5 milyar yıllık bir geçmişi olan yaşadığımız dünyanın zor zamanlarina tanıklık ediyoruz ayakta durma , durabilme anlamında.
Eski taş devrinden , cilalı taş devrine ordan orta çağ yeni çağ yakın çağ dönemleri de zor ve hayatta kalabilmek için insanlığın tüm zorluklara göğüs gerdiği zaman dilimleri. Ve ilk atalarımızın doğaya karşı büyük mücadeleleri sonucu bugünlere ulaşmış olduğumuz red edilemeyecek bir gerçeklik.
Ama asıl konumuz eski tarih ve hayatta kalabilmek için verilen mücadele değil.
Şuan ki zaman ve içinde olduğumuz kaos. Farkında olduğumuz ama farkına varmamak için kendimizi kandırdığımız zaman dilimi .
İnsanlığın en rahat ve konforlu yaşaması gereken bir dönemdeyken kapitalizm emperyalizme mahkum olmuş halk topluluğu layık olduğu yaşamı maalesef yaşayamıyor. Modern çağın hiçbir nimetinden faydalanmayan çoğunluk kadercilik adı altında dayatılan çürümüş yaşamı kabul etmiş görünüyor maalesef. Marx ‘in insanlığa önerdiği sosyalizmi bugünümüze uyarlamayi becerebilseydik insanlık hak ettiği yaşamı bugün yaşıyor olacaktı.
Yaşadığımız coğrafyada iktidarın zamlarla insanlığı daha çok köleleştirmeye mahkum edip fakirleştirmesine tepkisiz kalmamız emperyalizmin bizi getirdiği noktadan aldığı güçle,iktidarın politikalarindan her sabah bir zam haberiyle gözümüzü açtığımızda itiraz etmeyeceğimizi bildiğinden aldığı güç ile zengini zengin ,fakiri fakir etmekte olan politikalarından geri adım atmaması burdan kaynaklı.
Ama direnen mücadele eden insanlık bu çarkı bir gün illa ki kıracaktır. İşte o zaman zafer direnen insanlığın yenilgi ise sömürenlerin olacaktır…

Bîr, yani kuyu; kader kuyusu,Ölüm kuyusu Bîr, yani bellek… kuyuyaDüşmüş bellek… Kuyu, ömür ve hayat kaynağı,İlk ve son mekân… Kader kuyusuMehmed Uzun Bir dil yazıldıkça yaşar; hatırlandıkça, anlatıldıkça ve yeni...

“Vurulmuşum Dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazında Yatarım Kanlı, upuzun…” — A. Arif 10 Ekim 2015 sabahı Ankara Garı önünde insanlar barışın, kardeşliğin ve güzel bir geleceğin umuduyla...

Sus, Kimseler Duymasın… “Sus, kimseler duymasın,Duymasin, ölürüm ha…”Bazı okuyucular için Leyla’ya duyduğukarşılıiksız aşka rağmen hiç bitmeyensevgisiyle tanınır. Bazıları için ise bitmeyenumudun ve mazlumdan yana duruşunsimgesidir. Kimden bahsettiğimiz elbettemalum: 35 yıl...

”Ölüm bu!.. Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü. Ya da seher, mahmurlukta. Bakarsın, olmuş olacak…” diye yazmış üstat Ahmed Arif. Ölümün kol gezdiği bir coğrafyada yaşamak… Ölümün...

Diyarbakır Kitap Fuarı, yalnızca bir kitap etkinliği olmanın ötesinde, toplumsal ve kültürel bir canlanma platformu olarak büyük bir önem taşıyor. Şehrin kitaba olan ilgisi, fuar boyunca gözlemlenen yoğun katılım ve...

Mirabal Kardeşler, kadın mücadelesinin evrensel simgelerinden biri olarak tarihteki yerlerini almışlardır. 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Rafael Trujillo’nun baskıcı rejimine karşı direnişlerinden dolayı katledilen Patria, Minerva ve María Teresa...
Yorum Yap