Son aylarda İsrail’in Hamas ve Hizbullah’ın üst düzey yöneticilerine yönelik gerçekleştirdiği nokta atışı operasyonlar, istihbarat ve askeri tarihin en çarpıcı örnekleri arasında yerini aldı. İsmail Haniye’nin Tahran’da, Hasan Nasrallah’ın Beyrut’ta, Yahya Sinvar’ın Gazze’de öldürülmesi, yalnızca askeri bir başarı değil, aynı zamanda istihbarat toplama, teknolojik üstünlük ve operasyonel planlamanın mükemmel bir bileşimi olarak tarihe geçti . Peki İsrail bu operasyonları nasıl mümkün kılıyor? Hangi stratejik doktrin, taktik yaklaşım ve istihbarat yöntemleri bu başarıların arkasında yatıyor?

İsrail Devleti, 14 Mayıs 1948’de David Ben-Gurion tarafından Tel Aviv’de okunan Bağımsızlık Bildirgesi ile resmen kuruldu . Bu tarihi anın hemen ardından uluslararası tanınma süreci başladı.
İsrail’i tanıyan ilk ülkeler şunlardır:
| Ülke | Tanınma Tarihi | Tanınma Türü |
|---|---|---|
| Amerika Birleşik Devletleri | 14 Mayıs 1948 | Fiili (de facto) |
| Sovyetler Birliği | 17 Mayıs 1948 | Hukuki (de jure) |
| Guatemala | 19 Mayıs 1948 | Hukuki |
| Uruguay | 19 Mayıs 1948 | Hukuki |
| Nikaragua | 24 Mayıs 1948 | Hukuki |
Türkiye, İsrail’i 28 Mart 1949 tarihinde tanımıştır. İsrail’in 14 Mayıs 1948’de bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Türkiye, diğer bazı ülkeler gibi hemen tanıma kararı almamış, yaklaşık on aylık bir değerlendirme süreci sonunda diplomatik tanıma gerçekleşmiştir.
Bu tanımanın ardından Türkiye ile İsrail arasında Ocak 1950’de diplomatik ilişkiler kurulmuş ve Türkiye, İsrail’e büyükelçi atayan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmuştur. O dönemde Türkiye’nin bu kararı almasında, Batı ittifakına (NATO’ya giriş süreci) yakın durma stratejisi ve Orta Doğu’da denge politikası izleme hedefi etkili olmuştur.
Türkiye-İsrail ilişkileri tarih boyunca inişli çıkışlı bir seyir izlemiş, özellikle Filistin meselesi, Mavi Marmara krizi (2010) gibi olaylar diplomatik gerilimlere yol açmış, ancak 2022’den itibaren yeniden normalleşme sürecine girilmiştir.
ABD Başkanı Harry Truman, İsrail’in bağımsızlık ilanından sadece 11 dakika sonra fiili tanımayı gerçekleştirerek bu alanda bir ilke imza attı . Sovyetler Birliği ise üç gün sonra hukuki tanımayı sağladı. İran (şimdiki İslam Cumhuriyeti öncesi dönem), İzlanda, Romanya da 1948 yılı içinde tanıma kararı alan ülkeler arasında yer aldı .
İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği ise 11 Mayıs 1949’da BM Genel Kurulu’nun 273 sayılı kararıyla kabul edildi. Bu oylamada 37 ülke lehte, 12 ülke aleyhte oy kullanırken, 9 ülke çekimser kaldı. Arap ülkelerinin tamamı (Mısır, Irak, Lübnan, Suudi Arabistan, Suriye, Yemen) ret oyu kullanırken, Afganistan, Hindistan, İran, Pakistan da reddedenler arasındaydı .
Aralık 2020 itibarıyla, Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkeden 164’ü İsrail’i tanımaktadır . 28 ülke ise İsrail’i tanımamakta veya tanımayı geri çekmiş durumdadır. Bu ülkeler arasında:
2020 yılı, İsrail’in tanınması açısından bir dönüm noktası oldu. Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn (15 Eylül 2020), Sudan (23 Ekim 2020), Fas (10 Aralık 2020) ve Bhutan (12 Aralık 2020) İsrail’le diplomatik ilişki kuran son ülkeler olarak tarihe geçti .
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) kuruluş felsefesi, ülkenin coğrafi derinlik eksikliğinden kaynaklanan stratejik kırılganlığı telafi etmek üzerine inşa edilmiştir. IDF’nin temel doktrini, stratejik düzeyde savunmacı, taktik düzeyde ise taarruzcu bir anlayışı benimser .
Bu doktrinin dört temel ayağı şunlardır:
Ancak 7 Ekim 2023 sonrası dönemde bu doktrinin ciddi bir dönüşüm geçirdiğini gözlemliyoruz .
IDF, üç ana komutanlık altında örgütlenmiştir :
Merkez Komutanlığı, İsrail topraklarının yaklaşık üçte birinden sorumlu olup, 6 bölge tugayı, bir Ateş Formasyon Tümeni ve Komando Tugayı’nı bünyesinde barındırır . Komutanlık bünyesinde istihbarat, mühendislik, lojistik, personel, operasyon, muhabere gibi 9 ayrı departman faaliyet gösterir.
İsrail ordusu, zorunlu askerlik esasına dayanır :
Askerlik sonrası yedeklik sistemi ise IDF’nin bel kemiğini oluşturur. Erkekler 51 yaşına kadar yılda 39 gün yedek hizmetle yükümlüdür . Bu sistem, İsrail’in küçük daimi ordusunun (düzenli birlikler + hava kuvvetleri + donanma) kriz anında hızla seferber edilebilir büyük bir güce dönüşmesini sağlar.
Mossad (HaMossad leModi’in uleTafkidim Meyuhadim – İstihbarat ve Özel Görevler Enstitüsü), 1951 yılında Başbakan David Ben-Gurion tarafından kuruldu. Kuruluş felsefesi, “düşmanlarla çevrili İsrail’in ilk savunma hattını” oluşturmaktı . Mossad doğrudan Başbakan’a bağlı olarak çalışır.
Mossad’ın operasyonel yapılanmasında üç ana birim öne çıkar :
“Kesarya” birimi, İsrail’in en gizli suikast operasyonlarından sorumludur. Bu birimde görev yapan ajanlar, yıllar süren eğitim programlarından geçer.
İsrail’in istihbarat başarısının ardında yatan en önemli unsurlardan biri, “Lakam” adı verilen özel eğitim programıdır . 42 hafta süren bu yoğun eğitimde ajan adayları:
Bu eğitim sayesinde Mossad ajanları, Arap toplumlarının içine sızabilmekte, muhbir ağları kurabilmekte ve üst düzey hedefler hakkında kritik bilgiler toplayabilmektedir .
Aman (Agaf HaModi’in – Askeri İstihbarat Başkanlığı), İsrail istihbarat topluluğunun en büyük birimidir . Diğer ülkelerden farklı olarak, ulusal istihbarat değerlendirmesinden sorumlu ana kurum sivil bir örgüt değil, doğrudan IDF Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı olan Aman’dır.
Aman’ın görev alanları :
“Kara Şahin Gözü” (Black Hawk Eye) adı verilen özel bir izleme sistemiyle, Hamas, Hizbullah ve İranlı yetkililer 7/24 dinlenmekte ve takip edilmektedir .
İsrail’in insansız hava aracı teknolojisinde dünya lideri olduğu bilinen bir gerçektir. Operasyonlarda kullanılan başlıca İHA sistemleri :
| İHA Modeli | Özellikler |
|---|---|
| Heron (Anka) | Gece-gündüz kamerası, termal görüntüleme, lazer işaretleyici, 1 ton faydalı yük kapasitesi |
| Skylark (Toygar) | 100 metre irtifada neredeyse sessiz uçuş, 3 saat keşif süresi |
Nasrallah suikastında kullanılan mikro İHA’ların, Beyrut’un binaları arasında fark edilmeden manevra yapabildiği ve hedef tespiti için kritik rol oynadığı belirtilmektedir .
İsrail’in hedefli suikast politikasının temel mantığı, “yılanın başını ezmek” metaforuyla ifade edilir. Bu yaklaşıma göre, terör örgütlerinin lider kadrolarının ortadan kaldırılması, örgütlerin operasyonel kapasitesini felç edecektir .
Ancak bu strateji, uzmanlar arasında tartışmalıdır. Bazı analistler, lider suikastlerinin örgütleri daha radikal unsurların eline geçirebileceğini ve “şehitlik kültü”nü güçlendirebileceğini savunmaktadır .
İsrail’in hedefli suikast operasyonları tipik olarak üç aşamada gerçekleşir :
1. Bul (Find): İstihbarat toplama aşaması. İnsan istihbaratı (muhbirler, sızmış ajanlar), teknik istihbarat (telefon dinleme, uydu görüntüleri, İHA keşfi) ve açık kaynak istihbaratı birleştirilir.
2. Karar Ver (Decide): Toplanan istihbarat analiz edilir, hedefin konumu doğrulanır, operasyonun hukuki ve siyasi çerçevesi çizilir. Bu aşamada Başbakan ve güvenlik kabinesi devreye girer.
3. Vur (Strike): Operasyonun icra aşaması. Hava saldırısı, özel kuvvet operasyonu veya gizli suikast yöntemlerinden biri seçilir.
27 Eylül 2024’te Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi, modern hava gücünün istihbaratla mükemmel entegrasyonunun bir örneğidir .
Operasyonun kritik aşamaları:
Suudi medyasında yer alan iddialara göre, operasyondan önce bir İranlı ajanın Nasrallah ile tokalaşarak vücuduna takip edilebilir kimyasal bir madde sürdüğü öne sürülmüştür. Bu madde, İHA kameraları tarafından tespit edilebilen özel bir iz bırakmıştır .
17-18 Eylül 2024’te Lübnan genelinde eş zamanlı olarak patlayan çağrı cihazları, istihbarat tarihinin en yaratıcı operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti .
Operasyonun detayları:
Operasyonda 42 kişi öldü, 3500’den fazla kişi yaralandı .
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, 31 Temmuz 2024’te Tahran’da öldürüldü. Bu operasyon, İran’ın en sıkı korunan tesislerinden birinde gerçekleşmesi açısından dikkat çekicidir .
Operasyonun analizi:
Uzmanlar, “yatak altına patlayıcı yerleştirme” senaryosunun daha gerçekçi olduğunu, çünkü füze saldırısında füzenin menzili, İran hava savunmasını geçmesi ve hassasiyet gibi teknik zorluklar bulunduğunu belirtmektedir .
İran merkezli Mehr Haber Ajansı’nın analizine göre İsrail, müzakere süreçlerini suikastlar için stratejik bir araç olarak kullanmaktadır . Bu yöntemin beş örneği şöyle sıralanmaktadır:
| Tarih | Müzakere | Suikast |
|---|---|---|
| Temmuz 2024 | ABD elçisi Hochstein’ın Beyrut’a saldırmama garantisi | Fuad Şükr suikasti |
| Eylül 2024 | Hizbullah’a 21 günlük ateşkes teklifi | Hasan Nasrallah suikasti |
| Ekim 2024 | ABD’li rehine Edan Alexander’ın serbest bırakılması | Yahya Sinvar’ın izini sürme |
| Haziran 2025 | Umman arabuluculuğunda İran nükleer müzakereleri | İran nükleer tesislerine saldırı |
| 2025 sonu | Trump’ın Hamas’a ateşkes önerisi | Doha’da Hamas üyelerine saldırı |
Bu modele göre İsrail, müzakere teklifleriyle hedeflerin temkin seviyesini düşürmekte, hareket alanlarını kısıtlamakta ve operasyon için uygun anı yakalamaktadır .
Mossad’ın eski üst düzey yetkililerinden Şain, başarının formülünü şöyle açıklamaktadır :
“İstihbarat, teknoloji ve operasyonel yeteneğin birleşimi.”
Bu üç unsur şu şekilde işlemektedir:
İstihbarat: İnsan kaynakları (muhbirler, ajanlar, içeriden kişiler) hedefin rutinini, güvenlik önlemlerini, zayıf noktalarını tespit eder.
Teknoloji: Uydular, İHA’lar, dinleme sistemleri, yüz tanıma yazılımları, özel patlayıcılar ve silahlar hedefin izlenmesi ve imhası için kullanılır.
Operasyonel Yetenek: Sayeret Matkal, Şayetet 13, Kalkarya birimi gibi elit özel kuvvetler, planlamayı icra eder.
İsrail’in yakın gelecekte uygulamayı planladığı yeni askeri doktrin, İsrail Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (INSS) tarafından hazırlanan bir raporda detaylandırılmıştır . Bu rapora göre İsrail, “Tzahal Seferi Komutanlığı” (TEC) adı verilen yeni bir komutanlık kuracaktır.
Yeni doktrinin temel unsurları:
İsrail’in suikast stratejisinin göz ardı edilen bir boyutu da psikolojik etkidir. Rakip örgütlerin lider kadrolarında sürekli bir “acaba ben de hedef miyim?” korkusu yaratılarak:
Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi sonrası Hizbullah’ın kolektif liderliğe geçmek zorunda kalması, bu stratejinin kısa vadeli başarısının bir göstergesidir .
Münih Olimpiyatları’nda 11 İsrailli sporcunun öldürülmesinin ardından başlatılan operasyon, modern istihbarat tarihinin en uzun soluklu suikast kampanyalarından biridir .
Hedef liste: Kara Eylül örgütünün saldırıyı planlayan 11 üyesi
Süre: 9 yıl
Sonuç: Listede yer alan 11 kişiden 10’u öldürüldü
Operasyon kapsamında Avrupa’nın çeşitli kentlerinde, Beyrut’ta ve diğer Ortadoğu başkentlerinde suikastler düzenlendi. Bu operasyon, Mossad’ın küresel erişim kapasitesini ve azmini tüm dünyaya gösterdi.
Filistin İnsan Hakları Örgütü’ne göre, Eylül 2000 ile Ağustos 2011 arasında 425 Filistinli hedefli suikastlerde öldürüldü . Bu dönemin en önemli operasyonları:
İran’ın nükleer programında görev alan bilim insanlarına yönelik bir dizi suikast, Mossad’ın en karmaşık operasyonları arasında sayılır:
| İsim | Tarih | Yöntem |
|---|---|---|
| Mesud Ali Muhammedi | 12 Ocak 2010 | Motosikletli bomba |
| Mecid Şehriari | 29 Kasım 2010 | Motosikletli bomba |
| Feridun Abbasi | 29 Kasım 2010 | Başarısız suikast |
| Mustafa Ahmed Roşan | 11 Ocak 2012 | Motosikletli bomba |
| Muhsin Fahrizade | 27 Kasım 2020 | Uzaktan kumandalı ağır makineli tüfek |
Fahrizade suikastında kullanılan uzaktan kumandalı makineli tüfeğin, bir araç içine yerleştirildiği ve uydu bağlantısıyla kontrol edildiği belirtilmektedir. Bu operasyon, insansız silah sistemleriyle gerçekleştirilen ilk başarılı suikast olarak kayıtlara geçmiştir.
İsrail’in hedefli suikast stratejisinin kısa vadeli başarıları göz ardı edilemez :
Ancak uzmanlar, bu stratejinin uzun vadeli risklerine de dikkat çekiyor :
Çinli uzman Tian Wenlin’in ifadesiyle: “Uluslararası çatışmalardaki temel kırmızı çizgiler ve alt sınırlar, siyasi suikastler nedeniyle ihlal edilebilir. İsrail’in bu yaklaşımı savaş kurallarını tamamen çiğnemektedir” .
İsrail’in suikast stratejisi, evrimini sürdürmektedir. Gelecekte şu eğilimler öne çıkabilir:
Yapay zeka destekli hedefleme: Binlerce veri kaynağını anlık analiz ederek hedef tespiti yapacak sistemler.
Siber suikastler: Fiziksel öldürme yerine, kritik altyapıları hedef alan siber operasyonlar.
İnsansız sistemler: Uzaktan kumandalı kara araçları, sualtı drone’ları ve sürü İHA’larla operasyonlar.
Hukuk savaşı: Suikastlerin uluslararası hukukta meşrulaştırılması için diplomatik çabalar.
Ancak tarihsel perspektiften bakıldığında, hedefli suikastlerin hiçbir zaman çatışmaları sona erdirmediği, aksine dönüştürdüğü görülmektedir. Filistinli düşünür Edward Said’in uyarısı bugün de geçerlidir: “Batılı güçlerin Ortadoğu’nun karmaşıklığını aşırı basitleştirme ve yanlış anlama eğilimi tehlikelidir” .
İsrail’in Hamas, Hizbullah ve İran’a yönelik hedefli suikast operasyonlarındaki başarısı; istihbarat derinliği, teknolojik üstünlük, operasyonel mükemmeliyet ve stratejik sabrın bir bileşimidir. Mossad’ın insan kaynakları, Aman’ın teknik istihbaratı, Hava Kuvvetleri’nin hassas vuruş kapasitesi ve özel kuvvetlerin operasyonel yeteneği, bu operasyonların başarıyla icra edilmesini sağlamaktadır.
Ancak bu başarı, stratejik düzeyde tartışmalıdır. Lider suikastleri, örgütleri yok etmemekte, sadece dönüştürmekte; kısa vadeli taktik kazanımlar, uzun vadede daha karmaşık sorunlara yol açabilmektedir. İsrail’in güvenlik arayışı ile Filistin ve Lübnan halklarının meşru hakları arasında bir denge kurulmadığı sürece, suikast stratejisi çatışmayı sona erdirmekten çok, sürdürmeye hizmet edecektir.
Nelson Mandela’nın ifadesiyle: “İmkansız görünen şey, yapılana kadar imkansız görünür.” İsrail’in gerçek güvenliği, suikastlerle değil, müzakere, uzlaşı ve her iki tarafın insanlığının karşılıklı tanınmasıyla sağlanacaktır .
Yazar Notu: Bu makale, kamuya açık kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır. İstihbarat ve askeri operasyonların doğası gereği, bazı bilgiler spekülatif veya eksik olabilir. Makalede yer alan analizler, yazarın kişisel değerlendirmelerini yansıtmaktadır.
Cihat TOPRAK
Yorum Yap