“Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun…”
— A. Arif
10 Ekim 2015 sabahı Ankara Garı önünde insanlar barışın, kardeşliğin ve güzel bir geleceğin umuduyla bir araya gelmişti. Ancak o sabah umutların yerini acı, sevinçlerin yerini gözyaşı aldı. Birkaç saniye içinde yüzlerce hayat değişti; 104 insanımız hayattan koparıldı.
Onlar bu ülkenin barışına, emeğine ve kardeşliğine inanan insanlardı. Geride yarım kalmış hayaller, evlat acısı yaşayan anneler, yüreği yanmış yoldaşlar ve dinmeyen bir yas bıraktılar.
Aradan yıllar geçse de acı dinmedi, hafızalar silinmedi. Çünkü bazı tarihler takvim yapraklarında kalmaz; bir halkın vicdanına kazınır.
10 Ekim, yalnızca kaybettiklerimizi anma günü değil; barışın ne kadar kıymetli olduğunu hatırladığımız, yarınlara dair barış umudunu sahiplenmemiz gerektiğini bir kez daha anladığımız acı dolu bir gündür.
Bu nedenle hayatını kaybedenleri saygı ve özlemle anıyoruz. Bilinmelidir ki:
Unutmadık, unutturmayacağız…

Sus, Kimseler Duymasın… “Sus, kimseler duymasın,Duymasin, ölürüm ha…”Bazı okuyucular için Leyla’ya duyduğukarşılıiksız aşka rağmen hiç bitmeyensevgisiyle tanınır. Bazıları için ise bitmeyenumudun ve mazlumdan yana duruşunsimgesidir. Kimden bahsettiğimiz elbettemalum: 35 yıl...

”Ölüm bu!.. Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü. Ya da seher, mahmurlukta. Bakarsın, olmuş olacak…” diye yazmış üstat Ahmed Arif. Ölümün kol gezdiği bir coğrafyada yaşamak… Ölümün...

Diyarbakır Kitap Fuarı, yalnızca bir kitap etkinliği olmanın ötesinde, toplumsal ve kültürel bir canlanma platformu olarak büyük bir önem taşıyor. Şehrin kitaba olan ilgisi, fuar boyunca gözlemlenen yoğun katılım ve...

Mirabal Kardeşler, kadın mücadelesinin evrensel simgelerinden biri olarak tarihteki yerlerini almışlardır. 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Rafael Trujillo’nun baskıcı rejimine karşı direnişlerinden dolayı katledilen Patria, Minerva ve María Teresa...

Son günlerde siyasetin gündemi hayli hararetli. Uzun süredir dile getirilmeyen toplumsal barış, Kürt sorunu çözümü, imralidaki tecrit politikası sorunları görmezlikten gelinen yokmuş gibi tutunulan tavır birden gündemin ana konusu olacak...

Modern çağın zebanileri dediğimizde, aslında kastettiğim, gelişen bilim ve teknolojinin ışığında ilerleyen dünyada, akılcılık ve bilgiye dayalı bir hayat sürdürmek yerine, geri kalmış zihniyetlerin peşinde koşan insan görünümlü varlıkları kast...
Yorum Yap