Yemen’de ipler bir kez daha, ancak bu kez geri dönüşü olmayan bir şekilde koptu. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, İran’ın bölgedeki en güçlü vekil gücü olan Husilere karşı,…
Yemen’de ipler bir kez daha, ancak bu kez geri dönüşü olmayan bir şekilde koptu. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, İran’ın bölgedeki en güçlü vekil gücü olan Husilere karşı, devlet otoritesini tüm topraklarda yeniden tesis etmek amacıyla devasa bir askeri harekatın fitilini ateşledi.
Televizyon ekranlarından ulusa seslenen el-Alimi’nin mesajı netti: Ülkenin siyasi geleceğinin silah zoruyla gasp edilmesine artık izin verilmeyecek. Bütün güvenlik güçlerine ve ordu birliklerine “son karış toprak kurtarılana kadar” durmama emri verildiğini duyuran Konsey Başkanı, harekatın temel gayesini devlet egemenliğini yeniden kurmak ve geçmişin ağır hatalarını telafi etmek olarak özetledi.
Sıcak çatışma bölgelerindeki sivillere de kritik bir uyarı yapıldı. Sivil halkın operasyonların hedefi olmadığını, aksine harekatın onların onur ve güvenliği için başlatıldığını vurgulayan el-Alimi, halktan Husilerin askeri karargahlarından ve ikmal rotalarından acilen uzaklaşmalarını istedi.
Taarruzun duyurulmasıyla birlikte cephe hattı anında alevlendi. Husiler, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin sadece yarım gün içinde üzerlerine 50 hava ve füze saldırısı düzenlediğini öne sürdü. Bu bombardımana yanıt gecikmedi; milis güçleri Suudi Arabistan’ın kalbi Riyad’ı ve stratejik Saudi Aramco petrol tesislerini balistik füze ve kamikaze İHA’larla vurduklarını, devasa yangınlar çıkardıklarını iddia etti. Suudi kanadı ise bu ağır iddialar karşısında şimdilik derin bir sessizliğe bürünmüş durumda.
Masadaki tüm diplomatik kartların tükenmesinin ardından askeri seçeneğin devreye sokulduğunu belirten el-Alimi, gerilimi sürekli tırmandıran Husilere karşı en büyük desteği Riyad yönetiminden alıyor. Operasyonun iş bölümü de netleşti: Havadan vurucu güç Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonda, karadaki amansız mücadele ise Yemen ordusunda.
Arka planda ise dev bir istihbarat ağı işliyor. ABD’nin Riyad yönetimine hedef belirleme ve saha analizi konularında kritik istihbarat akışı sağladığı, Avrupalı ve bölgesel aktörlerin de savunma odaklı askeri teçhizatla koalisyonu desteklediği biliniyor. 2022’deki kırılgan ateşkes, Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemileri ve petrol altyapılarını hedef almasıyla zaten fiilen çökmüştü; bugünkü harekat ise bu çöküşün resmi ilanı oldu.
Krizin sadece Yemen’i değil, tüm dünyayı ilgilendiren çok daha stratejik bir boyutu var. ABD ile İran arasındaki gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın fiilen kilitlenmesi, Akdeniz’i Asya’ya bağlayan Kızıldeniz’in güney kapısı Babülmendep Boğazı’nı küresel ticaretin tek alternatifi haline getirmişti. Ancak Husiler, hükümet güçlerinin kıyı şeridindeki çöküşünü fırsat bilerek gerçekleştirdikleri yıldırım harekatıyla bu kritik boğazın kontrolünü ele geçirdi ve haftalardır sahadaki hakimiyetini koruyor.
Kuzeybatıyı halihazırda elinde tutan Husiler, son 48 saat içinde şiddetli hamlelerine bir yenisini daha ekledi. Hedef, hem stratejik önemi hem de Başkan el-Alimi’nin memleketi olması sebebiyle sembolik değeri çok yüksek olan Taiz kenti. Kentin etrafındaki tepelerde ilerleyen milisler, Taiz’i hükümetin kalesi Aden’e bağlayan son nefes borusunu kesmek üzere.
Bölgedeki askeri uzmanlara göre Husiler batı Taiz kırsalındaki dağlık arazileri ele geçirerek hem Babülmendep’teki konumlarını sağlama alıyor hem de olası bir kıyı operasyonunda sırtlarını güvene alıyor. Bu hamle başarılı olursa, Yemen’in en büyük üçüncü kenti Taiz tam bir kuşatma altına girecek.
Savaş ağaları stratejik tepeler ve petrol tesisleri üzerinden satranç oynarken, faturayı milyonlarca masum sivil ödüyor. Dünya Gıda Programı’nın (WFP) son verileri, tablonun ne kadar korkunç bir boyuta ulaştığını gözler önüne seriyor: Tedarik zincirlerinin kopması ve kitlesel göçler nedeniyle Yemen’in çatışma bölgelerinde yaşayan her dört aileden üçü kelimenin tam anlamıyla açlıkla pençeleşiyor. Geniş çaplı yeni harekatın, bu eşi benzeri görülmemiş insani krizi çok daha derin bir uçuruma sürüklemesinden endişe ediliyor.
Yorum Yap