Dünya kamuoyu, Orta Doğu’daki gerilimin tırmandığı ve ABD-İsrail ekseninin İran’a yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, yaşayan en önemli düşünürlerden biri olan Slavoj Žižek’in sarsıcı analiziyle çalkalanıyor. İran rejimine yönelik eleştirel duruşuyla bilinen Žižek, son makalesinde şaşırtıcı bir pozisyon alarak; mevcut savaşta İran’ın yanında durmanın bir “etik ve siyasi zorunluluk” olduğunu savundu. Egemenlik İlkesi Rejimden Daha…
Dünya kamuoyu, Orta Doğu’daki gerilimin tırmandığı ve ABD-İsrail ekseninin İran’a yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, yaşayan en önemli düşünürlerden biri olan Slavoj Žižek’in sarsıcı analiziyle çalkalanıyor. İran rejimine yönelik eleştirel duruşuyla bilinen Žižek, son makalesinde şaşırtıcı bir pozisyon alarak; mevcut savaşta İran’ın yanında durmanın bir “etik ve siyasi zorunluluk” olduğunu savundu.
Žižek, analizinde İran rejiminin iç politikadaki baskıcı karakterini (özellikle kadın hakları ve ifade özgürlüğü konusundaki tutumunu) “dehşet verici” olarak tanımlamaya devam etse de, meselenin artık bir rejim tartışmasından çıktığını vurguluyor. Žižek’e göre İran, şu anda sadece kendisini savunmuyor:
“İran şu anda de facto olarak sadece kendi egemenliği için değil, egemenliğin küresel ilkesi için savaşıyor. Batı’nın kendi kurallarını seçici bir şekilde uyguladığı bu düzende, İran’ın direnişi evrensel bir hukuk mücadelesine dönüşmüştür.”
Haberin en çok ses getiren kısımlarından biri, Žižek’in İranlı siyasetçiler ile Batılı liderler arasında yaptığı entelektüel kıyaslama oldu. Batı medyasının İranlı yetkilileri “tek boyutlu dinci yobazlar” olarak karikatürize etmesini sert dille eleştiren filozof, Ali Laricani örneğini verdi:
Nükleer silah tartışmalarına da değinen Žižek, Ayetullah Hamaney’in nükleer silah kullanımını yasaklayan fetvasına katıldığını belirtti. Ancak, Mart 2025’te Laricani tarafından dile getirilen “saldırı altındaki İran’ın nükleer seçeneği değerlendirebileceği” yönündeki açıklamayı “meşru müdafaa” bağlamında değerlendirdi:
“Eğer varoluşsal bir tehdit altındaysanız, hayatta kalmak için nükleer caydırıcılığa başvurmayı düşünmenizi kim gerçekten suçlayabilir?”
Žižek, Avrupa Birliği ülkelerinin (İspanya’nın nispeten bağımsız tutumunu dışarıda tutarak) ABD dış politikasının “sadık hizmetkârları” haline geldiğini savundu. ABD’yi ise İsrail’in stratejik çıkarlarına rehin düşmüş bir yapı olarak tanımlayarak, küresel solun ve demokratların bu “vahşi ve haksız” saldırganlığa karşı İran’ın devlet egemenliğini savunması gerektiğini belirtti.
Sessizlik Duvarı ve Nevzat Bahtiyar Bilmecesi: Narin Dosyası Gerçekten Kapandı mı?
KÖY ENSTİTÜLERİNDEN TEKİNSİZ OKULLARA: DEVRİN KİNYAS KARTALLARI KİMLERDİR?
AİLEYE YÖNELİK SALDIRILAR
Amida’dan Diyarbakır’a: Bir Şehrin Taşa Yazılmış Hikâyesi
Memleketin Kalbinden Ufka Bakış: Devletin Vakarı ve Hakikat Terazisi
Yorum Yap