Ajans News Haber

Hamdi Temel: Kenevirin tedavilerde ki kullanımı heyecan uyandırıyor

Hamdi Temel: Kenevirin tedavilerde ki kullanımı heyecan uyandırıyor
Prof. Dr. Hamdi TemelTÜM YAZILARI
48 Okundu Okundu
15 Ekim 2021 - 13:51

Bugün Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi dekanı Prof. Dr. Ufuk Koca Çalışkan hocamın
ve doktora öğrencisi Selda Yıldırım’ın Ankara Ecz. Fak. Derg. “Kenevir ve Sağlık alanında
Kullanımı” adlı derleme makalesini okuyunca heyecanlandım. Gerçekten de kenevir ile ilgili
çok az şey biliyoruz, son yıllardaki makaleleri bolca okumak ve en kısa zamanda uygulamaya
yönelik projeleri hayata geçirmek ülkemizin ekonomisine katkı sağlamak gerekmektedir.
Çünkü zaten ülke olarak kenevir üretimini iyi biliyoruz.
Derlemede yüzün üzerinde makale incelenmiş, keyifle okudum, özellikle tedavi ile ilgili
kısımları sizlerle paylaşacağım. Fitokannabinoitler, terpenler ve pek çok etkili bileşikler
içermesi dolayısı ile pek çok tedavide kullanılmaya başlanmış bu efsane bitki.
Alzheimer
“Endokannabinoit sistemin Alzheimer gibi yaş ile ilişkili nörodejeneratif hastalıklarda hedef
mekanizmalardan biri olduğu düşünülmektedir” bilgisi gerçekten de çok önemli. “Yapılan in
vivo ve in vitro preklinik deneylerde, kannabinoitlerin β-amiloid toksisitesini azalttığı ve
nöroprotektif etki gösterdiği görülmüştür” verileri daha çok çalışmaların olacağını
göstermektedir, ümit ile bekliyoruz.
Anksiyete
“Yapılan çalışmalar kenevirin hem anksiyojenik ve hem de anksiyolitik olabileceğini
göstermektedir. Düşük dozlarda Δ 9 -THC’nin anksiyolitik etki gösterdiği, buna karşın yüksek
dozda Δ 9 -THC’nin ise anksiyojenik etki gösterdiği saptanmıştır” verileri ile kaygı ve korku
gidericiler olarak kullanılabilecektir.

Anoreksiya
“Kenevir kullanan kişilerin iştahlarının artması dolayısı ile aynı şekilde THC ve diğer CB1
agonistlerinin de iştah artırıcı etkileri olduğu belirtilmektedir” bilgisi ile iştah problemleri
çözülebilecektir.

Diyabet

“Diyabetik sıçan modelinde kannabidiol’ün makrofajlardan IL-12 salınımını ve plazma IFN-γ
seviyelerini düşürmek suretiyle β hücre zedelenmesini yavaşlattığı ve bu sebeple diyabette
endokannabinoitlerin önemine ilişkin çalışmalar artmaktadır. Ancak bu ana mekanizmayla
ilgili olan kanıtlar henüz yeterli düzeyde değildir. Bununla birlikte diyabette, karaciğerde
glutatyon rezervlerinin önemli ölçüde azaldığı ve lipit peroksidasyonunun da arttığı tespit
edilmiştir” verilerine göre bu alan ile ilgili çalışmaların daha da artması gerekmektedir.

Epilepsi
“Preklinik pek çok çalışma kannabinoitlerin epilepside kullanılabileceğini göstermiştir. CBD
ve CBD’nin propil türevi olan kannabidivarin ile yapılan preklinik ve klinik çalışmalar,
antikonvülsan etkiyi ortaya koymakla birlikte bu etkinin mekanizması tam olarak
aydınlatılamamıştır” bilgileri ile epilepsi hastalıkları üzerine çalışmalara yoğunlaşma
olmalıdır.

Kemoterapiye Eşlik Eden Bulantı-Kusma
“Bilindiği gibi bulantı ve kusma kanser kemoterapisinde kullanılan ilaçların en sık görülen
yan etkileri arasında bulunmaktadır. THC ve kannabidiol’ün CB1 reseptörleri üzerinden ve
başka birtakım mekanizmalarla bulantı ve kusmayı önlediği bilinmektedir. Dronabinol ve
nabilon özellikle konvansiyonel antiemetiklerle sonuç alınamayan kanserli hastalarda,
kemoterapiye bağlı bulantı ve kusmanın giderilmesinde 1980’li yıllardan beri klinikte
kullanılmaktadır” bilgisi çok önemli idi. Eminim bu çalışmalar üzerine de yoğunlaşılabilir.

Kronik Ağrı
“Bilindiği gibi kenevirin insan sağlığına yönelik keşfedilen ilk etkilerinden birisi analjezik
aktivitesidir. Medikal kenevir kullanıcıları da keneviri en çok bu etkisi sebebiyle
kullanmaktadır. Migren, kemik ve eklem ağrısı, menstrüel kramplar vb. pek çok ağrı tipinde
etkili olmakla birlikte, özellikle nöropatik ağrı ve kanser ağrısı gibi konvansiyonel tedavilere
cevap vermeyen tedavisi güç ağrı çeşitlerinde etkinliği çok daha yüksektir. Bu amaçla THC
ve CBD içeren standardize kenevir ekstresi nabiksimols, 2010 yılından beri klinikte
kullanılmaktadır” bilgileri zaten yıllardır bildiğimiz ağrılara inanılmaz çözümler sunmakta idi.

Kolit
“Kenevirin farklı preparatlarının gastrointestinal ağrılar, gastroenterit, diyare vb. pek çok
gastrointestinal hastalıkta uzun bir süredir kullanıldığı bilinmektedir. CBC, CBD ve CBG gibi

fitokannabinoitlerin çeşitli deney modellerinde inflamatuvar bağırsak rahatsızlıklarında
antienflamatuvar olarak rol oynadığı çeşitli araştırmacılar tarafından rapor edilmiştir” bilgileri
verilmiş, bu alanlar ile ilgili çalışmalara daha fazla yoğunluk verilmeli.

Multipl Skleroza Bağlı Spastisite
“Günümüzde kas spastisitesi, nöropatik ağrı, tremor, ataksi ve nörojenik mesane gibi multipl
skleroz semptomlarının tedavisinde kullanılan ilaçlar tam olarak tedavi edici değildirler ve
yan etkileri sebebiyle kullanımları kısıtlı olabilmektedir. Bu durum tüm dünyada multipl
skleroz hastaları tarafından kenevirin artan oranlarda denenmesinin sebebidir. Nabiksimols
2010 yılından sonra başta Kanada ve çoğu Avrupa ülkesi olmak üzere pek çok ülkede,
konvansiyonel tedavilere cevap vermeyen multipl skleroza bağlı spastisite ve ağrı tedavisinde
kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedaviler sırasında psikoaktif yan etki ve direnç oldukça düşük
düzeyde rapor edilmiştir ve hastalar tedaviyi iyi tolere etmişlerdir” bilgileri gerçekten bu alan
ile ilgili çalışacak akademisyenlere büyük bir ışık tutacaktır.

Şizofreni ve Diğer Psikozlar
“Kannabidiol’ün THC’nin psikoaktif etkilerini inhibe ettiği ve aynı zamanda şizofrenideki
metabolik, inflamatuvar ve stresle ilişkili semptomlar üzerinde de olumlu etkileri olduğu
gösterilmiştir” bilgileri ile şizofren ve diğer psikolojik rahatsızlıklar ile ilgili çalışmalara da
yoğunlaşabileceğini göstermektedir.

Uyku Bozuklukları
“Nabilon ve dronabinol ile yapılan kısa süreli tedavilerin obstrüktif uyku apnesinde yararlı
olabileceği ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Nabilonun aynı zamanda post-travmatik stres
bozukluğuna bağlı kabusları azalttığı ve kronik ağrısı olan hastalarda uyku kalitesini artırdığı
yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır” ile ilgili verilere bakarak uyku problemi olan hastalara
verilebileceği gösterilmektedir.

Tourette Sendromu
“Tourette Sendromu (TS), en az bir yıl süren motor ve vokal tiklerle karakterize, çocukluk
çağında % 0.4-0.6 sıklığında görülen nörogelişimsel bir bozukluktur. Bazı klinik çalışmalarla,
kronik kenevir ya da dronabinol tedavisinin tedaviye dirençli tourette sendromunda tikleri
azalttığı kanıtlanmıştır” bilgileri beni heyecanlandırdı gerçekten.

Bu makaledeki detaylı bilgilere ve çalışmalara aşağıdaki kaynaktan rahatlık ile ulaşabilirsiniz.
Tekrardan bu güzel derleme için değerli hocalarımızı kutluyor ve kenevir ile ilgili terapötik
çalışmaların ülkemizde daha artmasını temenni ediyorum.
Kaynak: Yıldırım ve Koca Çalışkan, Ankara Ecz. Fak. Derg. 44(1): 112-136, 2020

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: