimizde çok akıllı bir makine, karşısında da kendisini anlatamayan bir insan olacak.
Ve hastanelerimizde teknoloji ilerlerken insanın sesi yine duyulmayacak.
Belki de geleceğin en önemli sorusu şudur:
Yapay zekâ insanı anlayabilecek mi, yoksa insan kendisini yapay zekâya anlatabilmek için mi değişmek zorunda kalacak?
Amerika’da eğitilmiş bir algoritma, Anadolu’da yaşayan bir insanın kalp atışını ölçebilir.
Ama o kalbin hangi dertlerle yorulduğunu öğrenmesi için önce Anadolu’yu dinlemesi gerekir.
Çünkü her veri bir insana aittir.
Ve hiçbir insan yalnızca bir veri değildir.

Yemlihan Erik

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
Yazarlarımız
© 2026 Ajans News. Tüm Hakları Saklıdır. ajansnews.com.tr üzerinde yayımlanan özel haber, röportaj, analiz, fotoğraf ve video içeriklerinin tüm yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili habere aktif link verilmeden kopyalanması, dağıtılması veya farklı mecralarda yayımlanması kesinlikle yasaktır. Sitemiz 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi yasasına uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yer alan harici bağlantıların sorumluluğu ilgili kaynaklara aittir.