Ajans News Haber

M. Metiner: İmamoğlu’nun gerçek yüzünden niye rahatsız oluyorsunuz?

M. Metiner: İmamoğlu’nun gerçek yüzünden niye rahatsız oluyorsunuz?
Mehmet MetinerTÜM YAZILARI
97 Okundu Okundu
10 Mayıs 2022 - 14:17

Seçimlerdeki yüzü, gerçek yüzü değildi.

Ajansın maskelediği yüz dolayısıyla farklı bir kişilik portresi oluştu.

“Her şey güzel olacak” mottusu o maskeye uygundu.

Erdoğan/AK Parti nefreti o maskenin altındaki gerçek yüzün görülmesini engelledi.

Kibir zaten vardı.

Büyükşehir başkanlık koltuğuna oturduktan sonra narsisizm boyutuna taşındı o kibir.

Güç zehirlenmesi üçüncü yılın başında kendisini genel başkanından ve partisinden büyük olduğu sanısına sürükledi.

Ajans marifetiyle arkasına aldığı siyasi rüzgârın üzerine oturarak cumhurbaşkanlığı hülyalarına kapıldı.

Genel başkanının “Önümden çekilin” uyarısına aldırış etmeden turlara çıktı.

Siyasi parti lideri ve cumhurbaşkanı edasıyla sokaklara seslendi.

Kendi oluşturduğu ekibiyle parti içinde paralel faaliyetlere girişti.

Kendisine bağlı bir medya veya medyada kendisini destekleyecek bir ekibi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptı.

Artık bir medya gücü var.

Medyada “Bu iş ancak İmamoğlu ile olur” diyen bir grup var.

Partisinin içinde kendisine üst düzeyde arka çıkan siyasi aktörler var.

Diyeceğim o ki Kemal Bey kendi eliyle kendi rakibini oluşturmuş durumda.

Ekrem Bey’in gözü iki şeyde anladığım kadarıyla.

Bir: Cumhurbaşkanı adayı olmak.

İki: Kendisi olamaz da Kemal Bey olursa ve Kemal Bey seçilemezse genel başkanlık koltuğuna oturmak.

Pek tabii her ikisine de hakkı var.

Bunu aklından geçirmeye de bunu elde etmek için güç toplamaya da hakkı var.

Lakin yol-yordam önemlidir.

Sizi o makama taşıyan lidere sadakat önemlidir.

Kendinizi sözde liderin emrinde ama pratikte ve gerçekte onun üstünde gören bir konuma oturtursanız, en önemlisi liderinize rağmen yol yürümeye kalkışırsanız bu siyasetin sonu hüsran olabilir.

En kötüsü, sizi Erdoğan düşmanlığından dolayı seven yandaşlarınızın tepkilerini akılsızlıkla suçlayıp en ufak bir eleştiri karşısında kibirle “Umurumda değil, vız gelir tırıs gider!” derseniz siyasi sonunuz hayrolmaz.

Sonrasında dilediğiniz özrün de bir kıymetiharbiyesi olmaz.

Olan olmuştur.

Gerçek yüzünüz görülmüştür.

Özrünüzü o saatten sonra kabul edenler sadece kendilerini bir kez daha aldatmış/kandırmış olurlar.

Ezcümle: İmamoğlu’nun gerçek yüzü bu. Sevecekseniz bu yüzüyle seveceksiniz. Hiçbir makyaj uzun süreli olmaz. Hiçbir maske kalıcı değildir. Ekrem Bey’e kızanları anlamıyorum. Onlar ajansın kendilerine çok güzel bir biçimde sunumladığı veya kendi kafalarında siyasi mesih gibi tasarımladıkları Ekrem Bey’in gerçekte öyle olmadığını gördükleri için kızgınlık duyuyorlarsa bunda Ekrem Bey’in kabahati ne?

Ha, Ekrem Bey veya ajans bizi yanılttı diyorlarsa onun gereğini yapmak onlara düşer.

Daha bu konumdayken güç zehirlenmesi yaşayan, en ufak yandaş eleştiriler karşısında bile kibirle ve hışımla karşılık veren birinin yarın mutlak iktidar sahibi olduğunda neler yapabileceğini şimdiden görmeyenlere ne dense nafiledir.

Otobüste de uçakta da yeriniz olmadığında şikâyetlenirseniz kızgınlığınızı Ekrem Bey’den değil, kendinizden çıkartın derim.

Hâlâ her şey güzel olacak diyenlerden iseniz şayet o vakit kızmaya hakkınız yok.

TUVALET TERLİĞİNE BİLE OY VERİRİZ DİYEN ZİHNİYETTEN NE ÇIKAR Kİ!

Erdoğan düşmanlığı, ırkçılık ve faşizm kadar tehlikeli hal almaya başladı.

“Erdoğan gitsin de kim gelirse gelsin!” diyen bir güruh var.

Düşmanlıktan gözleri kararmış bu güruh koşulsuz bir biat kültürüne sahip.

İşin ilginç yanı, bu güruh her konuştuğunda “biat kültürü”nü yerden yere vurmaktan geri durmaz.

“İtaatkâr kullar değil, itiraz eden ve sorgulayan özgür vatandaşlarız” diyen bu güruhun kendi seküler kutsallarına veya kutsadıkları kişilere tek laf etmeden körcesine bağlandıklarını görmemeleri tam bir ironi.

Biatin dik âlâsı onlarda.

Beşere kulluk onlarda.

Tapınma düzeyindeki bağlılık onlarda.

Sorgusuz-sualsiz kabul onlarda.

Dahası, kendi kutsallarına yönelik en ufak bir eleştiriye tahammülsüzlük onlarda.

Bir de kalkıp utanmadan-arlanmadan bizi “biatçı-kul” gibi suçlamaların muhatabı kılmazlar mı? İşte ona yanarım.

Hiç utanmadan “Erdoğan’ın karşısında tuvalet terlikçisi bile olsa oy veririz” diyen bir zihniyete sahip olacaksınız, sonra kalkıp nefrete dayalı kutuplaştırma siyasetinin yanlışlığından söz edeceksiniz, e pes vallahi!

Edebim elvermediği için “Eşek dahi olsa destekleriz!” diyen o marazi tiplere değinmeyi uygun görmedim.

Eşeklik de nihayetinde özgür bir tercihtir.

“Eşek” veya “tuvalet terliği” benzetmesi o güruhun durduğu yeri gösteriyor göstermesine lakin ülkemiz adına yazık!

Bu güruhun zihniyetiyle ülke yönetilirse akıbet nice mi olur?

Onu da aziz milletimizin derin sağduyusuna bırakıyoruz.

OTOBÜSE SONRADAN BİNENLER KIYMETLİ OLUR

Bilmiyorsanız peşin peşin diyeyim:

Otobüse sonradan binenler her daim her yerde kıymetli olurlar.

Daha fazlasını demeyeyim.

Siyasette düş kırıklığına uğramak istemeyenler bu değişmez kuralı kabul etmelidirler.

Değilse hayıflanıp dururlar, vesselam.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: