KIRLANGIÇLARI HEP ÇOK SEVDİM.
-Yurt Sevgisi
-Hız
-Çalışkanlık
-Farklılık
-Yenilik
-Kalite
-İletişim
-Akıl
-Cesaret
-Adalet
Ayvalık’ta bir açık hava otelindeyim, resepsiyon da açıkta. Resepsiyonun köşesinde bir kırlangıç yuvası var; üç yavru, kafalar dışarda, gagalar açık. Anne ve baba gidip gelip yiyecek getiriyorlar ve ayrı zamanlarda geldikleri için birbirlerini görmüyorlar. Anne birinci yavruya yem veriyor, birazdan baba gelip ikinciye, anne tekrar geldiğinde üçüncüye, baba gelip birinciye. İnanılır gibi değil, sırayı hiç şaşırmadılar: ADALET.
Akşama doğru sudan çıktım, baktım yuvaya siyah bir kedi yaklaşmış. O ufacık ana baba canhıraş bir şekilde dalıp, çıkıp kediyi uzağa kadar kovaladılar: CESARET.
Otel sahibi şunları anlattı: bahar başlarında göçten döndüklerinde yuvanın bulunduğu bölümün kapalı olduğunu görünce, resepsiyon görevlisinin kaldığı odaya girip çıkıp onu uyandırmışlar: AKIL.
Sabah su içmek için fiskiyenin üzerinde dolaşıp çığlıklar atıyorlardı, ta ki fiskiye açılana kadar: İLETİŞİM.
Yuvalarını öyle bir yaparlar ki yıllarca dayanır: KALİTE.
Yazları sıcak ülkelere göç ederler: YENİLİK.
Onların yaptığı yuva, diğer kuşların saman çöplerini üst üste koyarak yaptığı dingildik yuvalara hiç benzemez. Benzer bir yuva yapabilen başka bir kuş yoktur: FARKLILIK.
Hiç kırlangıçları bir yerde pineklerken hatırlıyor musunuz?
Devamlı uçarlar: ÇALIŞKANLIK.
İnanılmaz hızlıdırlar, su zerresini havada yakalarlar: HIZ.
Binlerce mil uzaktan hep aynı yuvaya dönerler. Ömürlerinin sonuna kadar yuvalarına bağlıdırlar: YURT SEVGİSİ
Kırlangıçları hep çok sevin ve örnek alın!…
Cihat TOPRAK

Bir tarihî kapının önünden bütün şehre cehalet dağıtmak kolaydır. Hele cümlenin başına akademik unvanı, sonuna da birkaç küçümseyici sıfatı yerleştirdiniz mi, tartışmayı kazandığınızı sanabilirsiniz. Fakat tarih araştırmalarının tatsız bir özelliği...

Ahmed Arif, “Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar…” diye haykırırken bu şehrin ciğerinden konuşuyordu. Şimdi o ciğere, devasa hoparlörler ve plastik bir vitrinle sözde bir “kültür” pompalanıyor. Surların o kapkara,...

Okullarda yaşanan her şiddet ve saldırı olayının ardından aynı sahne tekrarlanır. Kameralar, turnikeler, güvenlik görevlisi sayısı, metal dedektör, çevre duvarı, “önlem paketleri”… Açıklamaların büyük kısmı olayın yalnızca güvenlik boyutuna kilitlenir....

Dicle Üniversitesi yönetimi, 19 Eylül tarihli açıklamasında işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunuyor. O hâlde bu savunmanın karşılığı olan belgeleri de ortaya koymalıdır. İhale dosyası incelenmeden kesinleşmiş bir suç hükmü kurulamaz;...

Diyarbakır’ın kuzeyinde, bugün Tavşantepe olarak bilinen bir köy var. 16. yüzyılın sonlarında bu köyün adı Çulli’ydi ve burada, kerpiç duvarlı bir medresenin avlusunda, günün büyük bölümünü el yazması sayfaların üzerine...

Tarih kitaplarının satır araları genelde saray entrikalarıyla ya da meydanlara dizilen süvari tümenlerinin şatafatıyla doldurulur. Oysa kilitler bazen haritaların en ücra kıvrımlarında, sırtını kara bazalta dayamış bir avuç aç insanın...
Yorum Yap