Ajans News Haber

Fevzi YURTOĞLU: Acı Tarih

Fevzi YURTOĞLU: Acı Tarih
Fevzi YurtoğluTÜM YAZILARI
29 Okundu Okundu
26 Nisan 2022 - 21:10

ACI TARİH

  1. Dünya Savaşı sona ermiş, ABD kesenin ağzını açmış, ekonomisi çöküntüye giren ülkeleri Sovyetler’e kaptırmamak için meşhur Marshall Planı’nı devreye sokmuştu. 1948′ de, Türkiye dahil 16 Avrupa ülkesine hibe şeklinde gönderilen yardımların en önemli kalemi ise süt tozu idi ve ilkokul çocuklarına içirilmesini de şart koşuyorlardı. Teneke kutularda gönderilen süt tozu, öğretmenler odasındaki gaz ocaklarında suyla karıştırılıyor, kaynatılıyor, evlerden getirilen bardaklarla çocuklara içiriliyordu. Maalesef içenler arasında ben ablam da vardı. Tadı sütten biraz farklıydı, farklı kokusu olsa da 1970’lere kadar bizlere içirildi.
    Raf ömrü uzundu, o dönemlerde buzdolabı olmadığı için pek takdir edildi ve ardından halkımıza süt tozu satılmaya da başlandı. Amerikalılar bizi öz kardeşi gibi sevdiği için, kâr amacı gütmeden, sevabına sattılar! Süttozu sütten ucuzdu. Çocuklarımız zaten aşina olduğundan da bağımlısı olmakta zorluk çekmedik!
    Amerikan malı olduğu için “kaliteli” kabul ediliyordu. Süt tozu yerine süt kullanmak, artık kötü bir davranıştı!
    Bu arada süt üreticisi ölmüş, mandıralar iflas etmiş, mühim miydi? Değildi!
    Sonra, faizle bol dolarlar verildi, bisküvi verildi.
    Tereyağ, zeytinyağı yerine de seri üretimine hızla geçilen bol-bol margarin verildi. Hatta 1970’lerde margarin kuyruklarında birbirimizi çiğnedik. Amerikan bezi verildi, hurda savaş gemileri, zor çalışan tanklar da verildi. Bunların karşılığında İncirlik gibi havaalanları alındı ve yeşil dağlarımızda Radar askeri üsleri kurdular. Petrol arama faaliyetlerimiz durduruldu, ya da kuyulara beton döktüler. Emekleme aşamasındaki uçak fabrikalarımız kapatıldı, yerli demiryolu hamlemiz takozlandı, tarım bağımsızlığımızda gedikler açıldı.
    Savaş Uçağı yardımı yapılmadan önce de, üretim yapan makinalarımızı bizzat kırdılar, hurda raporunu tuttuktan sonra 2.sınıf uçakları gönderdiler. Hainliğe bakın!!!
    Kıbrıs Harekatı’nda da uçak yedek parçalarını vermediler. Senelerce yanlış koordinatlar vererek dağları, taşları bombalattılar. Hâlâ havacılığımızın belkemiği olan, F-16 seri üretiminin ülkemizde olmasını rahmetli Özal’ın şart koşması ile bugünkü teknolojiyi ancak yakalayabildik…Hem de, para güdümlü ve malum basının “montaj sanayi” diyerek dalga geçmesine rağmen! 1961de yerli ve milli olarak Eskişehir’de ürettiğimiz 4 adet Devrim Arabaları ile benzini bitince durduğu için alay ettikleri gibi. Halbuki seri üretimi için herşeyi hazırdı. Sonra ne oldu biliyor musunuz?,
    Üç sene sonra da o güdümlü basının sponsorları başladı seri araç üretimine, hem de bizim ülkemizde. Bilinen Yahudi “Bernar Nahum ve Koç” ile. İngiliz patentli araçla, ismini de ‘Anadolu’ koydular, hiç utanmadan. Timsah gözyaşları ile!!!
    Hâlâ da devam ediyor bu vahşiler milyar dolarlık üretimlerine ve sömürülerine ve hem de dünyanınher yerinde!
    Ve o dönemde Abd; “siz zahmet edip üretmeyin, yorulmayın, biz size herşeyi çok ucuza vermeye devam edeceğiz” diyerek bizleri kandırırken, kendisi de yerli çalışmalarıyla yaptığı Apollo 11 ile aya çıkıyordu (1969).
    Yardım ayağıyla, açlar besleniyor, sanayi tembelliğe alıştırılıyor, yerli üretim durduruluyor, kendine tam bağımlı hale getiriyor ve üstüne üstlük “sempatik” görünüyordu. “Allah ABD’ye zeval vermesin” diye dua ediliyordu.
    Böyle böyle, avantayı görünce yelkenleri suya indiren bir toplum ortaya kondu, milli üretimin yerini “yabancı mallar” aldı.
    Sonuç olarak, Abd’nin süttozu ve gıda yardımları sonrasinda Anadolu tarihinde ilk kez çocuk felci vakaları görüldü ve de çocuk felci aşısı ‘rutin aşılar’ arasına sokuldu.
    Bu aşılar bizlere büyük paralarla satıldı.
    1970’lerde de gençlerimiz Rus ve Abd destekli guruplara ayrılarak birbirlerini pusularda öldürdüler. Tedavi ve kurtarıcı olarak 12 Eylül ihtilâlini bizlere alkışlattılar. Senaryoları herdaim kusursuzdu!
    Hâlâ icraatlarina devam ediyor bu kuzu görünümlü vahşiler; özgürlük senaryolarına, fabrikalarındaki seri üretimlerine ve dünya sömürülerine…
    Gençlik, ilerici ve modern Batı diye bildiğimiz medeniyetlerin “mazlumların emilen kanı ve parası-malı” üzerinde kurulduğunu, yükseldiğini, bu acı yakın tarihi bilmelidir.
    Böylece, köklerimize ve inancımıza uymayan her cins Batı kültürüne, 15 Temmuz’da olduğu gibi, “Hayır, dur artık” diyebilmeliyiz. Yerli ve milli üretimimizi arttırmalı, bilhassa tarım ve hayvancılıkta da köylülerimizi tam destekleyerek kimseye muhtaç olmamalıyız. Bilhassa birbirimizi “Allah’ın kulu olduğu için” çok sevmeliyiz.
    Daha fazla yıpranmadan! Selam ve saygılarımla…Fevzi Yurtoğlu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: