16.yüzyılda yaşamış filozof Thomas Hobbes, insanın en büyük düşmanının kendisi olabileceğini ifade ederek yüzyıllar sonra bile yankı bulan çarpıcı bir tespitte bulunmuştur. Ne yazık ki, günümüzde bu tespitin acı bir şekilde doğrulanmasına şahit oluyoruz.
Özellikle de son günlerde yaşanan çoçuklara yönelik şiddet olayları, insanlığın karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Henüz sekiz yaşında olan bir masum çoçuğun, ‘Narin’in, acımasızca öldürülmesi ve çevresindeki insanların bu olaya duyarsız kalması, insanlığın vicdanını sorgulamamıza neden oluyor.
Nasıl olurda bir insan, hele ki bir çoçuk bu kadar acımasızca hayatından edilebilir? Üstelik kendi çekirdek ailesi ve yakın akraba komşularının gözleri önünde. Anne, abe, amca, kuzen, komşu neredeyse tüm köy halkı bu vahşete sessiz kalıp Narin’in katl edilmesini hayatın normal akışıymış gibi katil(leri) koruma tarzında tavır içersinde olmaları oldukça vicdan ve insanlıktan ne kadar uzak olduklarının gösteriyor. Çocuklar yeryüzünün melekleri diye anılır toplum içinde.
O kadar mahsun ve temizdirler ki insani duyguları onlarda his ederiz, Özlemdirler yarınlarımıza umutturlar, neşedirler, mutlulukturlar. Bu acımasızlığa dur demek için sesimizi yükseltmeliyiz.
Vicdanlarımız uyandığında, bu tür olayların bir daha yaşanmayacağını bilmekte en büyük tesellimiz olacağından haydi herkes vicdanlarını uyandırsın ki sabiler sokaklarda korkusuzca oynayabilsin.
Sicarettin ATAK
Yorum Yap