Ajans News Haber

Üniversitelerimiz hak ettiği kaliteye gelmeli!

Üniversitelerimiz hak ettiği kaliteye gelmeli!
Prof. Dr. Hamdi TemelTÜM YAZILARI
79 Okundu Okundu
21 Ekim 2021 - 14:05

Geçen hafta sonu Türkiye’mizin önemli Sivil Toplum Kuruluşlarından biri olan Üniversite
Öğretim Elemanları Dayanışma Derneğinin (ÜNDER) toplantısına katıldım.
Üniversitelerimizin gönüllü rektörleri, dekanları ve öğretim üyelerinin katıldığı ve 1.5 gün
yoğun bir programın olduğu toplantıda herkes üniversitelerimizin problemlerini dile getirdiler
ve kendi açılarından çözüm yollarını sundular.


Zevkle dinledim ve üniversitelerimizin geleceğinden ümitvar oldum. Bolca da notlar aldım.
Rektörler kendi açılarından dertli, öğretim üyeleri de kendi açılarından dertli idi…
Herkes en güzelini yapma telaşında idiler.


Kadrolaşmanın liyakate ve eksikliklere göre yapılması üzerine hemen hemen herkesin doğru
vurgu yapması takdire şayandı. Yanlış yapanlar ölçümüz değildi tabi ki. Bir kişinin yanlışı
tüm üniversitelere mal edilemezdi…


Meslek yüksekokullarının çok daha aktif olması gerektiği, istihdam alanlarının çok daha
verimli kullanılması ve eksikliklerinde giderilmesi, o bölgedeki iş sahalarına göre bu okulların
açılıp öğrenci yetiştirilmesi elzemdi. Bu konu uzun uzadıya konuşuldu.
Eğitim fakülteleri ile Fen Edebiyat fakültelerin problemlerinin hala çözülememesi ve
kimsenin elini taşın altına atmaması önemli notlarım arasında idi. İvedilikle bu problemin
çözülmesi ve formasyon eğitimlerinin daha gerçekçi ve paraya dayalı olmaması
gerekmektedir notunu düşmüşüm. Zaten parasız olan öğrencilerimize birde formasyon
parasını yüklemek acımasızlık olsa gerek. Temel bilimler ne kadar kaliteli olursa o ülkenin
bilimi de o oranda gelişmektedir. Temel bilimlerin değerinin düşmesi ileride dönülemeyecek
problemlere de yol açabilir.


Hala ikinci öğretimlerin olduğu fakültelerin olduğu da notlarım arasında idi. Şu zamanda
ikinci öğretimlere ihtiyaç var mı? Merak ediyorum doğrusu.

Hemen hemen herkesin ortak dili “iyi eğitim verelim, kaliteli öğrenci yetiştirelim” vurgusu
çok önemli idi. Bunun için de iyi eğitim almış ve yetişmiş öğretim elemanları ve fiziki
şartlarında iyi olması gerekmektedir.
YÖK’ün daha önce uygulamaya yönelik yaptığı 3’er aylık yurt dışı programlarına tekrar
dönülmesi ve her öğretim elemanının yurt dışı deneyiminin olması gerektiği de doğru bir
yaklaşımdı. Hem dilini geliştirme hem de yurt dışı tecrübesi olma öğretim elemanının
kalitesini artıracaktır.


Hatta doktora eğitimlerde 2.danışmanın yurt dışından olma zorunluğu da getirilebilir
tavsiyesini yabana atmamak gerekmektedir.
Öğrenci kulüplerinin aktif olması ve öğrencileri sosyal alanlarda da aktif görmek isteyişimiz
de çocukların ders dışında nefes almaları bakımından önemli idi.
Yanlış kadrolaşma sonucunda liyakate göre atama yapılmadığı için idarecilerin tıkandık
demeleri de çok önemli bir nokta idi. Yine aynı cümleyi sarf etmemiz gerekmektedir.
“liyakate göre atama yapmak”…
Hizmet içi eğitimlerinin sıklaştırılması ve eksik görülen noktalarda bu eğitimlerin verilmesi
gerekmektedir.


Soruşturmaların çok vakit alması, misafirler, toplantılar vs. bunlar cidden çok vakit alıyor ve
gerekli çalışmalarımızı yapmaya zaman bulamıyoruz serzenişi de dikkate değerdi.
Bir rektörümüzün;
Rektörlük mülakatında “bu zamana kadar idarecilik yapmadım ama nasıl kötü yönetici
olunur, nasıl yönetici olunmaz onu bilirim” cümlesi bizleri derin düşüncelere daldırmıştı.
Herkesin ah çektiğini hissediyorum. Bir de “bir rektörün yaptırım yetkisi yok ama
yaptırmama yetkisi çok” demesi de bizlere tebessüm ettirmişti.


Bu yüzden rektörlük atamaları çok hassas bir konu idi, ülkemiz ve üniversitelerimiz için en
doğru olacak şekilde ele alınmalı ve uzun toplantılar, çalışmalar yapılması gerekmekte idi.
“Bir rektör kadar öğretim üyeleri de üniversitelerinde ve çevresinde aktif olursa o üniversite
belli bir noktaya gelebilir” cümlesi de takdire şayandı.

Ödül teşvik programlarının şiddetle desteklenmesi, yurt dışı lisansüstü programlarının takip
edilmesi de tavsiye niteliğinde idi.
Maltepe Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Şahin Karasar’ın ev sahipliğinde 9-10 Ekim
2021 tarihlerinde düzenlenen “Yükseköğretim Değerlendirme Çalıştayı” benim açımdan çok
verimli geçti. Bu tip toplantıların hem YÖK nezdinde hem de sivil toplum kuruluşlarında
çoğalması ve ortak akıl toplantılarının düzenlenmesi gerekmektedir.
Kısacası, Üniversitelerimiz hak ettiği kaliteye gelmeli!


Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği başkanı Prof. Dr. Muhammed Kurulay’ın
ve yönetim kurulunun cesaretli çalıştaylar yapmaları ve üniversitelerimizin sorunlarını dile
getirmesi çok önemli adımlar. Eminim ileride böyle gönüllü kuruluşların tavsiyeleri ile
doğrular bulunulacaktır. Emeği geçen başta dernek başkanımız ve ev sahibi Maltepe
üniversitesi rektörü olmak üzere herkesi kutluyorum.

Prof. Dr. Hamdi Temel

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: