Diyarbakır’ın tarihi kalbi Sur’da beklenen oldu. İçkale’nin ana arterlerinden Saray Kapı, kenti vuran ilk ciddi sağanakta adeta göle döndü. Suyun tahliyesi için DİSKİ vidanjörleri alelacele bölgeye sevk edilirken, kemerli geçitteki…
Diyarbakır’ın tarihi kalbi Sur’da beklenen oldu. İçkale’nin ana arterlerinden Saray Kapı, kenti vuran ilk ciddi sağanakta adeta göle döndü. Suyun tahliyesi için DİSKİ vidanjörleri alelacele bölgeye sevk edilirken, kemerli geçitteki yaya ve servis trafiği tamamen felç oldu. Ancak asıl skandal, su baskınının doğanın değil, mühendislik hesaplamalarından yoksun bir altyapı hamlesinin eseri olması.

Yaklaşık 10 yıl süren araç işgaline son vermek amacıyla UKOME, Ağustos 2025’te tarihi bir karar alarak Saray Kapı’yı yaya öncelikli alana çevirdi. Hedef; UNESCO miras listesindeki eşsiz sur dokusunu ve Hz. Süleyman Camii güzergahını egzoz dumanından ve araç titreşimlerinden arındırmaktı. Bu kapsamda girişe elektronik mantar bariyerler yerleştirildi. Niyet doğruydu ancak saha uygulaması tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.
İddialara göre, bariyer sistemleri kurulurken kapı eşiğindeki mevcut yağmur suyu ızgaraları tamamen göz ardı edildi. Kemerli yapının oluşturduğu doğal eşik, dubaların taban plakaları ve eklenen kablo kanallarıyla daha da yükseltildi. Drenaj hesabı yapılmadan atılan bu adım, sokak kotundan inen yağmur sularının İçkale’ye veya rögarlara akmasını engelledi. Su, kapı ağzında dev bir gölete dönüştü ve çevre dükkanları esir aldı.
Üstelik bu sistemin ilk çöküşü değil; geçtiğimiz Eylül ayında aynı bariyerlerin taban plakaları parçalanmış ve araçlar yayalaştırılmış alana yeniden sızmıştı. Bölge esnafı, sistemin hem güvenlik hem de altyapı açısından sınıfta kaldığını belirtiyor.
Tarihi dokuyu korumak için araç yasağından geri adım atmak kesinlikle bir seçenek değil. Çözüm, işlevsiz bariyerleri tamamen sökmek değil, altyapıyı akılcı bir mühendislikle oya gibi yeniden işlemek. Acil eylem planı net:
Saray Kapı basit bir geçiş güzergahı değil, Diyarbakır’ın dünyaya açılan tarihi vitrinidir. İşi bitirene kadar bir sonraki yağmur felaketini beklemek yerine, bölgeye acilen seyyar ızgaralar ve geçici su pompaları yerleştirilmeli. Altyapısı çökmüş bir koruma projesi, koruma değil tahribattır.
Yorum Yap